Archive for Mart, 2008

30 Mart
2008
Yiğit Özgür’den birkaç karikatür-4

Eğlence

Yiğit Özgür

Yiğit Özgür

Devamını oku »

yorum yok | toplam 136 kez okundu
29 Mart
2008
TBY İzmir: Şükür Kavuşturana

Eğlence & Hayat & Ivır Zıvır & İnternet

TBY (Türk Blog Yazarları) Logoİzmirli Blog Yazarları olarak 19 Nisan 2008 Saat 14.00’da Konak Pier’de toplanıyoruz. Tüm TBY üyeleri davetlidir.

Şuradaki çağrıyla bizi buluşturmak için ilk adımı atan ve sonrasında uğraşıp duran Başak’a ne kadar teşekkür etsek azdır sanırım.

Buluşma hakkındaki son duyuruya buradan erişebilir, TBY topluluğundaki tartışma sayfasına buradan erişebilir, katılım için başvurunuzu buradan yapabilirsiniz.

Eğer İzmir’deyseniz ya da 19 Nisan’da burada olabilecekseniz sizi de aramızda görmek isteriz.

yorum yok | toplam 243 kez okundu
26 Mart
2008
Güne Başlarken-2

Kişisel

Dün gece bir sürü hayal kurdum. Şimdi hepsinin yıkılışını görmek için güne başlıyorum. Günaydın millet, hayallerden sıyrılıp güne atılma vakti geldi ne yazık ki. İfade resmi

2 yorum var | toplam 108 kez okundu
26 Mart
2008
Erdil Yaşaroğlu’ndan birkaç karikatür-2

Eğlence

Erdil Yaşaroğlu

Erdil Yaşaroğlu

Devamını oku »

yorum yok | toplam 131 kez okundu
25 Mart
2008
Faydalı ve Eğlenceli Linkler 4

Bilgisayar & Eğlence & Ivır Zıvır & İnternet

Internet’te sürterken rastladığım ilgi çekebilecek siteler No: 4.

Kaç gündür Ubuntu kurmaya çalışıyorum. Ama fark şurada: Ben bilgisayarıma değil de, Flash diskime kurmaya çalışıyorum bu işletim sistemini. Eh, biraz yol kat etmemiş de değilim ve çalışmalarım sürüyor bu konuda. Bu esnada yakaladığım güzel siteler oldu.

Burada Ubuntu 7.10’u bir Flash diske değişiklerin kalıcı olacağı şekilde (persistent mode) nasıl kurabileceğimiz anlatılıyor. İlginçtir ki orada yazanları harfiyen uyguladığım halde 1GB’lık Flash diskimde başarılı olamazken, 2GB’lık diskimde başarılı oldum.

Her neyse… Macera arıyorsanız ve Ubuntu’yu da merak ediyorsanız siz de deneyebilirsiniz. Ama ne yazık ki sık sık hata çıkabiliyor ve çok da başarılı değil. (Ubuntu değil, Flash disk için olan uyarlama, kızmayın hemen.) Ayrıca yine aynı sitede başka Linux dağıtımlarının taşınabilir kurulumları var. Belki Ubuntu maceralarımı başka bir yazımda anlatabilirim.

Dikkat: İşletim sistemini Flash diske bile kuruyor olsanız dikkat edin! En ufak bir hatada bilgisayarınız güme gidebilir.

Devam edelim… Devamını oku »

1 yorum var | toplam 130 kez okundu
23 Mart
2008
Ödev: Dosyalar

Bilgisayar & Bilmuh'cular için & C#

11 Mart 2008 tarihinde verilen “Dosyalar” ödevi için teslim ettiğim çözüm. Eğer farklı bir çözüm yöntemi merak ediyorsanız, kaynak kodumu inceleyebilirsiniz. Devamını oku »

yorum yok | toplam 141 kez okundu
22 Mart
2008
Güne Başlarken

Hayat & Kişisel

Bugün 22 Mart 2008 Cumartesi. Bugün için hayallerim var.

Uyuyamıyorum. Dün gece sırf uyuyabilmek adına yorgunluktan ölene kadar bilgisayarın başında kaldım. Bağımlı olduğumdan değil. Ya başka ne yapsaydım?

Sabah saat 05.30 civarı adımı bile hatırlamayacak duruma gediğim an, uyumam için en ideal zamandı. Kendimi koşarak yatağa attım.

Uyumak istediğimden değil, uyumak zorunda olduğumdan uyudum. Yorgunluk kapattı gözlerimi. Yastığıma sarıldım ve kafamın içinden geçen mutlu ütopyayı bir köşeye atmaya çalışarak uyudum. Tabi sürekli sağa sola dönmeyi, kâbuslar görmeyi, gece düşünmeye devam etmeyi, sabah bunları hatırlayıp iyiden iyiye çökmeyi, daha kötüsü bunları kimse anlatamayacağım gerçeğini bilmeyi uyumak sayarsanız…

Sabah 10 gibi uyandım. Uykumu almıştım ve kendimi berbat hissediyordum. Bir insan bu saatte kimi arayabilir? Eh, çok iyi biliyorum ama beni engelleyen bir şeyler var işte.

Biraz daha zorlayarak saati yarım ettim. Artık uykudan zerre yoktu; bir sağa, bir sola dönüyordum, mutlu hayallerle kendimi kandırmaya başlamıştım. Hâlbuki o mutlu hayalleri kurmayı bitirince nasıl çöktüğümü önceden biliyordum. Kendimi hemen engelledim. “Her şey güzel olmayacak!” Elinizdeki olumlu kanıtlar, el altından elde ettiğiniz olumsuzlardan kat ve kat daha azsa, anlam veremediğiniz bir sürü olay varsa, yalnızsanız, sizi anlayacak kişiyi seviyorsanız o zaman nasıl hala umudunuz olabilir?

Böyle düşünerek yatakta doğruldum. Sonsuz döngüye girmekten korkuyordum. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 151 kez okundu
21 Mart
2008
Ege İnternet Mağdurları

Bilgisayar & Bilmuh'cular için & Ivır Zıvır & İnternet

Ege Üniversitesi Logo ÇizikArkadaşlar üniversitemizde saçmalık ötesi bir uygulama başladı. Artık yurdumu eskisi kadar sevmiyorum.

Arkadaşlar artık yurdumuz Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde her bir bilgisayar gece gündüz zaman fark etmeksizin en fazla 64KB/sn ile aktarım yapacakmış. Daha doğrusu böyle bir şey duyurmaya bile zahmet etmediler, kendimiz fark ettik ki öyle.

Bu yurdun reklamı “yüksek hızda internet” olarak yapılıyor. 64KB/sn demek 512Kbps demek oluyor ki şu an o yurdum kıytırık ADSL’sinin bile en yavaşı 1024Kbps! Biz bir de Üniversite’de olacağız ve fiber optik bağlantılarla bağlı olacağız. Bu hızı şu anda kime söylesem bana g.tyle gülüyor. (Örnek: ODTÜ’lü bir arkadaşımı bu gerçeğe inandıramadım. Hala şaka zannediyor.) Devamını oku »

42 yorum var | toplam 384 kez okundu
19 Mart
2008
Ölüye Ağıt

Hayat & Kişisel

Ölüm KüçükDün çok sevdiğim bir insanı kaybettim. Hayır, hayır; öyle sandığınız gibi değil. Ölmedi çok şükür, şehit olmadı bir savaşta, hatta aslına bakarsanız fiziksel olarak benden bir kilometre bile daha fazla uzaklaşmadı.

Ama o kişi benim için öldü. Onu ben öldürdüm!

Onu çok ama çok seviyordum. Herkesten daha değerli kişiydi o, en üstteki insandı. Her şeyimi ama her şeyimi onun için feda edebilirdim, ya da her anımı onla geçirmek için aklınızın ucundan geçemeyecek çılgınlıklar yapabilirdim. Hala da öyle. Ama o artık bir ölü.

Hayır, onu ben öldürmedim! Ama onun için hayatımı feda edebilirdim.

Evet, belki de ilk defa, ben masumum! Ne geç kaldım ilkyardım için, ne de çağırıldığım an gelemeyen 112 servisi gidiydim. Gerektiği anda gerektiği yerdeydim. Ambulansı geç arayanlar kahrolsun!

O öldü. Onu çok seviyordum.

O öldü. Onu çok seviyordum. Hem de ne kadar çok.

Katili tanıyorum. Ne yazık ki… Parmak izlerini topladım, katilin maktul üzerinde bıraktığı etkileri okudum. 3.şahısların ve görgü tanıklarının olay hakkındaki izlenimleri fotoğraflarla bezenmiş bir Word belgesinde buldum kolaylıkla… Tüm deliller gerçekti. Tüm deliller katiline güvenen maktul tarafından özene bezene toplanmış, sabit diskin çatlak tahtasının içindeki görülmesi zaman alacak klasöre konulmuştu.

Ama zaman almadı.

Masaüstü ve Belgelerim… En sevdiğim iki klasör.

Ölüleri sevebilir misiniz?

Elbette ki. Geçen sene ikinci dönem, 13 Şubat’tan itibaren bir yıla yakın bir süre yaptığım aptallık da bu değil miydi? Ölüyü, ölümüne sevmek… Neredeyse bir saplantı…

Ölülerden medet umar mısınız? Yoksa siz hala türbede ayin yapan kesimden misiniz?

Ölüler sadece ölü ne yazık ki. Çürümüş bedenleri ve çürümüş beyinleri var. Unutmanız gereken insanlar… Fiziksel olarak ölüm nasıldır, yakın birisi gerçekte ölürse nasıl hissederim hatırlamıyorum, ama benim için ölen kişileri unutmak zorundayım. Her cenazede takılan, her mezar taşının ardında yıllarca ağlayan birisi olursam yaşamanın anlamı kalır mı?

Bugün öldü o benim için. Onu çok seviyordum. Belki bir süre ruhu benimle kalacak, belki onun ruhunun gitmesini ben istemeyeceğim, ya da o bana musallat olacak, ama eninde sonunda bitecek bu. Mutsuz bir son daha…

Katil ve maktul… Ruhları beraber yaşıyor… Yaşasın, elden ne gelir ki!

Öldü… Aramızda bir kilometre bile yok; ama yıkılması imkânsız, görünmez, betonarme bir duvar var.

O öldü. Artık tamamen yalnızım.

Devamını oku »

7 yorum var | toplam 195 kez okundu
19 Mart
2008
Anne, Ben Hödük Oldum

Hayat & Kişisel

TDK diyor ki:
Hödük: Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse).

Anne ben hödük oldum. Artık daha mutluyum. Artık takmıyorum ben hiçbir şeyi. Bir taş kadar umursamazım artık. Ama bir taş kadar güçlüyüm de. Kimse yıpratamıyor beni. En güçlü iş makinesi bile delip geçemiyor beni, kazı ucu kırılıyor ben yıpranmıyorum bile.

“Benim doğrularım” yok artık. Ben kimim ki “kendi doğrularım” olsun? Çoğunluk ne isterse onu yapıyorum ben. Topluluk nereye ben oraya. Kimse benden etkilenmiyor, ben bir şeyler yaratmaya çalışmıyorum artık.

Herkesi dinliyorum, eskiden de yaptığım gibi… Ama artık karar vermiyorum ben. Çoğunluk nereye ben oraya. Sonbaharda yere düşen ve her rüzgarda herhangi bir yöne sürüklenen yaprak ne kadar huzurluysa ben de o kadar huzurluyum artık…

Düşünmüyorum. Düşündükçe afakanlar basardı beni. Bir adım daha ilerisini görebilmek, daha doğru kararlar verebilmek, en önemlisi daha iyi bir insan olabilmek için ıkınır dururdum. Mutlu olabilmek için de.

Ne gerek var ki?

Anne ben hödük oldum. Artık bir taş kadar güçlüyüm. Ama bir taş kadar da duygusuz. Beni kimse yıpratamıyor. Tek bir şey hariç. O da durmadan çarpan dalgaların yarattığı aşınma. Beni basit şeyler yıpratamıyor, ama sürekli olması mı, o başka işte. Devamını oku »

2 yorum var | toplam 115 kez okundu