Ablamı evlendirdik. O artık Deniz ARDAHAN. Onlar artık yeni bir aile. Onlar şimdi balayında.
Sonsuz mutluluklar diliyorum. Balayı biter bitmez evlilik başlıyor da diyebiliriz. .png)
Düğün Günlüğü
Düğün Pazar günü, KONYA Selçuk Ünivesitesi Sosyal Tesisleri’nde saat 19′da idi. Antalya’dan Cumartesi sabah yola çıkacaktık. Ama ablam evden gelin olarak çıkmalıydı. .png)
Konu komşu ablama alkışlarla veda etti. Ama yoldayken bir çok kişinin aksine korna çalarak insanları rahatsız etmedik. Saatin 8.30 civarı… Gelin arabası yola çıkıyor. .png)
Gelinlik güzel görünse de rahat bir şey değilmiş. Haliyle Konya’ya kadar (4.5 saat) gelinlikle gidemeyeceğinden ablamların evine gittik. Hem “Damat Bey” damatlığını çıkardı, hem de “Gelin Hanım” gelinliğini.
Sonra ver elini Konya… Yol Manavgat’a kadar dümdüz ve ayrılmış yol ama maşallah trafik şehir içi trafiği… Antalya’da olduğunuz belli oluyor. Konya sapağına girince yol aniden sakinleşiyor ama bu sefer de dağ yolu. Turistik yolun cillop asfaltından çıkmışsınız, yol ya iki şerit ya üç şerit… Ama yine de güzel. Bir ara mola verdik. Fotoğrafta bizim arabamız ve gelin arabası yan yana. Haliyle önde çiçek, camın ortasında araba süsleri ve plakada ‘Mutluyuz, evleniyoruz.’ ile gitmeyi polis amcalar hoş görmezdi. Biz de sökmüştük. .png)
Ve Konya’dayız! Pek Konya’yı görme şansımız olmuyor, çünkü kestirmelerden giderken şehir merkezini atlıyoruz. En sonunda “erkek evi”
ne varmışız. Onların adetlerine göre düğünden önce aileler tüm akrabalarla beraber yemek yermiş. Her şey iyi gidiyor. (benim acilen tuvalete gitmem gerekmesi dışında)
Eve girdik. Maşallah siz deyin 30 ben diyeyim 50 kişi var evde. Herkes merhaba diyor, ben de merhaba diyorum. Bazıları kimin nesi olduğunu söylüyor, ben de “kardeşiyim” diyorum, ama kim olduklarını kesinlikle hatırlamıyorum. Oturma odasına geçiyoruz. “Merhaba nasılsınız?” “Daha daha nasılsınız?” sohbetleri başlıyor. Ben tuvalete gidiyorum (en büyük mutluluk). Hemen yanımdaki koltukta biri oturuyor ama kim bilemiyorum. Bana “Nerede okuyorsunuz?” diye soruyor. Ben de “Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği” diyorum. “Hmm…” diyor adam, “Ankarada mı?” diye soruyor. Ben kopuyorum
(ama içten) Ve seviniyorum, en kötü coğrafya bende değilmiş diye.
Tam herkes herkese gülücük saçarken ablama telefon geliyor. Burdur üzerinden gelen akrabalarımız gelmiş. Konya’yı bilmediklerinden ablam ve eniştem (alışmam lazım enişte demeye) onları almaya gidecekken, biz üç kuzen de aradan sıvışıp onlara katılıyoruz. (haliyle büyük muhabbeti, bizi açmıyor) Tam kapıda biz üç kuzen sıvışırken Eniştem’in babası Halil ARDAHAN geliyor ve diyor ki “Siz gençleri böyle muhabbet açmaz, siz geri gelmeyin, gezin tozun.” Bunu anladığı ve bize samiyetle söylediği için o andan itibaren müthiş ısınıyorum ona.
Herneyse… Hem akrabalarımızı karışılıyoruz, hem de ablamları eve geri postalayıp Konya turu atmaya başlıyoruz. Açız. Bir yer buluyor ve şark köşesinde lahmacun yeme şansına erişiyoruz. Karnımız doyunca ayaklarımız çalışmak istemiyor, insanın uykusu geliyor. Ama Konya’yı da gezmemiz gerekiyor. Lahmacun yediğimiz yerden çıkıyor ve sokakta boş boş yürümeye başlıyoruz. Aramızda anlaşıp şehir merkezine gitmeye karar veriyoruz. Yoldaki çöpçüye ‘Pardon’ diyorum, baksın diye. Duymuyor. Yaklaşıp bir daha ‘Pardon’ diyorum. Duymuyor. Dibine gidip ‘Bakar mısınız?’ diyorum, kendisine dediğimizi anca anlıyor. ‘Şehir merkezine nasıl gidebiliriz?’ diyoruz. ‘Karşıya geççen dolmuşa bincen.’ diyor. Biz Meram-Yeni Yol’da imişiz. Dolmuşa biniyor ve şehir merkezine uçuyoruz.
Konya güzel bir kent, çok farklı insanları var. Bizim gibi şort tişört gezenler de var, türbanlı kesim de. Kimse kimseye pek bir şey demiyor. Ama bazı krolar pis pis bakabiliyor. Bunda da Konya’yı suçlayamayız. Oldukça fazla cami var. Bir çoğu ihtişamlı. Ve gözüme de bir sürü okul çarptı. Ya hepsini benim geçtiğim yerlere yapmışlar ya da gerçekten çok okul var. Tıngır mıngır bir tramvay da var. Çok uzun bir hattı var ama öyle yavaş gidiyor ki bayıyor. Ayrıca Konya’nın ünlü Bamya Çorbası varmış. İçemedim, yorum yapamıyorum.
Tüm yollar Alaaddin Tepesi’ne çıkıyor. Trafik sıkışık ve karışık. Antalya’ya dönerken çıkışı bulmak için bir çok defa arabayı durudurup yok sorduk. Pek tabela yok. Olanlar da hangi yönü işaret ediyor anlamıyorsunuz. Tabelaya göre kaldırıma çıkmalısınız.
Konya şehir gezisine tarihi yerlere gitmedik. Daha çok şehir merkezi ya da çarşı-pazar olarak nitelendirebilceğimiz yerleri gezdik.
Bu sırada aile yemeği bitince “erkek evi”, “kız evi” ve konuklarını konaklayacakları Konya Öğretmen Evi’ne bırakmışlar. Bize de telefonla haber geldi. Biz de sora sora bulduk. Ablam saç provası için kuaföre giderken, gezmekten yorulan ben odamda dinlendim, bilgisayarda oyun oynadım, uyudum vs…
Pazar günü erken başlıyor. Her yerde bir telaş, şu şöyle olacak bu böyle olacak vs vs… Ailecek düğünün olacağı yeri merak ediyoruz.
Tamam Selçuk Üniversitesi Kampüsü Sosyal Tesisler’de de orası nerde? Tramvayın kampüsten geçtiğini öğreniyoruz ve tramvaya atlayıp (ElKart diye bir kartları var, tramvay 1.10 YTL) Kampüse gidiyoruz. Yolculuk 45 dakika kadar alıyor. Tramvay klimasız, gürültülü ve sarsıntılı. Açıkçası İzmir metrosunu özlemişim. Kampüste aradığımız yeri bulmak pek zor olmuyor. Hani gelmişken salona da bakalım diyoruz ama bunu başaramıyoruz. Anahtar sahibi orada değilmiş. Kampüste bir kafeye oturur ve yemek yerken kuaför saati erkene alınıyor (ayrıntı lüzumsuz) ve biz aceleyle tramvaya atlayıp geri dönüyoruz. Daha sonra benim açımdan pek bir şey olmuyor. Tek yaptığım düğün saati yaklaşınca cicilerimi giymem.
Vee düğün arabası geliyor. Yine süslü mü süslü. Bizi de topluyor ve konvoy halinde “Erkek Evi”ne gidiyoruz. Yukarısı yine kalabalık. Hepimiz coşkuyla karşılanıyoruz. Herkes yeni çift ile fotoğraf çektiriyor. Eeee, haliyle yeni çiftimiz çok tatlı görünüyor.
Bu anların fotoğrafları hemen aşağıdaki seri. Çözünürlüklerini yüksek tuttum, baskıya elverişliler. Bazıları orijinal boyutunda. Geç yüklenebilirler. Biraz sabır.
Fotoğraflara tıklayınca sağ altta kapat yazısının üstündeki düğme ile daha da büyültebilirsiniz.
Oradakileri de toplayıp konvoy halinde düğün salonuna gidiyoruz. “Yeni gelin” ve damat, VIP kapısından özel salonlarına giderken, biz de normal girişten salona çıkıyoruz. Geldiğimiz anda tabakta başlangıç yemeklerinin olması çok güzel. (acıkmıştım zira) Ses sorumlusuna giderek sahneye ilk çıkışlarında ve ilk danslarında çalacak müzikleri ayarlatıyorum. Garsonlar da dahil hepsi çok nazik.
VIP salonunda da ziyaret ediyoruz çiftimizi. Bir buçuk saat orda öyle beklemek can sıkıcı olunaca onları arada ziyaret ederek sıkıntılarını ve heyecanlarını almak da bize düştü
Bekleme salonunda da fotoğraf çektik. Aşağıda da bu fotoğraf serisini bulacaksınız. Fotoğrafların bir kısmı baskıya elverişli yüksek çözünürlüklü olduğundan geç yüklenir. Sabır!
Ablamlar içeride bekler ve can sıkıntısı ile heyecanın karışımından vaktin hiç geçmediğini düşünürken dışarıda salon iyice dolmuştu. Salondan aşağıdaki kareler objektifime takıldı.
Bir hareketlilik başladı… Belli, bir şey olacak. Benim ve kuzenlerimin eline aceleyle maytap tutuşturuldu. Ablam ve eniştem sahneye çıkarken iki tarafında maytaptan yol oluşturacakmışız. Geçtik, sıra olduk. Çakmakla maytabı yakmaya çalışıyoruz… Yanmıyor. Deniyorum… Yanmıyor. Ablamlar geçince ben de yanmayan maytabı sallayarak eşlik ettim artık.
Ayrıca tam kolonun arkasında olduğun için sahnedeki asıl maytapları farketmem de zaman aldı.
Richard Clayderman’ın çaldığı La Comparsita isimli parça ile sahneye çıkan yeni ailemiz, Goran Karan’dan Stay With Me isimli parça ile ilk danslarını yaptılar. Neredeyse dansları biter bitmez de evlenmek için 5 sandalyeli masaya oturdular. Nikah memuru yaptığı incelemeler sonucu evliliklerine mani bir şey bulamamış. Ablam ve Eniştem’in EVET’lerinin ardından aile cüzdanlarını onlara teslim ettiklerinde ablam artık Deniz ARDAHAN idi.
Ablam Deniz Ardahan, Barış abim Eniştem
olduktan sonra sözlü müzikler ve dans havaları eşiğinde bir eğlence koptu gitti. İlk dansta ben de ablamla dans ederken onun dışında daha çok masada oturmayı ve yemek yemeyi tercih ettim. Düğün pastası gelince “yuh” dedim, o kadarını beklemiyodum. 7 katlı pastayı da afiyetle yedik. Sahneye bir ara “sesi güzel bir konuk” davet edildi. Ama programda olduğu çok belliydi, çalgıcılarla hiç bozuşmadan arka arkaya bir çok parça seslendirdi. (sesi cidden güzeldi ama)
Programın sonuna doğru, çalmayan orgu da çaldırdıktan sonra oyun havalarıyla düğün sonlandı. Daha sonra bir çok kişi fotoğraf kuyruğuna geçerken benim objektifime aşağıdaki seri yakalandı. Tekrar uyarıyorum, bazıları baskılık olduğu için geç yüklenebilir.
Fotoğraflardan sonra ablamları konvoy halinde kalacakları otele kadar geçirdik ve öğremen evine geri döndük. Düğün macereası da böyle bitti. Ertesi gün yoldaydık ve sonra Antalya’da her şey kaldığı yerden devam ediyor…




























Bu yorumu Gelinin Annesi 29 Ağu 2007 tarihinde saat 17.22 iken yazdı.#
Hüzün ve mutluluk…Bu iki zıt kavramı birlikte yaşadım o gece.Kızımdan ayrılmamın hüznüne,O’nu mutlu görmenin sevinci karıştı.Onlar birbirlerini seviyorlar ve mutlular.Şimdi Marmaris’te balayı yapıyorlar..png)
Düğün macerasını çok güzel anlatmışsın ve ne de güzel bir anı olmuş.Teşekkürler oğlum.
Ne mutlu bana pırlanta gibi evlatlarım var.
Ardahan çiftine sonsuz mutluluklar…
Bu yorumu Argon 29 Ağu 2007 tarihinde saat 21.41 iken yazdı.#
Mutluluklar dilerim
Allah 1 yastıkta kocatsın
)
Bu yorumu technics 29 Ağu 2007 tarihinde saat 22.14 iken yazdı.#
Bütün hayatınız boyunca sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir yaşam sürmeniz dileğiyle deniz ablacım ve barış abicim… BENDEN SİZE KOCAMAN MUTLULUKLARR….png)
.png)
.png)
Bu yorumu tucasso 30 Ağu 2007 tarihinde saat 12.31 iken yazdı.#
Hayatımda gördüğüm en iyi insanlardan 2 Benzer ve 1 Ardahan,şimdi 1 Benzer 2 Ardahan oldu
Hayatları boyunca ablamın ve abimin mutlu yaşayacaklarından eminim.İyiki evlendiniz! .png)
Bu yorumu cerase 30 Ağu 2007 tarihinde saat 13.45 iken yazdı.#
İnanılmaz güzel ve birbirlerine bundan fazla yakışamazlardı heralde dediğim ablam ve abim olarak gördüğüm,bu güzel günlerininde ne kadar güzel geçtiğine yanlarında olarak şahit olduğum hayatları boyunca hep o samimi gülücükleri etrafa saçmalarını dilediğim iki güzel insan.png)
Allah mutlu mesut etsin bir ömür boyu
(Umut çok güzel bi anlatım olmuş)
Bu yorumu Gülçin Salman 30 Ağu 2007 tarihinde saat 21.50 iken yazdı.#
Tebrik ediyorum sizleri. Ne kadar güzel bir gelin ve damat; ve ne kadar da çok yakışıyorsunuz birbirinize.Hep böyle fotoğraflardaki gibi gülmenizi diliyorum. Mutluluklar…
Bu yorumu Fırat Deveci 31 Ağu 2007 tarihinde saat 05.15 iken yazdı.#
Umut oradaymışım gibi hissettim kendimi, her ne kadar senin yerinde olmak acı-tatlı karışımı olsa da.png)
.png)
Ablana bir ömür mutluluklar dilerim, tabi enişte beye de
(Ayrıca belirtmek isterim enişte bey bizim hüss’e çok benziyor; yanlış da görmüş olabilirim gecenin 05:13′ünde)
Pastayı görünce içim gitti, nedenini biliyorsun ;)
Darısı artık senin, benim, onun, herkesin başına.png)
Kim kimin ayağına bastı?
Bu yorumu Umut 31 Ağu 2007 tarihinde saat 05.40 iken yazdı.#
Fıratcım aldığım bilgilere göre ablam tam eniştemin ayağına basacakken eniştem önce davranıp ayağını çektiğinden ayak basma işlemi başarısızlıkla sonlanmış.
Hüss’e hakkaten benziyo ne diyim.png)
Bu yorumu Gelinin Kendisi 31 Ağu 2007 tarihinde saat 22.13 iken yazdı.#
Arkadaşlar ayak basma olayı imzalar atılana kadar sürdü
ve ben son anda ufacık da olsa basmayı başardım
zafer benimdirrr . ki ki ki ki
bu arada yorum yazan arkadaşlar hepinize de çok teşekkür ederim. sizler gerçek dostlarsınız. ceraseeeee iyiki geldin canım kardeşim sen birtanesin
Bu yorumu Ardahahan ailesi REİSİ CUMHURU 31 Ağu 2007 tarihinde saat 22.24 iken yazdı.#
Mugalata yapmadan eşim anlatmış olanları kulağınıza garip gelebilir nişanlım terfi ettiii
gerçekten o günü anlatın derseniz susabillirim ancak neresinden başlayacağımızı bilemiyorum .. Detayaları özel maillerle kabul ediyoruz
gelelim beni en çok mutlu eden olaya CREASE evet senden bahsediyorum o küçüçük yerçekimine ” g ”
kocaman bir yürek ve muhteşem bir saygı-tebessüm yerleştimişsin ki müsait olsa seni kucaklayarak havalara atardım sen ne demek istediğimi anlamışsındır
tukaş gülçin birey fırat yiğitcan sizlere de ne kadar teşekkür etsem azdır sizleri çok seviyoruz …. Her zaman ki gibi bizlerin bu mutlu gününde de bizleri yalınz bırakmadınız … görüşmek dileğiyle …
Bu yorumu Didem Özel 21 Eyl 2007 tarihinde saat 19.51 iken yazdı.#
Sevgili Umut bir düğün bu kadarmı güzel anlatılır…Düğünün üzerinden yaklaşık 1ay geçti ve ben o geceye tekrar geri döndüm.Bu sitenin varlığından 12 Eylül günü haberdar oldum ve anca bu nöbet gecesinde bakma fırsatı bulabildim.Bu düğün detayları da gelen giden hastaların arasında tebessüm etmemi sağladı sağolasın.Ellerine,emeklerine sağlık.Güleryüzlü Ardahan ailesi sizlere tekrar tekrar mutluluklar diliyorum.Sevgilili Benzer’ler ,sevgili Ardahan’lar sizleri çok seviyorum ve sık sık görüşebilmeyi diliyorum….
Bu yorumu Asena 23 Eyl 2007 tarihinde saat 23.44 iken yazdı.#
Ablam ve abime mutluluklar diliyorum, tebrikler.png)
.png)
.png)
.png)
Hep diyorum o gün sizlerle olmayı çok isterdim. Üzülüyorum ama yine de mutlu olduğum bir şey var, en azından burdan sizi yolcu edebildik gelin ve damadımızı o şekilde görebildik
Fotoğrafları yeni görüyorum, iki tatlı & güzel insan birbirlerine kavuşmuşlar ve mutlulukları yüzlerine yansımış, tebessüm dou her kare..
Kocaman huzur dolu birliktelik diliyorum tekrardan
Anlatımla yaşamış kadar olduk Umut ellerine sağlık
Bu yorumu stickman 17 Eki 2007 tarihinde saat 00.07 iken yazdı.#
Öncelikle mutluluklar dilerim. 22 yıldır Konya’da yaşayan ve 4 yıldırda Selçuk Üni. de okuyan biri olarak, hergün yemek yediğimiz, biz öğrencilerin deyimiyle SOTE de, yani sosyal tesislerde düğün yapıldığına ilk defa şahit oluyorum. Şaşırdım. Öğretmen evi yıllardır otel olarak işletiliyordu, bi kaç sene önce öğretmen evine çevirdiler. Bu arada şaşırdığım bişey daha var, Konya’nın trafiğinden şikayet eden ilk sizi gördüm
Başka şehirlerden gelen bi çok kişiden, ne güzel, çok sakin trafik, insan zevk için çıkar araba sürer gibi tepkiler gelmişti..png)
Ben o tramvayda hergün 45 dk gidip 45 dk geliyorum. Düşün artık halimi
tekrar mutluluklar ablana ve eniştene.
Bu yorumu zehra cankar 29 Eki 2007 tarihinde saat 15.01 iken yazdı.#
halil hocanın sunularını nette ararken tesadüfen fotolarınızı da gördüm.gerçekten güzel bi düğün olmuşa benziyor.mutluluklar diliyorum.halil hocama çok selamlar
Bu yorumu Anonim 03 Kas 2007 tarihinde saat 09.41 iken yazdı.#
süper ya of
Bu yorumu Anonim 30 Nis 2008 tarihinde saat 22.51 iken yazdı.#
Umut
Sİteni tesadüfen gördüm.
Çok beğendim. Kolay gelsin. Teşekkürler . Zametlerin için.
Çok faydalı bir site olabilir.
Sitenden bazı avi HTML dosyaları sunabiliriz. Matematik eğitimi ü ve bilgisayar üzerine…
Prof. Dr. Halil ARDAHAN
Selam ve sevgiler