Filitre
08 Ağustos
2008
00.01

Çapaklı ElektrikSloganları duyabiliyorum uzaktan… Binlerce Kepez’li belediye binasının önünde toplanmış bağırıyor:

- Teedaş şaşırma sabrımızı taşırma!
- Teedaş şaşırma sabrımızı taşırma!

Dün saat (gece yarısını geçtiği için bugün sayılır aslında) 00.00 sularında elektrik gitti. İki saate yakın bir süre gelmedi. Hayır İnterneti geçim, bilgisayarı geçtim, buzdolabını bile geçtim, yaşamak için elektriğe ihtiyacımız var bizim! Hava 40’lı derecelerde Antalya’da! Sıcaktan ölüyoruz ve serinlemek için her daim klima/vantilatöre ihtiyacımız var. Uyuyamıyoruz bile vantilatörsüz!

2 saat geçti dedim elektrik yokken… Amerikalı değiliz çok şükür. Yoksa paniğe kapılır sokağa dökülmek zorunda kalırdık habire. Öyle ya, bir elektrik kesilmiş binlerce Amerikalı sokağa dökülmüş… Biz mi? Türk insanı akıllıdır, elektrik kesintileri koymaz ona.

2 saat sonra zor zahmet gelen elektrik “çapaklıydı” maalesef. Demek istediğim şu ki, elektrik var, ampül yanıyor, klima çalışıyor, ama adaptörle çalışan ve yüksek amper çeken bir çok cihaz (örnek: modem) çalışamıyor! Çünkü voltajı ve akımı düzgün stabil bir elektrik veremiyorlar.

Mikrodalgayı açıyoruz, elektrik aslında var olup da insani değerlerde olmadığı için (bundan sonra çapaklı diyorum kısaca) mikrodalganın içindeki yemek dönüyor dönüyor dönüyor, ama cihaz o elektrikten dalga üretemiyor. Çıkar yemeği, buz gibi hala.

Modem de öyle… Çalışıyor… Işıklar tamam… Ama ikide bir kendini yeniden başlatıyor. Neden? Bozuk mu? Hayır! Elektrik çapaklı çünkü! Modemin çalışması için gerekli standartta değil. henüz bozulan cihazımız yok, ona da şükür!

Gece 00.00’dan bu yazıyı yazdığım şu ana kadar (23.30) defalarca elektrik geldi gitti, belki onlarca kez voltaj düştü ve elektrik bir defa bile standartlarda gelmedi. Kablosuz modem hiç çalışmıyor. (Power ışığı sürekli yanıp sönüyor) Kablolu modem ise çalışıyor ama ikide bir yeniden başlıyor. Hoparlör bözürt buup gibi garip garip sesler çıkarıyor vs vs… Devamını oku »

yorum yok | toplam 25 kez okundu | bugün 25 kez okundu
29 Temmuz
2008
01.57

Cevabını en çok merak ettiğim sorulardan biri…

Antalya Hafif Raylı Sistem 1. Etap İnşaatıÖncelikle biraz bilgi vereyim: Antalya Raylı sistem projesi, müjdesi Kasım 2006’da verilmiş, Antalya’nın Kuzey-Güney trafik akışını kolaylaştıracak bir projedir.

Şu anda birinci etap yapım çalışmaları devam etmektedir ve bu yüzden şehir trafiği felç olmuş durumdadır.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in yaptığı açıklamaya göre 1.5 yıl sürecek inşaatların ardından, 31 Aralık 2008 tarihinde 2 vagonla deneme seferlerine başlanacak, Mart 2009’da 4 vagonla devam edilecek ve Haziran 2009’da 14 vagon ile tamamen aktif duruma geçilecek. Devamını oku »

3 yorum var | toplam 123 kez okundu | bugün 8 kez okundu
25 Temmuz
2008
17.24

Yavaaaaş! Bugünlerde İnternet çok yavaş. Türk Telekom yine neyi bozdu acaba? Kendi sitemden, Google’a kadar tüm siteler çok yavaş açılıyor. Özellikle 15 – 00 arası Internet iyice yavaşlıyor. Yavaşlığı yetmezmiş gibi herhangi bir sayfaya tıkladığımda “Sayfa Görüntülenemiyor” hatası alıyorum. F5’e basıp yenilediğimde aynı sayfa yenileniyor… (Sorun sunucularda değil, Google’da bile böyle olmazdı aksi halde.)

Merak ettiğim şu: Bu sorun sadece beni etkilemiyor, bundan eminim. Ama ne çaplı bir sorun acaba? Tüm Türkiye’de mi, yoksa sadece Antalya civarı mı böyle? Yoksa sadece bizim ilçe mi ezik kaldı?

5 yorum var | toplam 131 kez okundu | bugün 10 kez okundu
16 Temmuz
2008
03.26

Markalar yazı dizisinde sevdiğim ve sevmediğim markaları nedenleriyle beraber anlatıyorum.

ULAŞIM SEKTÖRÜ

Sevilen: Kamil Koç

Kamil Koç Logo Rahat, güvenli ve konforlu bir ulaşım… Üniversite zamanı İzmir – Antalya arasında mekik dokumaktayım. Gerek güler yüzlü personeli, gerek otogardan vaktinde kalkması, gerek Internet’ten kolaylıkla bilet alınabilmesi, gerek Rahat Hat ile tek kişilik koltukta yolculuk etmek ama tabi ki en önemlisi güven, benim gözümde Kamil Koç’u bir numara yapıyor.

Kamil Koç’un eksileri: İzmir-Antalya arasında inatla Keloğlan Dinlenme Tesisi’nde durması. Orası berbat, ben Tuna’yı istiyorum.

Diğer hoşlandığım ulaşım markaları: Pamukkale Devamını oku »

3 yorum var | toplam 223 kez okundu | bugün 2 kez okundu
27 Haziran
2008
17.04

Şehir dışından gelip Antalya’yı tam bilmeyenler, özürlüler, yaşlılar, hamile bayanlar ve baş edemeyecekleri çocukları olanlar hariç, otobüste ineceği durağa gelene kadar k.çını oturduğu koltuktan ayırmaktan aciz insanlara gıcık oluyorum.

Senaryo

Otobüs tıklım tıklım doludur. X şahsı bir durak sonra inecektir ama otobüsün orta kısımlarında ayrıca pencere kenarında oturmaktadır.

Bu şahıs ineceği durağa yaklaşıldığında koltuğunda kıpırdaşmak suretiyle yanındakine ineceğini belli eder. Sonra koltuğunda hafifçe ayağa kalkarak ineceği durağa dikkatlice bakar. Burada neyi amaçladığını ben de bilmiyorum. Acaba ineceği yere ne kadar mesafe kaldığını ve kaç saniye daha koltuğunda oturacağını mı hesaplamaktadır? Yoksa durağın üstüne nükleer bomba düşüp düşmediğini mi kontrol etmektedir? Bu hep sır olarak kalacak. Bu esnada karakterimiz “DURACAK” lambasının yanıp yanmadığını da kontrol eder. Devamını oku »

3 yorum var | toplam 237 kez okundu | bugün 1 kez okundu
04 Nisan
2008
18.05

no-friendsSizce MSN hayatın yerini tutabilir mi? Kimseyi görmeden, kimseyi aramadan, sadece MSN’den arkadaşlıklarınızı devam ettirebilir misiniz?

Böyle sorulunca cevap açık ve net oluyor sanırım: Hayır.
Ama ne yazık ki böyle davranan arkadaşlarım var.

Anında mesajlaşma yazılımları “haberdar olmak” ve “hal hatır sormak” için değildir arkadaşlar! Anlık mesajlaşma yazılımları telefon parasından kurtulmak için kullanabileceğiniz günü organize etme araçlarıdır. MSN’den bir arkadaşınıza ertesi gün için size imza atmasını söyleyebilirsiniz. Canınız istiyorsa arkadaşınızla sinema programı da yapabilirsiniz. Çok güzel geyik de çevrilir MSN’de, gülmekten yerlere yatarsınız, eğlenirsiniz… Ama “dostluk”, “arkadaşlık” sürdürülmez MSN’de. Bir defa insan görmek ister. Kanlı-canlı, gülümsemesiyle, sesiyle, neşesiyle, derdiyle, hüznüyle, sevinciyle “dost” (ya da arkadaş) olarak gördüğü kişiyi görmek ister. Aksi halde neden her Antalya’ya gidişimde arkadaşlarımı görmek isteyeyim? Biz MSN’den hiç konuşmuyor muyuz?

MSN böyle bir illet işte arkadaşlar… İnsanlar MSN’de yazıştıkları kişiyi “görmüş gibi olduklarını” iddia ediyorlar. Aylarca görmediğiniz bir kişiyle eğer MSN’de her gün yazışıyorsanız sizin samimiyetiniz hiç bozulmuyormuş. Uydurduğunuz bahaneler daha kabul edilebilir oluyormuş. Size “Hadi len oradan!” demek istiyorum arkadaşlar. Siz cidden bir insanı görmeye gerek duymuyor, yeri geldiğinde sırf bir kişiyle buluşmamak için 10 saniyede 1010 bahane bulabiliyor, ama MSN’e gelince balım cicim oluyorsanız, ben bunu yapan herkesin dostluğundan da arkadaşlığından da şüphe ederim!

MSN’i “dostluk” gibi değerli bir kavrama alet etmeyin arkadaşlar! “Gerçeklerden oluşan imkânsızlıklar” dışındaki hiçbir neden iki dostun arada bir buluşmasına, birbirlerinin suratlarını görmesine, bazı şeyleri paylaşmalarına engel olamaz. MSN’de yazdıklarınız, gösterdiğiniz samimiyet pek bir şey ifade etmiyor bana… Devamını oku »

2 yorum var | toplam 476 kez okundu | bugün 7 kez okundu
24 Şubat
2008
08.30

Kamil Koç LogoYine aynı şekilde bir veda ile şehirlerarası yola aktı. Önce otogardan çıktı, daha sonra şehirden. Şehrin, daha doğrusu şehrin şehir merkezi denilebilecek noktalarının bitimini kocaman, heybetli yemyeşil dağlar, bu dağlara tırmanan üçer şeritli gidiş ve geliş yolları izledi. Yollarda bu rampaları tırmanan onlarca yolcu otobüsleriyle bu rampalardan aşağı inmekte olan, Antalya’ya belki de ilk defa giren araç sahipleri vardı.

Yol uzadıkça uzuyordu. Daha henüz İzmir’e beş saat kırk beş dakika vardı. Geçen her saniyeyle Antalya’nın getirdiği pozitif enerji ve +3 mutluluk puanı da kayboluyordu…

Umut BENZER

Devamını oku »

yorum yok | toplam 460 kez okundu | bugün 1 kez okundu
24 Şubat
2008
01.37

AntKart logoŞuradaki yazımda AntKart almaya gittiğimde gördüğüm kuyruğu, nasıl işin içinden çıkılmaz hale geldiğini yazmış ve sinirlerimi sizlere belirtmiştim.

Şaşırdığımı itiraf etmeliyim ki AntKart’dakiler beni ciddiye aldılar. Aslına bakarsınız bırakın o yazıyı göreceklerini, müşteri hizmetlerine şikâyetlerimi bildiren elektronik postaya bile cevap vereceklerini sanmıyordum.

O kadar uzun bir süre bekledikten sonra kafayı yemiş bir hale geleceğimden yazdıklarımın da ancak o kadar yumuşak (!) İfade resmi olabileceğinde bana hak vermelerine öncelikle teşekkür ediyorum.

AntKart macerasını onların gözünden de dinlemiş olmak beni mutlu etti ve aydınlandığımı da itiraf etmeliyim. Devamını oku »

9 yorum var | toplam 1,272 kez okundu | bugün 6 kez okundu
19 Şubat
2008
21.41

Bölüm 1: Ümit Farklı

Ümit Farklı, Akdeniz Üniversitesi’nde bir öğrenciydi. O da dönemdaşları gibi ÖSS’den nefret etmiş, hazırlıkta hayatının en farklı senesini geçirmiş, daha sonra da birinci sınıfa geçmişti.

Ümit Farklı aslen İzmirliydi. Üniversiteden önceki 17 senesinin tamamını İzmir’de geçirmişti. Antalya hazırlık sınıfında büyülü gibi geldi ona. Yepyeni ve keşfedilmeyi bekleyen bir şehir, kocaman bir kampus, hep hayalini kurduğu meslek, hazırlıkta hep beraber olduğu arkadaşları… Yeni bir ili topluca keşfetme çabaları… Vakit öldürmek için değil, sadece uyumak için girdiği bir yurt odası… Uymak için özel bir şey yapmadığı, tam kendisine göre olan bir ortam…

Ümit’in bir senesi böyle geçmişti.

Ümit’in koca bir sene boyunca tek sorunu aşk meselelerindendi. Âşık olmuş, ama karşılık bulamamıştı aşkına. Bu biraz sorun yaratsa da Ümit Farklı gelecekte mumla arayacağı böyle Sevgi dolu günlerin bittiğini henüz bilemiyordu. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 306 kez okundu | bugün 19 kez okundu
19 Şubat
2008
00.08

AntKart logoEfendim, öncelikle Antalyalı olmayanlar için bilgi vereyim: Antkart, Antalya şehir merkezi sınırları içerisinde geçerli olacak bir akıllı kart uygulamasıdır. İzmir Kentkart, Manisa KentKart, Bursa BuKart, Konya Elkart, Ankara Ego, İstanbul AKBİL gibi bir uygulamadır kısaca.

Antkart’ın farkı şurdadır: İster herhangi bir bayiden alınabilir, ya da kendinize özel resimli bir kart almak için Antkart A.Ş.’nin merkezine başvurabilirsiniz.

Eğer kişisel kart alırsanız size şu faydaları dokunur:

  1. Kartı kaybederseniz bildirdiğiniz takdirde 72 saat içinde kartın içindeki bakiyeniz dondurulur.
  2. Eğer indirimli bir kişisel kart alırsanız öğrenci, özürlü, emekli vb. indirimlerinden faydalanabilirsiniz.
  3. Bitti.

Yani kısaca sırf öğrenci geçinmek için ya da artistlik olsun, resmim olsun, diye alınır. Çünkü kartın da içinde olduğu cüzdan kaybedilince içindeki Antkart’a ve içindeki 10 kuruşa değil, kredi kartlarına ve nakite yanar insan.

Ayrıca ister standart, ister kişisel kart alın şu faydaları da vardır:

  1. Cebiniz 10 YTL hafifler. (sanki altın kaplama ya kartlar, İzmir’de neden 5 milyon?)
  2. Sayın başkanımızın torpillisi olan bir şirkete milyonlar kazandırırsınız. (tahminim)
  3. Diğerleri.

Şimdi olayların saçmalaştığı yere gelelim. Benim üniversite kartımın arkasında “Bu kart sahibi Türkiye’nin her yerinde Üniversite Öğrencilerine sağlanan kolaylıklardan faydalanır.” yazmaktadır. Ama Antalya’da eskiden beri bu yeterli gelmemektedir. Zira eskiden dolmuş ve otobüsçüler bu kartı beğenmeyip paso rica ederlerdi. Şimdi de Antkart için ayrı bir öğrenci kartı almamız şart olmuş.

Bu kötü bir şey değil. İnsanlar öğrenci kartı ya da belgesiyle başvurup öğrenci Antkart’ı alabilir, bu doğaldır diye düşünüyorum. Ta ki:

Evet, şimdi dünyanın en ama en saçma, en çok adam ayıran, öğrencileri hiçe sayan, sırf para kazanmak uğruna istenmiş bir belgeyi sunuyorum size.

Öğrenci Antkart’ı almak için eğer Antalya dışında okuyorsanız ANTALYA’DA İKAMET ETTİĞİNİZE DAİR BİR BELGE ALMANIZ GEREKİYOR. Yani siz Antalya’da kalmıyorsanız sizin öğrenciliğiniz gözünü para hırsı bürümüş (kişisel düşüncem) bazı kişileri ilgilendirmiyor.

Şükür ki Antalya’da ikamet ediyorum ki bu belge de sorun olmadı. Öğrenci belgem de vardı. Gittim başvurmaya… Antalya’nın merkezindeki (!) Antkart A.Ş. binasında GELEN TÜM ANTALYALILARA kaç kişi hizmet veriyordu biliyor musunuz?

3
İfade resmi

Şaka değil! Sadece üç kişi kart vermekle ilgileniyordu. Antalya’nın nüfusu 1.700.000 civarında bir rakam. 200.000 kişi kart almayacak olsa eder bir buçuk milyon. 3 kişi kart verdiğine göre GİŞE BAŞINA 500.000 (BEŞ YÜZ BİN) kişi kuyruk eder! Bunu görüp de başka merkezler açamayacak BEYİNSİZLİK kimde görülmüştür? Arkada bir işler dönüyor ama… Torpil mi rüşvet mi nedir acaba? Devamını oku »

9 yorum var | toplam 1,328 kez okundu | bugün 6 kez okundu
Ana Sayfa'ya git İletişelim MSN'den Bağlantı Kurun Kendimi Şanslı Hissediyorum! 19 kişi gelişmeleri RSS ile takip ediyor.