21 Haziran
2008
Sene Bitti

Hayat & Kişisel

Bir seneyi daha geride bıraktım.

Bu sene de bomboş geçti. Çok şey öğrendim bu sene. Ama ne yazık ki büyük bir kısmı güzel şeyler değildi.

Hayat akıp gidiyor. Ve ben sadece izliyorum.

Bu sene öğrendiklerimden bazıları: Devamını oku »

3 yorum var | toplam 263 kez okundu
30 Mayıs
2008
Ya, eğer?

Hayat & Kişisel

elseifHayatımızın “ya, eğer” kısmı, doğru olanı yaptığımızı kanıtlayan, ancak diğer taraftan hayatımızın ne kadar b.ktan olduğunu bize gösteren, hayal gücümüzün inanılmaz yoğunlukta çalıştığı noktaya taktığım addır.

Zaman, Lise’de okurken yazdığım, iki sonu olan bir hikâyedir. “ya, eğer” durumunu bu hikâye üzerinden örnekleyeceğim. Örnek, hikâyenin sonuna dair bilgiler içerecek. Eğer hikâyenin özeti yerine kendisini okumak istiyorsanız buradan kendisine ulaşıp bu yazıyı okumayı erteleyebilirsiniz. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 240 kez okundu
08 Nisan
2008
Nefret Ettiklerim-3

Ivır Zıvır

  • Birden fazla anlama gelecek sözler söylemekten de bana söylenmesinden de nefret ediyorum. Ama ne yazık ki bunu sıkça yaptığım gibi bana da sıkça yapılıyor ve bu konuda elimde olan bir şey yok. İşe bu açıdan bakınca politikacıları anlamak bir ölçü kolaylaşıyor sanki.
  • Gezip tozmak varken yurt odasına tıkılıp kalmaktan GERÇEKTEN NEFRET EDİYORUM! Ahh şimdi … ile …’nda olmak vardı. (Quizlerde dedikleri gibi: Fill in the blanks with the correct word.)
  • “de” ekinde yapılan yazım hatalarından nefret ediyorum.(Örnek: Ayşede gelecek. Ev de tuz, şeker ve karanfil vardı.) Bu hatayı dalgınlıktan değil de, kuralı bilmediklerinden dolayı yapan herkes embesil muamelesi görmelidir bence.
  • İnek öğrencilerden nefret ediyorum.
  • Üniversite’nin Internet bağlantısının 64Kilobayt/sn’ye düşmüş olmasından nefret ediyorum. (iki katına çıktı.)
  • İnsanların MSN’de yazışmak suretiyle karşıdakiyle ilgilendiklerini göstermeye çalışmalarından nefret ediyorum.
  • Esasında MSN’den nefret ediyorum sanırım. Ama kullanmadan da olmuyor.
  • Araçların sanki iki adım daha yaklaşınca bir şey oluyormuş gibi trafik ışıklarının dibine girip yaya geçidinin ortasında durmasından ve bu yüzden S çizerek yürümekten nefret ediyorum. Bu nefretimin bir uzantısı olarak bu şekilde duran araçların şoförlerinden de nefret ediyorum.
  • Metro-Bilmuh çıkışındaki trafik ışığının kapının diğer tarafına olmamasından nefret ediyorum. O ışık sanki 5 metre geriye yapılsa bir şey olacaktı!
  • Ayrılıklardan nefret ediyorum.

Devamını oku »

1 yorum var | toplam 203 kez okundu
04 Nisan
2008
MSN Dostluk Arka Kapısı Değil!

Bilgisayar & Hayat & Kişisel & İnternet

no-friendsSizce MSN hayatın yerini tutabilir mi? Kimseyi görmeden, kimseyi aramadan, sadece MSN’den arkadaşlıklarınızı devam ettirebilir misiniz?

Böyle sorulunca cevap açık ve net oluyor sanırım: Hayır.
Ama ne yazık ki böyle davranan arkadaşlarım var.

Anında mesajlaşma yazılımları “haberdar olmak” ve “hal hatır sormak” için değildir arkadaşlar! Anlık mesajlaşma yazılımları telefon parasından kurtulmak için kullanabileceğiniz günü organize etme araçlarıdır. MSN’den bir arkadaşınıza ertesi gün için size imza atmasını söyleyebilirsiniz. Canınız istiyorsa arkadaşınızla sinema programı da yapabilirsiniz. Çok güzel geyik de çevrilir MSN’de, gülmekten yerlere yatarsınız, eğlenirsiniz… Ama “dostluk”, “arkadaşlık” sürdürülmez MSN’de. Bir defa insan görmek ister. Kanlı-canlı, gülümsemesiyle, sesiyle, neşesiyle, derdiyle, hüznüyle, sevinciyle “dost” (ya da arkadaş) olarak gördüğü kişiyi görmek ister. Aksi halde neden her Antalya’ya gidişimde arkadaşlarımı görmek isteyeyim? Biz MSN’den hiç konuşmuyor muyuz?

MSN böyle bir illet işte arkadaşlar… İnsanlar MSN’de yazıştıkları kişiyi “görmüş gibi olduklarını” iddia ediyorlar. Aylarca görmediğiniz bir kişiyle eğer MSN’de her gün yazışıyorsanız sizin samimiyetiniz hiç bozulmuyormuş. Uydurduğunuz bahaneler daha kabul edilebilir oluyormuş. Size “Hadi len oradan!” demek istiyorum arkadaşlar. Siz cidden bir insanı görmeye gerek duymuyor, yeri geldiğinde sırf bir kişiyle buluşmamak için 10 saniyede 1010 bahane bulabiliyor, ama MSN’e gelince balım cicim oluyorsanız, ben bunu yapan herkesin dostluğundan da arkadaşlığından da şüphe ederim!

MSN’i “dostluk” gibi değerli bir kavrama alet etmeyin arkadaşlar! “Gerçeklerden oluşan imkânsızlıklar” dışındaki hiçbir neden iki dostun arada bir buluşmasına, birbirlerinin suratlarını görmesine, bazı şeyleri paylaşmalarına engel olamaz. MSN’de yazdıklarınız, gösterdiğiniz samimiyet pek bir şey ifade etmiyor bana… Devamını oku »

2 yorum var | toplam 429 kez okundu
03 Nisan
2008
Bahane Bulma Kılavuzu

Hayat & Ivır Zıvır & Kişisel

Bahane Bulma Kılavuzu

Arkadaşlarımızın bize sürekli bahaneler uydurması, genelde sudan sebeplerle bizi ekmeleri, genelde yarı yolda bırakmaları, bize lafta verdikleri değeri davranışlarıyla en güzel şekilde göstermeleri (!) bizim daha yaratıcı olmamıza yol açtı.

Güvenin ve arkadaşlığın kolay kolay kazanılmadığı ve anında kaybedildiği böyle b.ktan bir dünyaya biz de bir şeyler katmak istiyoruz.

Arkadaşlarımızın (acaba?) bize sürekli ama sürekli bahaneler uydurması bunları bir arşivde toplama düşüncesini beraberinde getirdi. Dedik ki şimdiye kadar katlanmak zorunda olduğumuz bahaneleri, bundan sonra duymamız olası bahaneleri; aslında mümkün olan tüm bahaneleri bir kitapta toplayalım, bunları bir güzel kategorilendirelim ve herkesle paylaşalım. Devamını oku »

3 yorum var | toplam 271 kez okundu
19 Mart
2008
Anne, Ben Hödük Oldum

Hayat & Kişisel

TDK diyor ki:
Hödük: Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse).

Anne ben hödük oldum. Artık daha mutluyum. Artık takmıyorum ben hiçbir şeyi. Bir taş kadar umursamazım artık. Ama bir taş kadar güçlüyüm de. Kimse yıpratamıyor beni. En güçlü iş makinesi bile delip geçemiyor beni, kazı ucu kırılıyor ben yıpranmıyorum bile.

“Benim doğrularım” yok artık. Ben kimim ki “kendi doğrularım” olsun? Çoğunluk ne isterse onu yapıyorum ben. Topluluk nereye ben oraya. Kimse benden etkilenmiyor, ben bir şeyler yaratmaya çalışmıyorum artık.

Herkesi dinliyorum, eskiden de yaptığım gibi… Ama artık karar vermiyorum ben. Çoğunluk nereye ben oraya. Sonbaharda yere düşen ve her rüzgarda herhangi bir yöne sürüklenen yaprak ne kadar huzurluysa ben de o kadar huzurluyum artık…

Düşünmüyorum. Düşündükçe afakanlar basardı beni. Bir adım daha ilerisini görebilmek, daha doğru kararlar verebilmek, en önemlisi daha iyi bir insan olabilmek için ıkınır dururdum. Mutlu olabilmek için de.

Ne gerek var ki?

Anne ben hödük oldum. Artık bir taş kadar güçlüyüm. Ama bir taş kadar da duygusuz. Beni kimse yıpratamıyor. Tek bir şey hariç. O da durmadan çarpan dalgaların yarattığı aşınma. Beni basit şeyler yıpratamıyor, ama sürekli olması mı, o başka işte. Devamını oku »

2 yorum var | toplam 168 kez okundu
17 Mart
2008
Samimiyet bir yanılsama mı?

Hayat & Kişisel

Sırtından BıçaklanmakEğer bildikleriniz bilmeniz gerekenin (sadece) bir adım ötesindeyse samimiyet, doğruluk ve bunlara bağlı çıkartılabilir tüm kavramlar değerini kaybeder mi?

İnsanlar olarak biz, hepimiz, körüz. Duymak istediğimizi duyarız, görmek istediğimizi görürüz. Öte yandan meraklıyız da. Daha fazlasını öğrenmek için elimizden geleni ardımıza koymayız.

Ben de tam olarak bu “daha fazlasından” bahsediyorum. Bildiğiniz ve herkesin bildiğinize inandığından biraz daha fazla bilmek… Azıcık “arkanızdan konuşulanlar”ı öğrenmek gibi… Bozuk salça tadında biraz da.

Güvendiğiniz, güvenmek istediğiniz, saygı gösterdiğiniz ve hatta sevdiğiniz insanlar acaba sizin hakkınızda cidden sizin düşündüklerini düşündüğünüz gibi mi düşünüyorlar? Yoksa birlikteyken söylenen o iyi sözler, hiçbir zaman küçümsenmemesi gereken o güzel sözler, sirke tadında mutluluk hissi, o sarsılamaz (!) güven hissi acaba dağın sadece görünen kısmı mı?

İnsanlar gerçekte ne kadar samimi? Güven ne kadar mantıklı bir duygu?

Bana bu sorgulatan kişiye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Ayrıca Bkz. İdeal Olmayan Yaşam

5 yorum var | toplam 295 kez okundu
08 Mart
2008
Her zaman yanındayım, ama…

Hayat & Kişisel

Remoe Friends

“Her zaman yanındayım. Bana her şeyini anlatabilirsin. Elimden geldiğince destek olmaya çalışırım. vs vs.” ama… Devamını oku »

3 yorum var | toplam 355 kez okundu
19 Şubat
2008
Hayal Kırıklığına Dönüş

Hayat & Kişisel

Bölüm 1: Ümit Farklı

Ümit Farklı, Akdeniz Üniversitesi’nde bir öğrenciydi. O da dönemdaşları gibi ÖSS’den nefret etmiş, hazırlıkta hayatının en farklı senesini geçirmiş, daha sonra da birinci sınıfa geçmişti.

Ümit Farklı aslen İzmirliydi. Üniversiteden önceki 17 senesinin tamamını İzmir’de geçirmişti. Antalya hazırlık sınıfında büyülü gibi geldi ona. Yepyeni ve keşfedilmeyi bekleyen bir şehir, kocaman bir kampus, hep hayalini kurduğu meslek, hazırlıkta hep beraber olduğu arkadaşları… Yeni bir ili topluca keşfetme çabaları… Vakit öldürmek için değil, sadece uyumak için girdiği bir yurt odası… Uymak için özel bir şey yapmadığı, tam kendisine göre olan bir ortam…

Ümit’in bir senesi böyle geçmişti.

Ümit’in koca bir sene boyunca tek sorunu aşk meselelerindendi. Âşık olmuş, ama karşılık bulamamıştı aşkına. Bu biraz sorun yaratsa da Ümit Farklı gelecekte mumla arayacağı böyle Sevgi dolu günlerin bittiğini henüz bilemiyordu. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 275 kez okundu
31 Ocak
2008
Nefret Ettiklerim-2

Hayat & Kişisel

Bir ara web sitemde nefret ettiklerimin olduğu bir liste yapmıştım. O listeyi yayımladıktan sonra da yazmaya devam ettim. Bugün taslaklara bir baktım ki, yeterince nefret ettiğim birikmiş yazıda. Artık yayımlamanın vakti geldi diye düşünüyorum. Koyu yazılanlar özellikle üzerinde durduklarım.

  • Fotoğraf yerine resim kelimesinin kullanılmasına uyuz oluyorum. TDK’ya göre eş anlamlılar, ama olmamalılar. Uyuz oluyorum. Resim çizilen bir şeydir, fotoğraf çekilen bir şeydir. Birinde fırça kullanırsın, birinde objektif.
  • Bir şeylerin karambole gelmesinden nefret ediyorum. Mesela ciddi bir konuda konuşuyorsunuz. Tam o ara arabanın biri kırmızı ışıkta geçiyor. Arkadaşınız da siz de arabaya bağırıp çağırıyosunuz. Yanınızdakilerden biri trafik ışığını ihlal etmiş arabalarla olan bir anısını anlatmaya başlıyor ve sizin önemli konu güme gidiyor.
  • Bayan arkadaşlarımın (istisnalar kaideyi bozmaz) bana “abi” diye hitap etmelerinden hoşlanmıyorum ne yalan söyleyeyim. Bkz. Hitap Şekilleri
  • Bazı konularda bahtsız bedevi olmaktan nefret ediyorum.
  • Verilip de tutulmayan sözlerden nefret ediyorum.
  • Verip de tutması imkansız olduğu için tutamadığım sözlerden dolayı kendimden nefret ediyorum. Karşı taraf verdiğim sözleri takmamakta, hatırlamamakta, hatta ve hatta beni bile takmamakta, hatta ve hatta ve hatta belki adımı bile unutmuş durumda. Yani sözümü tutmamı beklemiyor. Ama ben bir defa demiştim, ve içimde kaldı.
  • Mantığımla duygularımın arasında iyi bir oran tutturamamaktan nefret ediyorum. Bir olayda ya çok mantıklı, ya da çok duygusal davranıyorum. İkisi de bana “kapak” olarak geri dönüyor. Bkz. Duygu vs. Mantık
  • Bizim kattaki odalardan birinin kapıyı hayvanlık derecesinde gürültülü çarpmasından, başka bir odanın gecenin üçünde koridorda tekerlekli ofis sandalyesi sürmesinden, karşı odamızın duşta arabesk söylemesinden nefret ediyorum.
  • “Derslerin hayattan daha çok kafaya takılması” olayından nefret ediyorum.
  • Uzaktan arkadaşlarım olmasından nefret ediyorum.
  • Birbirimize her şeyi anlattığımızı söylediğimizde, ben cidden her şeyi anlatmış olmama rağmen karşımdaki kişinin bana sadece “bir kısmını” anlatıp bunu “tamamı” gibi yutturmaya çalışmasından nefret ediyorum. Üstelik ben zorlamıyorum, kendisi anlatıyor ve “her şeyi” (!) anlatıyor.
  • “de”‘yi ayrı yazmayı beceremeyenlere, ve “çooooq yardım et lütfen pls.” örneğindeki gibi “pls” ve “q” kullanıp Türkçe’yi katledenlere uyuz oluyorum. Halbuki “byee” yazmak batmıyor, o da ilginçtir… İfade resmi
  • Hoşlandığım biriyle sıradan arkadaşlık ilişkimi gereğinden çoooook daha fazlasıyla uzun sürdürüp arkadaşlık/dostluğa bağlamaktan ve ondan hoşlandığımı bile söyleyemeyerek şansımı hiç deneyememekten nefret ediyorum. Bunun üstüne arkadaşlığa bağladıktan sonra da hoşlanmaya devam edebiliyorsunuz ki, o da ilişkinin tadı tuzu oluyor. (mesela sirke tadında)
  • Facebook’tan nefret ediyorum.
  • Yalnız olmaktan nefet ediyorum.
  • Arkadaşlarımın suratlarını görememekten artık neye benzediklerini unutmaktan nefret ediyorum.
  • MSN’de ben çevrimiçi olur olmaz bir anda çevrimdışı olan (ya da görünen artık bilemiyorum) kişilerden nefret ediyorum.
  • ASUS’tan nefret ediyorum. Bkz. ASUSUNAKO
  • Uykusuzluktan nefret ediyorum.

Peki siz nelerden nefret ediyorsunuz?

7 yorum var | toplam 278 kez okundu
Ana Sayfa'ya git İletişelim MSN'den Bağlantı Kurun Kendimi Şanslı Hissediyorum! 22 kişi gelişmeleri RSS ile takip ediyor.