Filitre

‘Asusunako’ etiketli yazılar

29 Haziran
2009
20:20

Grönland’daki HP Yetkili Servisi

Bilgisayar & Hayat & Ivır Zıvır & Markalar 29 Haziran 2009

Başlığı doğru okudunuz! Grönland’da açıldığını düşündüğüm yeni (ve gizli) bir HP Tablet PC yetkili servisi var. Vatan Bilgisayar da, cihazımı tamir için buraya gönderdi. 15 gün boyunca alt tarafı bir klavyenin değiştirilememesi bana bunu düşündürtüyor.

Koskoca HP, HP Pavilion modelinin standart klavyesini 15 gün içinde nasıl temin edemez? (Ulan Amerika’dan istesen gelir be!) Bence temin eder. Grönland’daki yetkili servislerinden getirtiyorlar herhalde, yoksa bu kadar uzun sürmezdi. Devamını oku »

6 yorum var | toplam 890 kez okundu | bugün okuyan olmadı
14 Haziran
2009
02:46

Sene Bitti (2009)

Bilgisayar & Hayat & Kişisel & İlişkiler 14 Haziran 2009

Koca bir sene daha bitti. Hazırlık derken, üniversite bir derken, ikinci sınıf da bitivermiş. Hele öyle hızlı bitmiş ki, ikinci dönemin varlığı bile anlaşılamamış.

Üniversite hayatının yarısı çoktan geçmiş bile. Geri dönüp bakmaya ne kadar korksam da, mecburum bunu yapmaya… Neler öğrendiğimi, neler kaybettiğimi görmek zorundayım yoluma devam edebilmek için.

Bakalım koca bir senede ne olmuş? Devamını oku »

4 yorum var | toplam 844 kez okundu | bugün okuyan olmadı
31 Ocak
2008
19:16

Nefret Ettiklerim-2

Hayat & Kişisel & İlişkiler 31 Ocak 2008

Bir ara web sitemde nefret ettiklerimin olduğu bir liste yapmıştım. O listeyi yayımladıktan sonra da yazmaya devam ettim. Bugün taslaklara bir baktım ki, yeterince nefret ettiğim birikmiş yazıda. Artık yayımlamanın vakti geldi diye düşünüyorum. Koyu yazılanlar özellikle üzerinde durduklarım.

  • Fotoğraf yerine resim kelimesinin kullanılmasına uyuz oluyorum. TDK’ya göre eş anlamlılar, ama olmamalılar. Uyuz oluyorum. Resim çizilen bir şeydir, fotoğraf çekilen bir şeydir. Birinde fırça kullanırsın, birinde objektif.
  • Bir şeylerin karambole gelmesinden nefret ediyorum. Mesela ciddi bir konuda konuşuyorsunuz. Tam o ara arabanın biri kırmızı ışıkta geçiyor. Arkadaşınız da siz de arabaya bağırıp çağırıyosunuz. Yanınızdakilerden biri trafik ışığını ihlal etmiş arabalarla olan bir anısını anlatmaya başlıyor ve sizin önemli konu güme gidiyor.
  • Bayan arkadaşlarımın (istisnalar kaideyi bozmaz) bana “abi” diye hitap etmelerinden hoşlanmıyorum ne yalan söyleyeyim. Bkz. Hitap Şekilleri
  • Bazı konularda bahtsız bedevi olmaktan nefret ediyorum.
  • Verilip de tutulmayan sözlerden nefret ediyorum.
  • Verip de tutması imkansız olduğu için tutamadığım sözlerden dolayı kendimden nefret ediyorum. Karşı taraf verdiğim sözleri takmamakta, hatırlamamakta, hatta ve hatta beni bile takmamakta, hatta ve hatta ve hatta belki adımı bile unutmuş durumda. Yani sözümü tutmamı beklemiyor. Ama ben bir defa demiştim, ve içimde kaldı.
  • Mantığımla duygularımın arasında iyi bir oran tutturamamaktan nefret ediyorum. Bir olayda ya çok mantıklı, ya da çok duygusal davranıyorum. İkisi de bana “kapak” olarak geri dönüyor. Bkz. Duygu vs. Mantık
  • Bizim kattaki odalardan birinin kapıyı hayvanlık derecesinde gürültülü çarpmasından, başka bir odanın gecenin üçünde koridorda tekerlekli ofis sandalyesi sürmesinden, karşı odamızın duşta arabesk söylemesinden nefret ediyorum.
  • “Derslerin hayattan daha çok kafaya takılması” olayından nefret ediyorum.
  • Uzaktan arkadaşlarım olmasından nefret ediyorum.
  • Birbirimize her şeyi anlattığımızı söylediğimizde, ben cidden her şeyi anlatmış olmama rağmen karşımdaki kişinin bana sadece “bir kısmını” anlatıp bunu “tamamı” gibi yutturmaya çalışmasından nefret ediyorum. Üstelik ben zorlamıyorum, kendisi anlatıyor ve “her şeyi” (!) anlatıyor.
  • “de”‘yi ayrı yazmayı beceremeyenlere, ve “çooooq yardım et lütfen pls.” örneğindeki gibi “pls” ve “q” kullanıp Türkçe’yi katledenlere uyuz oluyorum. Halbuki “byee” yazmak batmıyor, o da ilginçtir… =)
  • Hoşlandığım biriyle sıradan arkadaşlık ilişkimi gereğinden çoooook daha fazlasıyla uzun sürdürüp arkadaşlık/dostluğa bağlamaktan ve ondan hoşlandığımı bile söyleyemeyerek şansımı hiç deneyememekten nefret ediyorum. Bunun üstüne arkadaşlığa bağladıktan sonra da hoşlanmaya devam edebiliyorsunuz ki, o da ilişkinin tadı tuzu oluyor. (mesela sirke tadında)
  • Facebook’tan nefret ediyorum.
  • Yalnız olmaktan nefet ediyorum.
  • Arkadaşlarımın suratlarını görememekten artık neye benzediklerini unutmaktan nefret ediyorum.
  • MSN’de ben çevrimiçi olur olmaz bir anda çevrimdışı olan (ya da görünen artık bilemiyorum) kişilerden nefret ediyorum.
  • ASUS’tan nefret ediyorum. Bkz. ASUSUNAKO
  • Uykusuzluktan nefret ediyorum.

Peki siz nelerden nefret ediyorsunuz?

8 yorum var | toplam 1.254 kez okundu | bugün okuyan olmadı
27 Ocak
2008
21:55

Asusunako

Bilgisayar & Hayat & Ivır Zıvır & Markalar 27 Ocak 2008

ASUS mu, aman Allah korusun! Canım bilgisayarım yine gidiyor tamire… Bu kaç oldu, sayamadım. ASUS o müthiş marka, meğersem çok dandik bir markaymış. Hayallerim yıkıldı. Evet, saymayı tamamladım da, bu 4. gidişi olacak garanti kapsamında tamire. Yazıklar olsun.

AsusunakoEfendim ilkinden başlayayım ben size ASUS’un ne kadar dandik bir marka olduğunu anlatmaya. Bilgisayarımı açtım, kulaklığımı taktım. Kulaklıktan ses geliyordu, bu normal. Ama dış hoparlörden de ses gelmeye devam ediyordu. BIOS güncelledim olmadı. Daha sonra o zamanlar ASUS Türkiye diye bir servis bile olmadığı için bilgisayarımın Türkiye dağıtımcısı olan Hızlı Sistem’e gönderdim bilgisayarımı. Adamlar 15 gün sonra geri gönderdi. Bilgisayar düzelmiş. Ana kart değişmiş. Devamını oku »

8 yorum var | toplam 1.689 kez okundu | bugün 3 kez okundu