Kullananlar biliyordur, TTNET 3G Uçan İnternet paketi ile gelen modemin internete bağlanma yazılımını yüklemek çok kolaydır. Modem kendisini sanal bir CD sürücü olarak tanıtır, CD’den uygulama kurar gibi kurarsınız.
Dikkat dikkat! TTNet’in kendi sitesindeki 3G modem firmware güncellemesini yaptığınız zaman artık modeminiz kendisini sanal sürücü olarak tanıtmıyor. Modeminiz sapasağlam çalıştığı halde, yazılımın kurulum dosyalarına artık erişemediğiniz için havanızı alıyorsunuz.
En azından bende böyle oldu.
Daha sonra TTNET’i arıyor ve kendilerinden yazılımı göndermelerini rica ediyorsunuz. Bunun (ilginç bir şekilde) AVEA’nın sorunu olduğunu iddia ediyorlar. Tabii ki AVEA sorunun kendileriyle alakalı olmadığını söylüyor. TTNET müşteri hizmetleri daha başka onlarca mal mal cevaplar veriyor ama zahmet edip alt tarafı 30MB’lık yazılımı gönderemiyor. Olan (her zamanki gibi) biz müşterilere oluyor.
Umuyorum TTNET Modemli 3G paketine sahip bir ziyaretçim, bir okurum vardır bu dünya üzerinde. Bir kişiye denk gelir en azından…
Elinde TTNET modemi olan firmware güncellemesi yapmamış (şanslı) bir kişi, bana modemin yazılımının kurulum dosyalarının hepsini ISO ya da ZIP vs. ile sıkıştırıp gönderebilir mi? TTNET müşteri hizmetlerinin başaramadığını başarabilir mi?
YAZIYA EK:
YAZILIM BULUNMUŞTUR. Aynı acıdan muzdarip olan arkadaşlar TTNET 3G Modem ile internete bağlanmak için kullandığımız yazılımı buradan indirebilirler. TTNET yardımcı olamıyor, Garage Mobile ve AVEA’nın da aşağı kalır yani yok. Bari ben sunayım.
Herkese iyi geceler.
Sizin üniversitenizi bilemem. Sizin rektörünüzü de tanımıyorum. Ama bizim üniversitemizden ve rektörümüzden bahsedebilirim. Sizin yurdunuzu bilemem. İnterneti var mı, yok mu onu da bilemem. Ama kendi yurdumdan bahsedebilirim.
Maalesef artık adını söylemeye utandığım Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde kalmaktayım. Yurdumuzda 3 aydır internet yok! AMA ÖYLE BİR YÜZSÜZLÜK HAKİM Kİ HALA UTANMADAN WEB SİTELERİNDE 24 SAAT İNTERNET VARDIR YAZABİLİYORLAR. Yalancılık bile bir yere kadar!
Dün “İnternet bağlantısını tamir etmeyi başardılar, zahmet oldu.” diyorduk ki, yaklaşık 5 saatlik bir bağlantının sonunda internet tekrar gitti! Şaşıran olduğunu sanmıyorum.
Bugün Şebnem Hanım’dan aldığım bilgilere göre, yine makineler yanmış. En başa dönmüşüz, bilmem kaç bin dolarlık zarar varmış, herkes gece gündüz çalışıyormuş vs vs… Her zamankinden farklı bir şey duyamadım, beklemiyordum da. Aynı tas, aynı hamam. Eee alıştık artık. Annesi babası avukat olan bir tane bile yürekli insan dava açmayınca şu yurda, zamanında imza toplamak için oda oda dolaştığımızda imza atmaya bile korkanlar oldukça, hepiniz kuzu kuzu uyudukça böyle devam eder bu. Devamını oku »
Her şey gibi dünyanın da satılık olduğunu düşünün bir an. Bir dünya sipariş edebiliyorsunuz. Azıcık kremasından, bol şekerli nasıl arzı ediyorsanız dünyanız, hayatınız öyle şekilleniyor.
Bu çok uçuk oldu. Hayat normal hayat olsun. Yaşayıp gidiyorsunuz. Benim gibiyseniz her sabah uyandığınızda küfrediyorsunuz ya da bilmiyorum belki mutlusunuzdur gülücükler saçıyorsunuzdur. Uzun süre oldu da… Saçılan gülücüktü değil mi? Her neyse… Bu normal hayatta birisi geliyor yanınıza. Süper güçleri olan birisi ve diyor ki: “Bana hayatına eklemek ve hayatından çıkarmak istediğin şeyleri söyle, onları gerçekleştireyim.”
Soruyorum: Hayatınıza neleri eklemek ve hayatınızdan neleri çıkarmak isterdiniz?
Ne çıkarmak istediğimi hiç düşünmedim ben. Sanırım iyi böyle, bir şeyleri silmeye gerek yok. Fazla mal göz çıkarmaz. Ama neyi ilave edeceğimi çok iyi biliyorum. Devamını oku »
Beşinci hafta bitti, altıncı haftaya girdik bugün. Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde tam ALTI HAFTADIR internet kesik. Yetkililer interneti getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak beceremediklerini söylüyorlar.
Sorunun elektrik sisteminden kaynaklandığını, ancak arızanın nerede olduğunun bile daha tespit edilemediğini söyleyebiliyorlar utanmadan…
Arızayı tespit etmek için birçok “profosyonel şirket” çağırdıklarını, bu şirketlere onbinlerce lira para verdiklerini, ancak bu şirketlerin de sorunu çözemediklerini söylüyorlar. Yani diyorlar ki “Biz o kadar enayiyiz ki, hiçbir haltı başaramayan şirketlere para veriyoruz, o derece seviyoruz paranızı yemeyi.”
Üniversitenin ilgili bölümlerinden doçentlerin gelip danışmanlık yaptığını söylüyorlar, yine de çözülemediğini ekliyorlar… Demek ki bizim üniversitenin eğitim kalitesi bu kadar. Daha ufacık bir sorunu çözemeyen doçent, utanmadan bir de bunların eğitimini veriyor! Devamını oku »
Televizyonlarda mutlaka görmüşsünüzdür Kurban Bayramı dolayısıyla yaşanan vahşetleri. Hayvanlarına işkence çektiren mi istersiniz? Ana caddede herkesin gözü önünde bağırta bağırta “kurbanlarını” bıçaklayanlar mı? İstanbul Boğazı’nın kırmızıya dönmesi mi yani bayramın anlamı? Çocukların gözü önünde hayvan öldürerek, çocukların gelecekte kafayı yemelerini garantilemek çok mu hoş bir şey?
Bu bayram da, diğerleri gibi kanlı geçti. Orasını burasını kesen geri zekalı insan haberi oldu her taraf. Kesmeyi bilmiyorsan kesme. Birkaç kişi kalpten gitmiş. Eeee…. Öyle caniliklere dayanmak kolay değil, gidersin tabi.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer cyborg iken Orta Dünya’nın en büyük kenti Şanlıurfa’da bir öküz varmış. Kahramanımız inancı gereği (!) bir öküz kurban etmeye karar verniş. Ama efendim neymiş, kendisini saatlerdir uğraştırıyor diye almış bıçağı, canlı ve hisseden bu öküzün arka dizlerindeki bağları kesmiş. Öküz acılar içinde kıvranıyor, arka ayaklarının dizlerinden aşağısını kontrol edemiyor, dizinin üstünde kaçmaya çalışıyormuş. Bizim öküz durmak bilmemiş. Boğazından devam edilmiş öküz kesilmeye. Acı çektire çektire, bağırta bağırta… Hem de ana caddede. Çoluk çocuk, herkesin görebileceği bir yerde. Devamını oku »
Bir zamanlar bir şeyler organize etmeyi severdim. İnsanları toplayıp hep beraber ortak bir şey yapmamızın, bunu ayarlayan kişi olmanın hoş bir şey olduğunu düşünürdüm: Değilmiş. Bunu bir süre önce fark ettim. Uzun uğraşlar sonucunda ayarlanabilmiş bir organizasyona (zaten herkes bakarız bakarız deyip organizasyondan sadece bir gün önce haber verebilecek kadar meşgul (?= ekici) olduğundan kısa uğraşlar sonucu ayarlanabilen bir organizasyon yok) herkesin parça parça gruplar halinde gelmesi, gruplar halinde kalması ve organizasyonun hemen sonunda gruplar halinde “teşekkürler” diyerek çekip gitmesi, yapılan olayın “hep beraber” yapıldığına dair ortada en ufak bir kanıt olmaması, kendinizi “gişeden bilet alıp komisyonla satan eleman” gibi hissetmenize neden oluyormuş çünkü.
O yüzden davetli sayısını düşük, davetlileri yakın tutmak lazım. Devamını oku »
Sorun da burada başladı. Ne kadar araştırdıysam da, bunu nasıl yapacağımı bilemedim. Son çare olarak 500’ü aradım.
Çıkan kadına derdimi anlattım. Dedim “Kotamı nasıl öğrenirim?” Cevap verdi: “Öğrenemezsiniz. Görme yetkimiz yok.” Kaldım öyle.
Adamlar hem kotalı internet paketi satıyor, hem kotayı söylemiyor. Sinir oldum.
Şikayetvar.com’dan çemkirdim Avea’ya. Nedense insanlar bağırmadan bir iş yapmıyor. Ertesi gün aradılar müşteri hizmetlerinden. Ancak bulunduğum yerde (şehrin göbeği = bizim bölümün binası, Bornova metrosunun yanı.) Avea çekmiyordu. Müşteri hizmetleri ile konuşurken hat dört ya da beş defa koptu. Beni arayan beyefendi çok normal bir şeymiş gibi “Acaba açık alana çıkar mısınız?” diye pişkin pişkin sordu.
Devamını oku »