Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Balkon: Yazın tadını çıkarmak için gerekli, ultra önemli bir ev aparatı.
TDK ne der bilmiyorum ama balkonun benim için anlamı budur.
Geçen senelerde Öğrenci Köyü’nde kalırken, yazın sıcaklarının bastırması ile beraber, 11 metrekarelik oda iyice ufalmaya başlardı. Gündüz sıcaktan ölürken, güneş girmesin diye perdeyi bile açamazdık. Sonra akşam olurdu. Vakit geçirmek, eğlenmek gerekirdi. Boş boş duvara bakarak geçmez hani tüm gece. Bir şeyler yapmak lazımdı. Ve yapabildiğim tek şey, yurdun kesik internetinde gezmek (!) olurdu böyle zamanlarda.
Bahçeye inebilirdim tabii ki, ya da bisikletime atlayıp küçük parka da gidebilirdim ama benim istediğim sakin, neşeli, huzurlu ve evde (yurtta) geçen bir geceden fazlası değildi ki…
Ve inanılmaz bir şekilde, üstteki paragrafı balkona bağlayacağım şimdi.
Devamını oku »
Üniversitemizde yapılan işlere akıl sır erdirilemiyor. Ya biz çok geri zekâlıyız öğrenci milleti olarak ya da kararları alan liderlerimiz hakikaten çok zeki, biz onları seviyesine değil ulaşmak, 200 km. yakınından geçemiyoruz.
Bugün üniversiteye gece geldim. Amacım, bölümün önünde (Bilgisayar Mühendisliği) kilitli bisikletimi alıp, evime gitmek. Gece saat 00:30 falan. Bölümün önündeki kapıdan girmek niyetindeyim kampüse. Ama o da ne? Kapı kapalı, kilitli. Kapının arkasında da iki tane güvenlik var. Diyorlar ki:
– Kapı kilitli arkadaşlar. Tıpın oradan dolanacaksınız. Bu kapı 12’de kilitleniyor. Rektörlüğün emri.
– ??!!##!!
Ben rektörümüz Sayın Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ı anlamıyorum, ama hakikaten anlayamıyorum! Arkasında iki tane güvenliğin boş boş beklediği bir kapıdan, üniversitenin bir öğrencisi olmamıza ve bunu da Vakıf Bank kartlarımızla çok affedersiniz pardon, öğrenci kartlarımızla ispat edebilecekken, kendi üniversitemize alınmıyoruz! Devamını oku »
Sizin üniversitenizi bilemem. Sizin rektörünüzü de tanımıyorum. Ama bizim üniversitemizden ve rektörümüzden bahsedebilirim. Sizin yurdunuzu bilemem. İnterneti var mı, yok mu onu da bilemem. Ama kendi yurdumdan bahsedebilirim.
Maalesef artık adını söylemeye utandığım Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde kalmaktayım. Yurdumuzda 3 aydır internet yok! AMA ÖYLE BİR YÜZSÜZLÜK HAKİM Kİ HALA UTANMADAN WEB SİTELERİNDE 24 SAAT İNTERNET VARDIR YAZABİLİYORLAR. Yalancılık bile bir yere kadar!
Dün “İnternet bağlantısını tamir etmeyi başardılar, zahmet oldu.” diyorduk ki, yaklaşık 5 saatlik bir bağlantının sonunda internet tekrar gitti! Şaşıran olduğunu sanmıyorum.
Bugün Şebnem Hanım’dan aldığım bilgilere göre, yine makineler yanmış. En başa dönmüşüz, bilmem kaç bin dolarlık zarar varmış, herkes gece gündüz çalışıyormuş vs vs… Her zamankinden farklı bir şey duyamadım, beklemiyordum da. Aynı tas, aynı hamam. Eee alıştık artık. Annesi babası avukat olan bir tane bile yürekli insan dava açmayınca şu yurda, zamanında imza toplamak için oda oda dolaştığımızda imza atmaya bile korkanlar oldukça, hepiniz kuzu kuzu uyudukça böyle devam eder bu. Devamını oku »
Bu hafta yapılacak bir sürü şey var.
Bilgisayarımı kargodan alması var mesela. Eğer İstanbul Bilişim Teknik Servisi bilgisayarımı tamir edebilmişse ve sağlam bir şekilde bana geri gelmişse yazılacak bir övgü yazısı, aksi halde sövülecek bir şirket var. Yeni bir PHP projesi var, ayrıntıları henüz netleşmiş. Perşembe gününe bitirmem gereken bir sunum var, henüz yarısı tamamlanmış. Anlatılacak bir ders var. Bitirmem gereken bir JAVA projesi var, bölümde ödev olarak verilen. Projeyi yapabilmek için çalışılması gereken konular ve proje sonunda yazmam gereken kocaman bir rapor var. Emlakçı emlakçı İzmir gezmek var. Ev baktığım muhitte kafayı bir kez bile indirmeden gezmek, sahibinden ilanı aramak var daha. Vites sorununu çözmek üzere gidilmesi gereken bir bisikletçi ve götürülmesi gereken bir bisiklet var. Bisikletin başında saatlerce beklemek var. UBenzer çekilişinin hediyelerini kargolamak var, o kargoların ulaşıp ulaşmadığını izlemek var. Yazılması gereken yazılar, alınması gereken sistem yedekleri var. Çalışılması gereken bir sürü ders var.
Var da var… Düşündükçe daha bir çok şey bulabilirim.
Ama biliyorum hepsini rahatlıkla yetiştireceğim. Hatta vakit artacak ve ben -yine- sıkılacağım. Çünkü yapacak başka hiçbir şeyim yok.
Bu yazı “hafif metro” kavramı ile bizi kazıklayarak şehrin daracık yollarına tramvay hattı döşemiş olup bunun iyi bir şey olduğunu hala utanmadan savunan eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’e açık bir mektuptur.
http://v.ubenzer.com/2009/10/antalya-rayli-sistem-kaza.mp4
Yollar dar dediler, trafik tıkanır dediler takmadın. “Neden yer üstünden gidiyor, yerin altından götürsen ne olacak?” diye sordum, “Trafik master planı öyle.” dedin. “Trafik master planını görebilir miyim?” diye sordum, “Hayır” dedin. (Bu ve bundan sonraki soru cevaplarımın kaynakları: #1, #2) Devamını oku »
Koca bir sene daha bitti. Hazırlık derken, üniversite bir derken, ikinci sınıf da bitivermiş. Hele öyle hızlı bitmiş ki, ikinci dönemin varlığı bile anlaşılamamış.
Üniversite hayatının yarısı çoktan geçmiş bile. Geri dönüp bakmaya ne kadar korksam da, mecburum bunu yapmaya… Neler öğrendiğimi, neler kaybettiğimi görmek zorundayım yoluma devam edebilmek için.
Bakalım koca bir senede ne olmuş? Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!