Hayat hakkında çok yazdım ben. Çözemedim ama yine de yazdım, anladığım kadarıyla. Kimini yayımladım, kimi bende kaldı. Çok kafa yordum. Ama eller hakkında hiç yazmadığımı fark ettim. Hâlbuki hayatla çok bağlantılıydılar. Hayata tutunmak ellerle olurdu, ya da hayatı bırakmak. Bazen başkasının eli yardım ederdi.
Hayatın bir yerlerinde bir demir vardı sanki. Beden eğitimi derslerindeki gibi. (Adını bilemediğimden yazamadım, çevremdekiler de bilmiyormuş!) Barfiks çekilirdi hani, tutunulup yürünürdü. Hiç başaramadım ama yapanlar vardı. İşte o demirden hayatta da vardı. Ellerimizle oraya tutunduk, ağır geldi bedenimiz, bazen duramayacak gibi cesaretimiz kırıldı, bazen tuttuğumuz yer paslandı, yürümek zorunda kaldık. Ellerle yürümek… Çok zordu. Dönen bir dünyada, dengede ayakta durabilmek bile zordu. Çok zordu.
Hayattaki demir hepimizin kesişim noktasından geçiyordu. Böyle bir nokta olduğuna inanmak… Ama gerekli bir şeydi! Bu noktada insanlar birbirleriyle tanışırdı. Kimi bazılarından daha çok şey paylaşıp arkadaş olurdu. Eller arkadaş olurdu. Eller anlaşırdı, eller paylaşırdı. İşte benim tutunduğum yere yakın bir yerlerde de birisi vardı. Sonra ellerimiz arkadaş oldu. Devamını oku »
20′lik dişim artık tıbbi atık. Onun yerine ağzımın içinde dört dikiş var. 20′lik dişim, gömük olduğu için ufak bir çene ameliyatı ile alındı. Ameliyatı Antalya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi‘nde oldum.
Antalya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, sadece diş ve dişle ilgili sorunlarla ilgilenen Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir devlet kurumu. İlginç bir şekilde doktorundan, sekreterine kadar herkes güleryüzlü, bilgilendirici. İnsanlar bön bön bakmak yerine size yardımcı olmaya çalışıyorlar. Standart muayene için sabahın köründe kuyruğa girmeniz de gerekmiyor. Ancak ne yazık ki çene cerrahisi (yani benim gitmem gereken bölüm) bir hayli kalabalıktı. Eğer şansım yaver gitmeseydi, Aralık’a ameliyat randevusu verilebilirdi bana. Devamını oku »
20′lik dişten çekmeyen çok az kişi vardır herhalde. Ne güzel, ilk 20′liğim normal bir şekilde, sapasağlam çıktı diye seviniyordum. Maşallah diğer dişlerde de hiç çürük olmadığından, dişçideki tek işim çıkmayı unutan alt ön dişlerimin yerine takma (çakma) diş takılmasıydı.
Buradan beni doktor doktor gezdiren sol alt 20′lik dişime seslenmek istiyorum: Arkadaşım sen psikopat mısın? Ne işin var o açıda? Şöyle adam gibi çıkamaz mıydın? Senin yüzünden iki defa radyasyon yiyip bir de çene cerrahında ameliyat olacağım. Kaçarın yok, gideceksin azı dişimi çürütmeden oradan… Sen kaybedeceksin, doktor vakit kaybedecek, devlet kaybedecek. (Üf, nasıl döndürdüm konuyu haa!
) Devamını oku »