Mallık, hem zemin olan ve her tarafı açık 100 metrelik tramvay durağının, kaldırımlara bakan tarafını, yani normalde insanların durağa ulaşması gereken yerlerinin tamamını korkuluklarla kapatıp, insanların bu durağa sadece bir yerden gireceklerini sanmakla saflık yapıp, her seferinde insanları mecburen demir yolunda yürümeye zorlayarak insan hayatını boş yere tehlikeye atmaktır.
Kısaca budur: (Fotoğrafı yeni bir sayfada açarak, en büyük haliyle incelemeniz önerilir.) Devamını oku »
Bugün otobüsle şehir içinden geliyoruz. Otobüs hızını almış, Güllük Caddesi’ne doğru ilerliyor. Yolun kenarında üç kişi otobüse işaret yaptı. Otobüs gerek hızlı olduğundan, gerek sağ tarafta arabalar park ettiğinden hemen yavaşlayamadı, yaklaşık 150 metre ileride yolun ortasında durdu. Şoför aynadan baktı, gördü ki işaret edenler çok uzakta kalmışlar ve otobüse yürümeleri vakit alacak, az daha ilerleyerek otobüsü sağda boş bir yere çekti.
Durak ve bilmeyen otobüse, durağa gitmeye zahmet etmeyen yolcular yaklaştı. Şoför otobüsün kapısını açtı ve otobüsü durduranlar “o” soruyu sordu:
“Abi 53 numara ne zaman geçer?”
Sadece bunu sormak için yoldan geçen bir otobüsü durdurmuşlardı.
Öncelikle sırf bu soruyu sormak için koca otobüsü durdurdukları için saygılarımı sunuyorum. Otobüs şoförüne de her parmakta durduğundan dolayı teşekkür ediyorum. Durakların laf olsun diye konduğunu biliyoruz nasılsa, tüm Antalyalılar olarak.
Tabii ki dalga geçiyorum ve sadece yuh diyorum. Devamını oku »
Az önce Antkart’ın sitesini gezerken Antkart’ın kamuoyuna yaptığı bir açıklamayı gördüm. Umuyorum belediye gibi her insana erişmek, tüm dolmuş otobüslere bildiri yayımlama şansı olmayan bu şirket de kendi sesini yeterince duyurabilir.
Sonuçta (yine bazı tek taraflı düşünenlerin anlam veremeyeceği üzere) her iki tarafın da kendini savunmaya hakkı var.
Bakalım belediyenin suçlamalarına Antkart ne demiş, ne dememiş… Devamını oku »
Antkart’ın çıkacağını ilk duyduğumuzda sevinmiştim. İzmir’in Kent Kart’ı gibi bir sistem bekliyordum… Otobüste para verip üstünü almak için beklemeye son verecekti, tek bir “bip” ile ödeme yapacaktık. Ama Antkart öyle olmadı. İkametgah gibi garip garip belgelerle başvurup günlerce kuyruk beklememiz gerekti. Üstüne üstlük 10 TL gibi uçuk bir kart parası ödedik. O günlerde az sayıp sövmemiştim.
Tek mutsuz olan vatandaş değildi elbet. Her biniş başına yüksek yüzdeli kesintiler yapılan toplu taşıma personeli de mutsuzdu, her fiş için kesilen ormanlar da…
Ben Antkart’a bu kadar sayıp sövünce, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yiğit Tunçel serzenişlerimi dikkate almış, beni Antkart merkez binasına davet ederek sistemin işleyişini anlatmış ve tüm sorularımı teker teker yanıtlamıştı.
Ben de hem Antkart’a sayıp sövdüğüm yazıyı, hem de onların bu yazıya karşılık bana anlattıklarını kendi düşüncelerimle yoğurarak yazmıştım. Bazı kimseler birbirinin zıttı iki yazının aynı sitede olmasının mantığını anlayamadı, ama sonuçta öğrendiğim her şeyi buraya yazmak benim yapmam gereken.
Tarafsız basından (!) daha tarafsızım bu konuda.
Gelelim güncel gelişmelere… 21 Haziran’ı 22 Haziran’a bağlayan gece Antkart iptal edildi. Biz de paramız kartımızda, alıştığımız sistemden taş devrine geri döndük. Kısa bir süre için şaka gibi geldi… Ama belediyenin sitesinde yazan açıklama metnine göre iptal edilmesi gayet mantıklı. Devamını oku »
Antalya’da ulaşım bir ölüm. Trafik sıkışıklığı, haftada bir yönü değişen tek yönlü yollar, belediye çukurları ve daha neler isterseniz! Antalya bir buçuk milyonluk, dört merkez ilçeden oluşan büyük bir şehir olabilir ama toplu taşıma sistemi, büyükşehir görünümlü bir köy için tasarlanmış.
İzmir’de uzun bir süre kaldığım için Antalya’nın toplu taşıma sistemini karşılaştırmalı örneklerle eleştireceğim.
Gördüğüm eksikleri ve hataları üç temel kaynağa ayırabilirim. Şoförler, halk ve belediye.
Oldukça uzun bir inceleme olacağı için, halk ve belediyeyi başka bir yazıda (ya da yazılarda) inceleyeceğim. Şoförlerle başlıyorum yazı dizime… Devamını oku »