Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
…ve sonunda siz de blog yazmaya karar verdiniz. Tebrikler ve aramıza hoş geldiniz. Bu yazı yeni blog yazarlarına tavsiyelerden oluşmakta. Okumak ya da okumamak sizin takdiriniz…
Tavsiyelere başlamadan önce, bu yazıyı yazdığım dönemki “ben” hakkında süpersonik biz özet geçeyim ki tavsiyeleri kimden aldığınızı bilin. Eğer “sen kim oluyorsun da tavsiye veriyorsun ki!” diyecekseniz doğrudan yorum kısmına geçin.
Ben Umut Benzer, Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. İlköğretimden bu yana programcılıkla haşır neşirim. 4 yıldır UBenzer’i yazmaktayım. Bunun öncesinde de çeşitli kişisel ve kişisel olmayan da sürüyle web sitesi projem olmuştu.
Tavsiyeleri başlık başlık yazdım ki okuması kolay olsun.
Blog yazmaya karar verdiniz iyi hoş süper ama yazacak bir şeyiniz var mı?
Eğer uzmanlık alanınız varsa bu konuda makaleler yazmayı düşünebilirsiniz. Eğer bir hobiniz varsa bu da güzel yazılar yazabileceğiniz bir konu olabilir. Ayrıca kişisel yazılar (aşk, meşk, arkadaşlar vs.) yazabilirsiniz ki bu zaten herkesin yer yaşta her zaman yazacak bir şeyler bulabileceği konulardır. Devamını oku »
Yaşantımız gereği her gün onlarca kişiyle beraber oluyor, bazen eğlenmek için, bazen iş gereği sohbet ediyoruz. Birisiyle konuşurken hiçbir zaman “neyse onu” açık açık söylemiyor, karşımızdakinin ne hissedeceğine önem veriyoruz.
Kimse kafası attırılmadıkça bir okul arkadaşına “sen beş para etmez, sorunları olan acınası bir herifsin” demez. “Daha iyi olabileceğini, ama şu anda da ciddi bir şey olmadığını” söyler. Kimse kimseye kolay kolay “Saçlarını sarıya boyatınca o.. gibi görünmüşsün.” demez. “Güzel olmuş.” der. İster böyle düşünsün, ister düşünmesin.
Demek istediğim şu ki, konuşurken özgür değiliz. Karşımızdakini düşünür ve asıl söylemek istediklerimizi buna göre yontarız. Yaşlandıkça bu konuda daha fazla deneyim kazanırız. Halter kaldıran sporcunun kas yapması gibi… Bu yüzden çocuklar daha açık sözlüdür, yırtık dondan çıkar gibi çıkabilirler. Bu yüzden ağzımızı açar ve tek kelime çıkmadan kapatırız bazen.
Bu iyi bir şey. Toplumun düzen içinde ve mutlulukla (?) yaşaması için buna ihtiyaç var. Eğer ben karşımdakine açık açık “O pembe kazak seni maymun gibi göstermiş.” dersem, o da bana haklı olarak “Sen de zaten tipsizin tekisin, ne öyle o çilli çilli!” diyecek. Karşılıklı, sessiz ve gizlice yapılmış olan “iyi davranma” anlaşması böylece çift taraflı olarak bozulacak. Böyle bir toplum düşünün! Herkes sonuçlarını düşünmeden gerçekleri söylüyor! O toplum katlanılabilir olur muydu? Nasıl ben birisine burnunun yamuk olduğunu söylemiyor “karakterine yakışıyor” şeklinde inceltiyorsam, o kişiden de “tipsizin tekisin” yerine “zekan ön planda” övgüsünü almayı hak ediyorum.
Halbuki hepimiz arka planda ne hissediyorsak aslında oyuz. Devamını oku »
Parklardaki banklarda Vakıfbank yazdığını görmüşsünüzdür. Turkcell Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası’ndan haberdar olmayanınız yoktur. Sinema filmlerinde bir sürü sponsorun film içinde reklam yaptığını da görürüz sıklıkla… Varsın bir defa da bir tünele, köprülü kavşağa sponsor alalım. Bir tünelin adı da 100. Yıl Tüneli olmasın. Coca Cola alt geçidi olsun mesela adı.
Pazar günkü Milliyet Gazetesi’nin Akdeniz ekinde Belediye Başkanımız Mustafa Akaydın ile bir röportaj vardı. Röportajın bir kısmında Akaydın raylı sistemden bahsediyor, bazı kavşakların tehlike yarattığından ve para bulunabilirse yer altına alınacağından bahsediyordu. Devamını oku »
Bazı çevresel ve kimyasal şartlar oluştuğunda sorunlarımızın bittiğini sanırız. Ne büyük bir yanılgı!
Aslında sorunlar olduğu yerde duruyordur. Siz de. Oluşan çevre şartları, sorunlarınızı görmezden gelmenizi sağlar sadece. Hayat hâlâ b.ktandır. Ama sizin umurunuzda değildir artık!
Sorunlarınızı çözmediğiniz için milim ilerleyemezsiniz. Ne zaman bir adım atmak isteseniz aynı çukura düşer, aynı duvara çarpar ve sonunda başladığınız yere geri dönersiniz. Tek fark, bunu artık umursamamızdır. Devamını oku »
Uykuya dalmadan önce düşünürüm… Kötü alışkanlıklarımdan biridir. Aklıma ne gelirse onun hakkında düşünürüm her gece uyumadan önce. Yaşadığım günü tartarım kafamda. “Bu gün nasıl bir gündü?” “Bu gün geleceği etkileyebilecek önemli bir şey yaptım mı, yoksa sadece vakit mi öldürdüm?” “Bu günden beklentilerim neydi?” “Hangi olay olmalıydı da olmadı?” “Hangi olay gerçekleşse gerçekten sıra dışı olur ve beni çok mutlu ederdi?” “Hayatımdan bu günü çıkarsam bir şey eksilir miydi?”
Öyle anlar geliyor kafamda tekrar edeceğim, üzerinde düşünebileceğim, tartabileceğim, yaptığım iyi şeylerden dolayı kendimi tekrar mutlu hissedebileceğim, genellikle yaptığım gibi hatalar için tekrar kendimi kötü hissedeceğim ya da şansıma küfredip bedeviliğime yanacağım bir gün yaşamadığımı hissediyorum.
Bir günün bomboş geçtiğini fark ediyorum… O gün sanki hiç yaşanmamış gibi. Ayın 7’sini 9’una da bağlasak hiç fark etmeyecekmişim gibi geliyor bazen.
Bugün de aynısı oldu. Uyumadan önce -tekrar- bomboş bir gün geçirdiğimi hissettim. Ne iyi, ne de acı; yarına bir tane bile kalıcı olay bırakmadığımı hissettim. Günüm kötü geçmedi, yanlış anlaşılma olmasın. Mantı yedim, kola içtim, Internet’te takıldım, sitemin tamamını XHTML 1.0 standartlarına uydurdum, eski okulumla yazışmalar yaptım, arkadaşlarımla sohbet ettim, blograzzi puanım 14.5’e fırladı vs.
Peki, “iz” bırakan olur mu sizce bu bahsettiklerimden?
Hayır. O halde gün boş geçti.
Hoşlanmadığım şey de bu. Yatağa yatıp da uyumadan önce sırtüstü öylece durup, gözlüğümü çıkardığım için hiçbir şey göremeden tavana bakarak düşünecek bir şey bulamamak kötü bir şey. Aklıma -olumlu- bir olay veya bir kimsenin gelmesini o kadar çok isterdim ki…
Ama ne yazık ki sadece istemekle, hatta genellikle harekete geçmekle bile olmuyor.
Düşünmeye başladığınızda düşünecek bir şey bulamamak ne kadar kötü bir duygudur, bilir misiniz? Bu gece yataktan kalkıp, gecenin bu saatinde tekrar bilgisayar başına geçip, bu günlük yazısını buraya yazmamın tek sebebi, olayı hissettiğim anda yazarak, en doğru biçimde aktarma isteğim.
İyi geceler. (Saat 04:00 civarı)
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!