Umut bana konuk yazar olma teklifini sunduğu zaman epey ne yazsam diye düşündüm.
EBMT yani Ege Bilgisayar Mühendisliği Topluluğu ve Bilmuh hakkında yazmak istediğime karar verdim. Bu konuda düşüncelerimi Ege Bilmuh’çular ile paylaşmak, onlara seslenmek için buradan daha güzel neresi olabilirdi ki?
Bunu hakikaten soruyorum lafın gelişi değil. Fark ettiniz mi bilmem ama benim hayli dikkatimi çekti. Bölümümüz öğrencilerinin toplu iletişimi sağlayacağı adam akıllı bir sitesi, forumu bile yok çünkü. Kampüste hemen yanı başımızda bulunan bir fakültenin öğrencilerinin forumuna bakma fırsatım olduğunda çok şaşırmıştım. Öyle ki, kendileri derslerden, fakülte olarak hep birlikte düzenledikleri organizasyonlara kadar her konu hakkında sağlam bir iletişim halinde olmayı becerebilmişler. Ne gariptir ki Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri olarak bu konuda sınıfta kalmışız. Bu durum ya kimsenin dikkatini çekmemiş ya da kimse bunun eksikliğini hissetmemiş.
Birinci sınıf öğrencilerinin bu yüzden Facebook aracılığıyla bir grup kurup iletişim sağladığını biliyor musunuz? Şu sıralar 110 küsur üyesi olan grup sayesinde, bir dönem boyunca “Bilmuh” ile ilgili aklınıza gelebilecek her konuda, birbirimize sorduğumuz sorularda, burası aracılığıyla yanıt alınmaya çalışılmıştı. Üst dönemden birilerinin en küçük tavsiyesinin olabileceği adam akıllı bir yerde bir şeyler tartışılsa daha iyi olmaz mıydı?
…vee işte ben tam burada EBMT hakkında konuşmaya başlıyorum. İşte bu tür fikirleriniz belirtebileceğiniz bir yer düşünün Bilmuh’çular. Daha da güzeli bunları dikkate alan, bunlara çözüm üretmeye çalışan insanların olduğu bir yer.
Okulun ilk zamanların da EBMT’nin toplantısına gittiğimde katılım o kadar azdı ki bir elin parmaklarını geçmezdi. İlk toplantı oluşundan olsa gerek demiştim kendi kendime. Zar zor toplu bir görünüm kazanan topluluğumuzun, diğer toplantılarında ki manzarayı görünce daha da bir şaşırmıştım. Daha da ilginç olanı, topluluğu ayakta tutmaya çalışan, toplantıları ayarlayan arkadaşlarımızın bizlere “Oooo bu sene çok kalabalık 1’ler.” deyişi olmuştu. Şaşırıyorum zira iki haneli rakamlarda katılım bile göstermemiştik.
Ne olursa olsun umut yitirilmemiş, tüm sınıfların ders programlarında ki ortak boşluklara uygun bir zaman ayarlanılmıştı toplantılar için. Gelen sayısı artmış mıydı? Tabi ki hayır.
EBMT konusunda, katıldığım toplantılar ile ilgili kendim adına şunu söyleyebilirim: “İyi ki katılmışım tüm toplantılara.”
EBMT aracılığıyla, okulda düzenlenmiş ücretsiz bir web tasarım eğitimine katılma hakkı elde etmişim. Vizelerin vahametinden umudumu kaybettiğim anlarda, üst dönemden arkadaşlarımın “Ders finalde geçilir zaten, boş verin…” deyişleri ile toparlanmışım. Okulda geçirdiğim en güzel sohbetlerin bir kısmını orada gerçekleştirmişim bunu fark ettim.
Bölümü daha da çok sevmeme aracı olan bir sürü güzel arkadaş edindiğimi de fark ettim. Yukarıda bahsettiğim kopukluk konusunda ki düşüncelerimi duyduğu an “Elimden geldiğince halletmeye çalışacağım” diyen ve gerçekten de tek başına olmanın zorluğu altında çabalayan, bana birçok şeyi öğreten, öğrenmem konusunda destek çıkan, “Sorunun olduğunda çekinmeden gel.” diyebilecek kadar yardımsever, çıkarsız, iyi niyetli insanlar… Böyle insanlarla da meslektaş olacağımı görüp daha da çok sevdim bölümümü. Belki siz de benim gibi seversiniz EBMT toplantılarına gelmeyi.
Kısacası, Ege Bilgisayar Mühendisliği Topluluğu (EBMT), Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi olan herkesin zaten üyesi olduğu ve artık herkesi arasında görmeyi bekleyen bir topluluk. Toplantılarına katılmak için yapmanız gereken sadece toplantının yapıldığı sınıfın kapısını açmak ki büyük ihtimal B8 olur.
Bu yazıyı yazdım; çünkü ben o kadar umutsuz değilim. Okula geldiğimden beri “Bak gör çok değişecek fikirlerin, bu kadar ilgisizliğin arasında sen de vazgeçeceksin artık bir şeylerden…” denmesinden yeterince bıktım çünkü.
EBMT toplantılarına katılmak, toplantı zamanları hakkında bilgi almak için ebmt.bilmuh@gmail.com adresine mail atmanız yeterlidir.
Dış ses olarak ilk beni konuk eden ubenzer.com’a teşekkür ederim.
Sizin üniversitenizi bilemem. Sizin rektörünüzü de tanımıyorum. Ama bizim üniversitemizden ve rektörümüzden bahsedebilirim. Sizin yurdunuzu bilemem. İnterneti var mı, yok mu onu da bilemem. Ama kendi yurdumdan bahsedebilirim.
Maalesef artık adını söylemeye utandığım Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde kalmaktayım. Yurdumuzda 3 aydır internet yok! AMA ÖYLE BİR YÜZSÜZLÜK HAKİM Kİ HALA UTANMADAN WEB SİTELERİNDE 24 SAAT İNTERNET VARDIR YAZABİLİYORLAR. Yalancılık bile bir yere kadar!
Dün “İnternet bağlantısını tamir etmeyi başardılar, zahmet oldu.” diyorduk ki, yaklaşık 5 saatlik bir bağlantının sonunda internet tekrar gitti! Şaşıran olduğunu sanmıyorum.
Bugün Şebnem Hanım’dan aldığım bilgilere göre, yine makineler yanmış. En başa dönmüşüz, bilmem kaç bin dolarlık zarar varmış, herkes gece gündüz çalışıyormuş vs vs… Her zamankinden farklı bir şey duyamadım, beklemiyordum da. Aynı tas, aynı hamam. Eee alıştık artık. Annesi babası avukat olan bir tane bile yürekli insan dava açmayınca şu yurda, zamanında imza toplamak için oda oda dolaştığımızda imza atmaya bile korkanlar oldukça, hepiniz kuzu kuzu uyudukça böyle devam eder bu. Devamını oku »
Daha biz hazırlıktayken, Mediko’nun önünde açılan bir stantta (durtak) form doldurup Garanti Bankası Ege Kampüs Şubesi’nden banka hesabı açtırmıştık. Kimlik fotokopisi, öğrenci kartı falan alıp, adresimizi istemişlerdi.
Üç sene sonra, geçtiğimiz günlerde, Garanti Bankası bana yeni kart göndermek istemiş. Adres olarak, Ege Üniversitesi BORNOVA DENİZLİ yazıyor üzerinde.
Kim bilir beni bulana kadar nereleri gezmiş…
Her neyse… Benim için formu dolduran Garanti Bankası görevlisini, içinde bulunduğu üniversitenin şehri olarak Denizli yazmayı başardığı için ayakta alkışlıyorum. Dalgınlıktır olur böyle şeyler, ama iyi eğlendim.
Devamını oku »
Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıflar için 4 Ocak 2010 Pazartesi gününe verilen mikro ödevi için benim çözümlerimi yazıda bulabilirsiniz.
Projeyi yapmanın zor geldiğini söylemeliyim en başta. Oturup C yazar gibi ASM yazmak olacak iş değilmiş onu fark ettim. Baktım, adım atamıyorum, proje bana bakıyor, ben projeye, dedim bu iş böyle olmayacak.
Açtım boş bir sayfa, C’ye benzer ama C olmayan, benim “tarzanca” olarak adlandırdığım bir dil ile kodları önce anlayabileceğim şekilde yazdım. For’lu if’li şekillerde, değişken kullanarak. Sonra ikinci defa kodların üstünden geçerek, bunları ASM’ye “derledim”. Devamını oku »
Dünkü (29 Aralık 2009 Salı) ek ders katılımı için teşekkürler. Kodlayacak kadar olmayacağını biliyorum ancak; AJAX’ın ne olduğu, neden gerektiği, neler yapma kapasitesi olduğuna bir açıklık getirdiğimize inanıyorum. Bu da ilerde bu yöntemi kullanmak isterseniz size büyük kolaylık sağlayacaktır.
Derste kullanılan kod örnekleri her zamanki gibi açıklamalarıyla beraber burada yer alacak. Ancak biraz vakit alabilir. Şimdi gelelim bazı duyurulara…
7 Ocak 2010 Perşembe günü PHP kursu var. Dönemin son haftası. O hafta bana PHP ya da cevaplayabileceğim herhangi başka bir konu hakkında aklınıza takılanları sormanız, eksik kalan konularda örnek yapmamız, projeye tekrar göz gezdirmemiz, çıkışta hep beraber bowlinge gitmemiz
ya da ne isterseniz onu yapmamız mümkün olacak.
PHP kursu ile ilgili bitirme projesinin son teslim tarihinde değişiklik yapılması mümkün değil. Sertifikaların bir an önce basılıp dağıtılması gerektiğinden ve dönem bittiğinden teknik olarak daha fazla geciktirilemez.
Projeyi tamamlayamamanız halinde bitirdiğiniz kadarını göndermeniz mümkün. Gönderdiğiniz e-postalara isminizi yazmayı ve veri tabanınızın yapısını SQL formatında export ederek projeye eklemeyi unutmayınız. Devamını oku »
29 Aralık 2009 Salı günü, EgeBK PHP kursunun saat 17.00’da Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi laboratuvarlarında ek dersi olacağı kesinleşmiştir. Dersin konusu AJAX yöntemi, bu yönteme neden ihtiyaç duyulduğu ve bu yöntemin nasıl kullanıldığı üzerine olacaktır. (PHP kesmedi, istemci taraflı dillere de dalıyoruz.
)
Duymayanlara duyurmanız önemle rica olunur.
Herkese iyi geceler.
Beşinci hafta bitti, altıncı haftaya girdik bugün. Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde tam ALTI HAFTADIR internet kesik. Yetkililer interneti getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak beceremediklerini söylüyorlar.
Sorunun elektrik sisteminden kaynaklandığını, ancak arızanın nerede olduğunun bile daha tespit edilemediğini söyleyebiliyorlar utanmadan…
Arızayı tespit etmek için birçok “profosyonel şirket” çağırdıklarını, bu şirketlere onbinlerce lira para verdiklerini, ancak bu şirketlerin de sorunu çözemediklerini söylüyorlar. Yani diyorlar ki “Biz o kadar enayiyiz ki, hiçbir haltı başaramayan şirketlere para veriyoruz, o derece seviyoruz paranızı yemeyi.”
Üniversitenin ilgili bölümlerinden doçentlerin gelip danışmanlık yaptığını söylüyorlar, yine de çözülemediğini ekliyorlar… Demek ki bizim üniversitenin eğitim kalitesi bu kadar. Daha ufacık bir sorunu çözemeyen doçent, utanmadan bir de bunların eğitimini veriyor! Devamını oku »