Balkon: Yazın tadını çıkarmak için gerekli, ultra önemli bir ev aparatı.
TDK ne der bilmiyorum ama balkonun benim için anlamı budur.
Geçen senelerde Öğrenci Köyü’nde kalırken, yazın sıcaklarının bastırması ile beraber, 11 metrekarelik oda iyice ufalmaya başlardı. Gündüz sıcaktan ölürken, güneş girmesin diye perdeyi bile açamazdık. Sonra akşam olurdu. Vakit geçirmek, eğlenmek gerekirdi. Boş boş duvara bakarak geçmez hani tüm gece. Bir şeyler yapmak lazımdı. Ve yapabildiğim tek şey, yurdun kesik internetinde gezmek (!) olurdu böyle zamanlarda.
Bahçeye inebilirdim tabii ki, ya da bisikletime atlayıp küçük parka da gidebilirdim ama benim istediğim sakin, neşeli, huzurlu ve evde (yurtta) geçen bir geceden fazlası değildi ki…
Ve inanılmaz bir şekilde, üstteki paragrafı balkona bağlayacağım şimdi.
Devamını oku »
Bir yolda koşuyorum. Gece. Bulutlu. Ay yok. Etraf zifiri karanlık. Tek ışık kaynağım, tek rehberim elimdeki fener. Pilleri o kadar zayıf ki, hemen önümü zor görüyorum.
Bir yolda koşuyorum. Her tarafta yüksek binalar var. Hepsi zifiri karanlık. Ölü bir şehirdeyim, tek ses ayak seslerim, nefesim, kalbim. Tek ışık el fenerim.
Bir yolda koşuyorum, geniş bir caddede. Binaları çevreleyen bir sürü sokak var. Kimisi dar, kimisi daha da dar. Nereye giderler bilmiyorum. Çıkmaz olup olmadıklarını da. Tek bildiğim ana yoldan bir an önce çıkmam gerektiği. Dümdüz ve hızla giden bir hiçlikten kurtulup, renklenmem gerektiğini biliyorum. Bunun için daracık sokaklardan, rehbersiz yollardan geçmem gerektiğini de biliyorum. Sapacağım sokaklardan onlarcasının çıkmak olacağını da biliyorum. Öyle olmuştu çünkü şimdiye kadar saptıklarım… “sv_cheats 3” ve “noclip on” şimdiye kadar söz konusu hiç olmadı. Devamını oku »
Üniversitemizde yapılan işlere akıl sır erdirilemiyor. Ya biz çok geri zekâlıyız öğrenci milleti olarak ya da kararları alan liderlerimiz hakikaten çok zeki, biz onları seviyesine değil ulaşmak, 200 km. yakınından geçemiyoruz.
Bugün üniversiteye gece geldim. Amacım, bölümün önünde (Bilgisayar Mühendisliği) kilitli bisikletimi alıp, evime gitmek. Gece saat 00:30 falan. Bölümün önündeki kapıdan girmek niyetindeyim kampüse. Ama o da ne? Kapı kapalı, kilitli. Kapının arkasında da iki tane güvenlik var. Diyorlar ki:
– Kapı kilitli arkadaşlar. Tıpın oradan dolanacaksınız. Bu kapı 12’de kilitleniyor. Rektörlüğün emri.
– ??!!##!!
Ben rektörümüz Sayın Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ı anlamıyorum, ama hakikaten anlayamıyorum! Arkasında iki tane güvenliğin boş boş beklediği bir kapıdan, üniversitenin bir öğrencisi olmamıza ve bunu da Vakıf Bank kartlarımızla çok affedersiniz pardon, öğrenci kartlarımızla ispat edebilecekken, kendi üniversitemize alınmıyoruz! Devamını oku »
Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer diyorlarmış. Ben çevre yolunda girdim yeni yıla. Çok mu yol katedeceğim, yoksa hep yollarda mı geçecek acaba yeni senem?
Genelde tek bir yerde kutlanır yeni yıl… Şanslıydım ben. Hem İzmir’de hem Antalya’da kutladım yeni yılı. Hatta neredeyse havada da kutlayacaktım.
Normalde 19.30 uçağı ile Antalya’da olacaktım. Her şey planlıydı. 31 Aralık sabahı SunExpress mesaj gönderdi telefonuma. Uçağımın rötar yaptığını, 22.30’da kalkacağını söylüyordu. Düşenburg, Dussenşat ya da ona benzer garip okunuşlu bir “Alamanya” şehrindeki olumsuz hava koşulları sebebiyle sevgili uçağımız orada kalmış çünkü. Devamını oku »
Rüya gibi bir tatil bitti! (Öhm eöö, evet bir hafta önce bitti.)
Tatilin ana fikri şüphesiz yeğenimdi benim için. Yazın başında doğan, şu an iki buçuk aylık olan minik yeğenim. Bakıp bakıp gülücükler atıp “agguu” dediğinde ya da adını söylediğinde (“ge,eee!”) dünyalar sizin oluyor.
Yeğenimin dışında, fazla sıcak bir yaz olmaması, arkadaşlarla gezip tozmam, evimizin 200 metre ilersine içerisinde sinema, bowling salonu
ve Burger King’i de olan Antalya’nın en büyük alışveriş merkezinin açılması da tatilin rüya gibi olmasına etki etti tabi. Bowling salonu!!
Bu yaz birçok defa günün doğumuna şahit oldum evin balkonunda. Bir yandan oyun oynayarak, program yazarak ya da internette sürterek defalarca sabahladım. Sessiz bir ana caddenin yavaş yavaş trafik gürültüsüne boğulmasını izlemek güzeldi. Devamını oku »
11 metrekarelik bir kalkanla korunuyorum hayattan… Tabi bu kendi seçimimse!
Dışarısı karmaşıklık içinde. Sadece uzaktan bakmak, baş ağrısı ve stresten başka bir şey değil, bundan eminim.
Gece gece bir tur attığınızda; neler vardır, hiç bakar mısınız çevrenize? Üçüncü kişi olarak, kendi gözlerinizle ama. Kimse olmadan, kendinizi kimsenin yerine koymadan. Bir film izliyormuşçasına soyutlayabilir misiniz kendinizi o gecenin akşamından? Devamını oku »