Bitiyor…
Şaka maka, mezun oluyorum ha! 5 sene (biri hazırlık) geçti ...
Koca bir sene daha bitti. Hazırlık derken, üniversite bir derken, ikinci sınıf da bitivermiş. Hele öyle hızlı bitmiş ki, ikinci dönemin varlığı bile anlaşılamamış.
Üniversite hayatının yarısı çoktan geçmiş bile. Geri dönüp bakmaya ne kadar korksam da, mecburum bunu yapmaya… Neler öğrendiğimi, neler kaybettiğimi görmek zorundayım yoluma devam edebilmek için.
Bakalım koca bir senede ne olmuş? Devamını oku »
Hayal kurmak iyidir. Özellikle de kafanız iyiyse. Geleceğe dair olsun, ütopik olsun fark etmez! Geçici de olsa mutlu olursunuz çünkü hayal kurdukça… Gerçi uyanması vardır, ama eğer ölçüyü kaçırmayıp hayallerinizle yaşamaya başlamazsanız uyanmak o kadar çok da üzmeyebilir.
Hayal kurmak güzeldir, ama hayalleri paylaşmak daha da güzel. Tadına doyum olmaz.
Zaten neyi paylaşmak mutluluk verici değil ki?
Bazı çevresel ve kimyasal şartlar oluştuğunda sorunlarımızın bittiğini sanırız. Ne büyük bir yanılgı!
Aslında sorunlar olduğu yerde duruyordur. Siz de. Oluşan çevre şartları, sorunlarınızı görmezden gelmenizi sağlar sadece. Hayat hâlâ b.ktandır. Ama sizin umurunuzda değildir artık!
Sorunlarınızı çözmediğiniz için milim ilerleyemezsiniz. Ne zaman bir adım atmak isteseniz aynı çukura düşer, aynı duvara çarpar ve sonunda başladığınız yere geri dönersiniz. Tek fark, bunu artık umursamamızdır. Devamını oku »
Tavana asılmış tek beyaz floresan lambayı sevemedim bir türlü… “Ben bu avizeye bir milyon dolar yatırdım.” görünüşlü gereğinden çok daha fazla gösterişli avizelere de kıl olurum sarı ışık veriyor olsalar da.
Benim derdim daha çok ışığın şiddetindedir. Kısık ışığı severim. Kısık ve tercihen sarı ışık… Fona da hafif bir müzik verdin mi tamamdır! Oracıktaki koltuğa kıvrılmak istersin.
Koltuk mu? Hayal kuruyorum sanırım… Yoksa bu, günceye yazdığım ilk hayalim mi? Kim bilir? Devamını oku »
Zaman geçiyor. Dur durak bilmeyen bir hareketlilik var hayatta! Hayat var dışarıda!
İnsanlar var hayatta; mutlu. İnsanlar var hayatta; üzgün. İnsanlar var hayatta, hayat umurlarında olmayan.
Zaman geçiyor. Mutsuz olduğum her an, boşuna geçiyor o zaman. Harcanıyor resmen; geri gelemeyecek bir zaman dilimi boşa gitmiş oluyor.
Zaman değerli. Hayatın geri dönüşü yok. “Yapacağım, edeceğim.” diye her şeyi geleceğe yüklemenin anlamı yok. Yarının garantisi yok. Bugünün anlamsız geçmesinin hayata kattığı bir değer yok.
Yarın hiç gelmeyebilir. Trafik canavarının ya da doğal afetlerin sonraki kurbanı neden ben olmayayım? Ben özel değilim ki!
Buna göre yaşamak lazım… Dolu dolu. Pişman olmamaya çalışarak, ama yeri geldiğinde risk alarak. İçe atmak yerine ifade etmek lazım duyguları, hisleri. Yeri geldiğinde çemkirmek lazım, yeri geldiğinde ağlamak…
“En azından denedim!” demek lazım bu hayatta. Risk almadım, hiç hata yapmadım, ot gibi yaşadım demek, akıl kârı değil; kabul edilebilir hiç değil!
Hayat akıyor… Irmak gibi, sel gibi… Durmaksızın… Sizin yaptıklarınıza bakmadan, sizin kim olduğunuzu umursamadan. Durduramayız hayatı. O halde ona değer katmak lazım. Mutlu olmak için hayata değer katmak lazım. Geçip giden hayata bir yerinden dahil olmak lazım. Boşa geçmediğine inanmak lâzım hayatın…
Hayatıma değer katmak benim için kolay olmadı hiç. Çünkü bunun tek başıma yapabileceğim bir şey olduğuna asla inanmadım.
Hâlâ inanmıyorum. Ve bu değeri hayatımda istiyorum! Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!