Haşırtasyon (ad): Antalya Büyükşehir Belediyesi önderliğinde Antkart ve Belediye’nin Antalya halkına uyguladıkları aksiyonun adıdır.
HP Türkiye, Türkiye’nin en sevdiğim (!), en gözde (!), en mükemmel (!) yetkili servisidir. Öyle çok severim ki (!), imkanım olsa gönüllü olarak gidip çalışmak, tüm koordinatörlere, tüm teknikerlere gün boyu çay servisi yapmak, tuvaletlerini temizlemek, kulları köleleri olmak isterim günlerce (!).
Benimkisi öyle bir sevgidir (!) ki, karşışlıksız aşk gibidir. HP Türkiye müdürü atla dese kendimi boğazdan aşağı atarım (!). Herkesi de HP almaya (!) teşvik ederim. Çünkü en kaliteli ürünleri ürettikleri gibi (!)(!), daha siz ürününüzü göndermeden tamir edecek kadar hızlı ve sizin için çalışan (!), yetenekli (!), becerikli (!), bürokrasisiz (!) servisleri vardır.
Şu ihtişama bakın:

Üf be üf! Ne güzel görünüyor değil mi? Devamını oku »
İnternet’im olsaydı Türk Dil Kurumu sözlüğünden bakıp hemen öğrenebilirdim. İnternete giremediğim için kendim bir tanım karalayayım: Bence plan, neyin nereden geçtiğini, nerede ne olduğunu gösteren ölçekli çizimdir. Plan, ilerde tadilat yapılacağında neyin nerede olduğunu hatırlamamızı sağlar. Böylece fiber optik kabloların nereden geçtiğini unutmayız, kepçe de gelip kabloyu koparmaz. Devamını oku »
Kalmakta olduğum Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü, bu yaz aldığı kararla sağ tarafta kız blokları, sol tarafta erkek blokları olsun diye (haremlik selamlık) bizi bulunduğumuz yurttan başka bloğa sürmüşlerdi.
Anlayacağınız sırf düzenli görünsün (!) diye iki senedir kaldığımız odamızdan atıldık. Neden mi istemiyordum taşınmayı? Neden mi bu kadar karşıydım?
Çünkü yurdumuz girişe en yakın bloktu. Yurt odamızda diğer blokların hiçbir yerinde olmayan duvarın içine gömük raflar vardı. (Yani oda daha genişti.)
…ve en büyük korkumuz…
Geçen sene açılan bloklarda (mesela Defne) yurdun tanıtımında sözünü ettikleri buzdolabı gibi bir demirbaşı okul açılıktan tam bir dönem sonra odalara koyabilmişlerdi. Anlayacağınız, tırsıyorduk benzer eksikliklerden… Hem bizi iki senelik odamızdan sürüyorlardı, hem de eksikleri olan bir bloğa gitme olasılığımız vardı.
Endişelerimizi dile getirdiğimizde böyle bir şey olmayacağını söylemişlerdi.
Sene başladı. Yurdun taa öbür ucundaki Akasya bloğa sürülmüşüz.
İzmir’e yağmurlu bir gün geldim. Etraf ıslak. Valizle yurda yaklaşıyorum yavaş yavaş… Valiz ağır, vardır belki de 30 kilo… Eee, malum ilk defa geliyorum İzmir’e, dönem yeni başlamış, milyonlarca kitap ve kıyafet var valizde. Bir de ne göreyim? Yol yok! Her taraf toprak (hatta şerit halinde çukur olduğu için bir yeden atlamanız gerekiyor) ve toprak da çamur! Elimde var 30 kiloluk valiz! Devamını oku »