
Kanıksanması gereken bazı gerçekleri Yiğit Özgür çok iyi ifade etmiş.
Hayatımızın “ya, eğer” kısmı, doğru olanı yaptığımızı kanıtlayan, ancak diğer taraftan hayatımızın ne kadar b.ktan olduğunu bize gösteren, hayal gücümüzün inanılmaz yoğunlukta çalıştığı noktaya taktığım addır.
Zaman, Lise’de okurken yazdığım, iki sonu olan bir hikâyedir. “ya, eğer” durumunu bu hikâye üzerinden örnekleyeceğim. Örnek, hikâyenin sonuna dair bilgiler içerecek. Eğer hikâyenin özeti yerine kendisini okumak istiyorsanız buradan kendisine ulaşıp bu yazıyı okumayı erteleyebilirsiniz. Devamını oku »
Yazmaya başladım. Ama bu ikinci cümle bile zorla geldi. Bana bir olumsuzluk ifadesi lazım. “Hayır.” gibi ama daha çok anlam içermeli.
Öyle ki bu ifade temelde olumsuz bir anlam içermesine rağmen, iyi şeyleri de barındırabilmeli.
“İtici”ye yakın bir anlam lazım mesela. İğrenç, pis, kanı bozuk tarzı değil de “çekici”nin zıttı “topraklama” anlamında bir ifade… “Topraklama” ne mi? “Sende elektrik yok.”un fiziksel karşılığı.
“Topraklama”nın yanında “değişmemek” ifadesini de içeren bir anlam olsun bu “Hayır.” Kelimesinde. Değişmemek ama kendini kandırmadan… Bilinçli ve dikkatlice.
“Nasıl” ve “Neden” diye sorsun bu kelime!
Öyle bir kelime istiyorum ki baktığında insanın kafası bir şey hissedemeyecek kadar karışsın. Ardından akıla “rahatlama” ve “hayal kırıklığı” getirsin bu kelime.
Hayal kırıklığını o kadar iyi yansıtsın ki bu kelime, ikinci kez telaffuz edildiğinde “Alıştım ben artık.” bile gelsin insanın aklına.
Öyle bir olumsuzluk ifadesi istiyorum ki geleceği tek taraftan belirsiz kılsın. Az biraz (!) da kıskaçlığı getirsin akla.
Bu öyle bir kelime olsun ki, kullanıldığı yere bağlı olarak “mutluluk” anlamına da gelebilsin. Ama benim için ancak olumsuz temel anlamı bir şeyler ifade ediyor olsun.
Bu kelime hayal ve final olsun.
İşte ben bu kelimeyi biliyorum. Ama bir şey fark etmeksizin hala aramaya devam ediyorum. Bulana kadar da bu yazı bitemeyecek…
Biliyorum, ömür bitecek bu yazı bitmeyecek. Devamını oku »
Dün gece bir sürü hayal kurdum. Şimdi hepsinin yıkılışını görmek için güne başlıyorum. Günaydın millet, hayallerden sıyrılıp güne atılma vakti geldi ne yazık ki. 
Bugün 22 Mart 2008 Cumartesi. Bugün için hayallerim var.
Uyuyamıyorum. Dün gece sırf uyuyabilmek adına yorgunluktan ölene kadar bilgisayarın başında kaldım. Bağımlı olduğumdan değil. Ya başka ne yapsaydım?
Sabah saat 05.30 civarı adımı bile hatırlamayacak duruma gediğim an, uyumam için en ideal zamandı. Kendimi koşarak yatağa attım.
Uyumak istediğimden değil, uyumak zorunda olduğumdan uyudum. Yorgunluk kapattı gözlerimi. Yastığıma sarıldım ve kafamın içinden geçen mutlu ütopyayı bir köşeye atmaya çalışarak uyudum. Tabi sürekli sağa sola dönmeyi, kâbuslar görmeyi, gece düşünmeye devam etmeyi, sabah bunları hatırlayıp iyiden iyiye çökmeyi, daha kötüsü bunları kimse anlatamayacağım gerçeğini bilmeyi uyumak sayarsanız…
Sabah 10 gibi uyandım. Uykumu almıştım ve kendimi berbat hissediyordum. Bir insan bu saatte kimi arayabilir? Eh, çok iyi biliyorum ama beni engelleyen bir şeyler var işte.
Biraz daha zorlayarak saati yarım ettim. Artık uykudan zerre yoktu; bir sağa, bir sola dönüyordum, mutlu hayallerle kendimi kandırmaya başlamıştım. Hâlbuki o mutlu hayalleri kurmayı bitirince nasıl çöktüğümü önceden biliyordum. Kendimi hemen engelledim. “Her şey güzel olmayacak!” Elinizdeki olumlu kanıtlar, el altından elde ettiğiniz olumsuzlardan kat ve kat daha azsa, anlam veremediğiniz bir sürü olay varsa, yalnızsanız, sizi anlayacak kişiyi seviyorsanız o zaman nasıl hala umudunuz olabilir?
Böyle düşünerek yatakta doğruldum. Sonsuz döngüye girmekten korkuyordum. Devamını oku »
İki buçuk Üç gündür siteme girmek için adeta ıkınan, sürekli F5 F5 yapan, ya sayfa görüntülemiyor hatası alan, ya da uzunca bir bekleyişin sonunda boş beyaz sayfa ile karşılaşan, başta ben olmak üzere hepimizin canı sıkılmıştır diye düşünüyorum.
Evet, sinir oldum, cidden delirdim. Hosting şirketim Netopsiyon LTD.’den yardım dilendim. Bu ayın (Şubat) başında web sitelerimiz Türkiye merkezli bir sunucuya taşınmıştı. Ben mahallede elektrik kesilir mi, AKP Internet çıkışlarına yasak koyar mı gibi “yurdum dertlerine” endişelenedurayım bizim sunucunun RAM’i yetmemeye başlamış. Eee, kolay değil, belki de birkaç yüz site vardır aynı sunucuda. Sadece benim adıma kayıtlı 6 alan adı yayınlanıyor, düşünsenize… RAM yetmeyince php ne yapsın kafayı yemiş, MySQL’e sorgu göndermek yerine, “Sen bizdensin kardeş, ne sorgulayacağım al sana NULL” diyerek saçma sapan isteklerde bulunmuş. Arka planda bunlar dönedursun, biz sinir oldukça olmuşuz ve Netopsiyon da Türkiye’de zorlukla bulabildiği 2GB 800Mhz’lik RAM’lerinin kargodan gelmesini beklemiş.
Aslında 15.02.2008 akşamı, 16.02.2008 tarihinde gelen RAM ile öğleden önce sunucunun yeniden sağlam olarak çalışacağını vaat etmişlerdi ama olmadı. Bu yazıyı sitem kapalıyken hazırlamıştım ve şöyle bitiyordu:
Bu kesinti böyle bir hikayeymiş. Netopsiyon’u tercih ettiğimden beri (ki 4 yıldır Netopsiyon LTD.’nin bir müşterisi olduğumu, hatta ilk müşterilerinden olduğumu sanıyorum, emin olmasam da.) ikinci büyük kesinti oluyor. Sanırsam iç karartıcı değil, iyi bir şey bu. Öte yandan bu yazım sitemle alakalı, hosting şirketimle değil. .png)
Ama sonunu değiştirmeyi gerekli gördüm:
Ayın 17’sinde gece 01.00 gibi kendine gelen web siteme yukarıdaki yazıyı göndermiştim. Ama sağolsun sabahına sağ çıkamadı sunucu. PAZAR GÜNÜ sabahtan akşama kadar NETOPİSYON’a ait Linux-1 sunucusundaki yaklaşık 170 700 sitenin HİÇBİRİNE erişilemedi. Pazar günü müşteri hizmetlerini MSN’de de göremedim. Herhalde bozuk sunucularını takmaksızın haftasonu tatili yapıyorlardı. Eğer bir açıklama alabilirsem bu yazıyı değiştiririm.Yaptıkları açıklamalara göre RAM faciasının ardıncan HDD’de de sorun çıkmış. Pazar günü tüm gün boyunca bunun tamiri için uğraşılıyormuş. Bu yüzden hafta sonu tatili fikrinden vazgeçmiş bulunmaktayım.
Ayın 17’sinin gecesinde gönderdiğim bu yazı bir anda yok oluvermiş. Anlaşılan veritabanları yedekten geri yüklenmiş. Yani bir veri kaybımız eksikti o da oldu. Şükür ki pek bir değişiklik yapmamıştım.
Bakalım sunucu bu sefer ne kadar dayanacak? Veritabanı yine ne zaman çökecek ve bu yazım yine mi sizlere ömür olacak?
Şu anda FTP ve cPanel erişimlerimiz engellenmiş durumda. Sitem de yarım saatte ancak açılıyor. Düzelecek mi? Ne zaman? Bilemiyorum…
Çok ayıp ettin Netopsiyon!
Not: Şu anda farkettiğim üzere sadece veritabanı değil, bütün dosyalar yedekten geri yüklenmiş, sağolsun bir bu eksikti, sayelerinde bir günlük çalışmalarımın tamamını kaybettim!
Not 2: Hala kesinti yapıyorlar.
Not 3: Artık sorun tamamen çözüldü gibi. Gerekli açıklamayı da aldığıma göre, BKZ. ilk yorum, yazıda bazı değişiklikler yapabilirim. Üstü çizili kısımlar kaldırılmış kısımlar, altı çizili kısımlar sonradan eklenmiş kısımlardır.
Günün en sevdiğim vakti uyku vakti. Çünkü uyurken nasıl gerçek hayatla rüya karışıyorsa elde ettiğimle edemediğim de karışıyor. Uyurken tek sınır hayal gücümün sınırı oluyor. Böyle düşününce FRP’cileri anlar gibi oluyorum, tek sınırımız hayal gücümüz… Kesinlikle heyecan verici.
Uyumak film çevirmeye benziyor… Uyurla uyanık arasındaki o zaman diliminde, şanslıysanız rüyanızda da kendi filminizi yönetiyorsunuz. Yönetmeninden senaristine kadar adı anılacak herkesin size bağlı olduğunu düşünün. Hepsi sizin beyniniz sonucunda. Oyuncuları kendiniz seçiyor ve istediğinizi yaptırıyorsunuz, her şey olmasını istediğiniz gibi, değilse bile beyninizin bir nöronuyla değiştirebiliyorsunuz. Kameraman bile sizsiniz. İster birinci şahıs kamerasından, isterseniz tüm olayları üstten görebiliyorsunuz.
Yazmayanlarınız bilmez, hikâyelerde ikili konuşma yazmak hikâyenin en zevkli bölümlerinden biridir. İki karakter büyük bir uyumla konuşuyordur. Birbirleriyle senaryoda daha önce ortak yaşadıkları bir olayı kullanarak şifreli konuşuyormuş izlenimi vermek çok hoşuma gider benim. Aralarında bir uyum vardır karakterlerin… Belki bu uyuma bir örnek de filmlerdeki diyaloglar (özellikle uyumsuz polis ve ortağının diyalogları ve daha sonra sevgili olacak bayan ve bay başrol oyuncusunun diyalogları) verilebilir.
İşte bu uyumu seviyorum. Uyumlu ve haliyle ben yazdığım için sonunun nereye gideceğini bildiğim bu konuşmalara bayılıyorum. Onun için uyurla uyanık arasındaki o ince noktayı seviyorum. O noktada ikili diyalogdaki karakterlerden biri olmaya bayılıyorum, geçici de olsa (ve geçici olduğundan sinir bozucu da olsa) bir süreliğine en ufak bir hayal kırıklığına uğrama riski olmadan mutlu olabilmek…
Devamını oku »