Bitiyor…
Şaka maka, mezun oluyorum ha! 5 sene (biri hazırlık) geçti ...
Dün gece bir sürü hayal kurdum. Şimdi hepsinin yıkılışını görmek için güne başlıyorum. Günaydın millet, hayallerden sıyrılıp güne atılma vakti geldi ne yazık ki. =(
Bugün 22 Mart 2008 Cumartesi. Bugün için hayallerim var.
Uyuyamıyorum. Dün gece sırf uyuyabilmek adına yorgunluktan ölene kadar bilgisayarın başında kaldım. Bağımlı olduğumdan değil. Ya başka ne yapsaydım?
Sabah saat 05.30 civarı adımı bile hatırlamayacak duruma gediğim an, uyumam için en ideal zamandı. Kendimi koşarak yatağa attım.
Uyumak istediğimden değil, uyumak zorunda olduğumdan uyudum. Yorgunluk kapattı gözlerimi. Yastığıma sarıldım ve kafamın içinden geçen mutlu ütopyayı bir köşeye atmaya çalışarak uyudum. Tabi sürekli sağa sola dönmeyi, kâbuslar görmeyi, gece düşünmeye devam etmeyi, sabah bunları hatırlayıp iyiden iyiye çökmeyi, daha kötüsü bunları kimse anlatamayacağım gerçeğini bilmeyi uyumak sayarsanız…
Sabah 10 gibi uyandım. Uykumu almıştım ve kendimi berbat hissediyordum. Bir insan bu saatte kimi arayabilir? Eh, çok iyi biliyorum ama beni engelleyen bir şeyler var işte.
Biraz daha zorlayarak saati yarım ettim. Artık uykudan zerre yoktu; bir sağa, bir sola dönüyordum, mutlu hayallerle kendimi kandırmaya başlamıştım. Hâlbuki o mutlu hayalleri kurmayı bitirince nasıl çöktüğümü önceden biliyordum. Kendimi hemen engelledim. “Her şey güzel olmayacak!” Elinizdeki olumlu kanıtlar, el altından elde ettiğiniz olumsuzlardan kat ve kat daha azsa, anlam veremediğiniz bir sürü olay varsa, yalnızsanız, sizi anlayacak kişiyi seviyorsanız o zaman nasıl hala umudunuz olabilir?
Böyle düşünerek yatakta doğruldum. Sonsuz döngüye girmekten korkuyordum. Devamını oku »
Günün en sevdiğim vakti uyku vakti. Çünkü uyurken nasıl gerçek hayatla rüya karışıyorsa elde ettiğimle edemediğim de karışıyor. Uyurken tek sınır hayal gücümün sınırı oluyor. Böyle düşününce FRP’cileri anlar gibi oluyorum, tek sınırımız hayal gücümüz… Kesinlikle heyecan verici.
Uyumak film çevirmeye benziyor… Uyurla uyanık arasındaki o zaman diliminde, şanslıysanız rüyanızda da kendi filminizi yönetiyorsunuz. Yönetmeninden senaristine kadar adı anılacak herkesin size bağlı olduğunu düşünün. Hepsi sizin beyniniz sonucunda. Oyuncuları kendiniz seçiyor ve istediğinizi yaptırıyorsunuz, her şey olmasını istediğiniz gibi, değilse bile beyninizin bir nöronuyla değiştirebiliyorsunuz. Kameraman bile sizsiniz. İster birinci şahıs kamerasından, isterseniz tüm olayları üstten görebiliyorsunuz.
Yazmayanlarınız bilmez, hikâyelerde ikili konuşma yazmak hikâyenin en zevkli bölümlerinden biridir. İki karakter büyük bir uyumla konuşuyordur. Birbirleriyle senaryoda daha önce ortak yaşadıkları bir olayı kullanarak şifreli konuşuyormuş izlenimi vermek çok hoşuma gider benim. Aralarında bir uyum vardır karakterlerin… Belki bu uyuma bir örnek de filmlerdeki diyaloglar (özellikle uyumsuz polis ve ortağının diyalogları ve daha sonra sevgili olacak bayan ve bay başrol oyuncusunun diyalogları) verilebilir.
İşte bu uyumu seviyorum. Uyumlu ve haliyle ben yazdığım için sonunun nereye gideceğini bildiğim bu konuşmalara bayılıyorum. Onun için uyurla uyanık arasındaki o ince noktayı seviyorum. O noktada ikili diyalogdaki karakterlerden biri olmaya bayılıyorum, geçici de olsa (ve geçici olduğundan sinir bozucu da olsa) bir süreliğine en ufak bir hayal kırıklığına uğrama riski olmadan mutlu olabilmek…
Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!