Filitre

‘heyecan’ etiketli yazılar

21 Temmuz
2009
01:48

Bir varmış bir yokmuş… Hayatın demirinde eller tutunurmuş…

Bu yazı Gülügül tarafından yazılmıştır.
Hayat & Kişisel & İlişkiler 21 Temmuz 2009

Hayat hakkında çok yazdım ben. Çözemedim ama yine de yazdım, anladığım kadarıyla. Kimini yayımladım, kimi bende kaldı. Çok kafa yordum. Ama eller hakkında hiç yazmadığımı fark ettim. Hâlbuki hayatla çok bağlantılıydılar. Hayata tutunmak ellerle olurdu, ya da hayatı bırakmak. Bazen başkasının eli yardım ederdi.

Hayatın bir yerlerinde bir demir vardı sanki. Beden eğitimi derslerindeki gibi. (Adını bilemediğimden yazamadım, çevremdekiler de bilmiyormuş!) Barfiks çekilirdi hani, tutunulup yürünürdü. Hiç başaramadım ama yapanlar vardı. İşte o demirden hayatta da vardı. Ellerimizle oraya tutunduk, ağır geldi bedenimiz, bazen duramayacak gibi cesaretimiz kırıldı, bazen tuttuğumuz yer paslandı, yürümek zorunda kaldık. Ellerle yürümek… Çok zordu. Dönen bir dünyada, dengede ayakta durabilmek bile zordu. Çok zordu.

Hayattaki demir hepimizin kesişim noktasından geçiyordu. Böyle bir nokta olduğuna inanmak… Ama gerekli bir şeydi! Bu noktada insanlar birbirleriyle tanışırdı. Kimi bazılarından daha çok şey paylaşıp arkadaş olurdu. Eller arkadaş olurdu. Eller anlaşırdı, eller paylaşırdı. İşte benim tutunduğum yere yakın bir yerlerde de birisi vardı. Sonra ellerimiz arkadaş oldu. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 1.585 kez okundu | bugün 2 kez okundu
28 Ağustos
2007
17:06

Ablamı Evlendirdik: Düğün Macerası

Hayat & Kişisel 28 Ağustos 2007

Düğünümüz Var

Ablamı evlendirdik. O artık Deniz ARDAHAN. Onlar artık yeni bir aile. Onlar şimdi balayında. :) Sonsuz mutluluklar diliyorum. Balayı biter bitmez evlilik başlıyor da diyebiliriz. :)

Düğün Günlüğü

DüğünDüğün Pazar günü, KONYA Selçuk Ünivesitesi Sosyal Tesisleri’nde saat 19′da idi. Antalya’dan Cumartesi sabah yola çıkacaktık. Ama ablam evden gelin olarak çıkmalıydı. :)

Konu komşu ablama alkışlarla veda etti. Ama yoldayken bir çok kişinin aksine korna çalarak insanları rahatsız etmedik. Saatin 8.30 civarı… Gelin arabası yola çıkıyor.

Gelinlik güzel görünse de rahat bir şey değilmiş. Haliyle Konya’ya kadar (4.5 saat) gelinlikle gidemeyeceğinden ablamların evine gittik. Hem “Damat Bey” damatlığını çıkardı, hem de “Gelin Hanım” gelinliğini.

DüğünSonra ver elini Konya… Yol Manavgat’a kadar dümdüz ve ayrılmış yol ama maşallah trafik şehir içi trafiği… Antalya’da olduğunuz belli oluyor. Konya sapağına girince yol aniden sakinleşiyor ama bu sefer de dağ yolu. Turistik yolun cillop asfaltından çıkmışsınız, yol ya iki şerit ya üç şerit… Ama yine de güzel. Bir ara mola verdik. Fotoğrafta bizim arabamız ve gelin arabası yan yana. Haliyle önde çiçek, camın ortasında araba süsleri ve plakada ‘Mutluyuz, evleniyoruz.’ ile gitmeyi polis amcalar hoş görmezdi. Biz de sökmüştük. :)

Ve Konya’dayız! Pek Konya’yı görme şansımız olmuyor, çünkü kestirmelerden giderken şehir merkezini atlıyoruz. En sonunda “erkek evi” :) ne varmışız. Onların adetlerine göre düğünden önce aileler tüm akrabalarla beraber yemek yermiş. Her şey iyi gidiyor. (benim acilen tuvalete gitmem gerekmesi dışında)

Devamını oku »

18 yorum var | toplam 14.374 kez okundu | bugün 3 kez okundu