Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Yaşantımız gereği her gün onlarca kişiyle beraber oluyor, bazen eğlenmek için, bazen iş gereği sohbet ediyoruz. Birisiyle konuşurken hiçbir zaman “neyse onu” açık açık söylemiyor, karşımızdakinin ne hissedeceğine önem veriyoruz.
Kimse kafası attırılmadıkça bir okul arkadaşına “sen beş para etmez, sorunları olan acınası bir herifsin” demez. “Daha iyi olabileceğini, ama şu anda da ciddi bir şey olmadığını” söyler. Kimse kimseye kolay kolay “Saçlarını sarıya boyatınca o.. gibi görünmüşsün.” demez. “Güzel olmuş.” der. İster böyle düşünsün, ister düşünmesin.
Demek istediğim şu ki, konuşurken özgür değiliz. Karşımızdakini düşünür ve asıl söylemek istediklerimizi buna göre yontarız. Yaşlandıkça bu konuda daha fazla deneyim kazanırız. Halter kaldıran sporcunun kas yapması gibi… Bu yüzden çocuklar daha açık sözlüdür, yırtık dondan çıkar gibi çıkabilirler. Bu yüzden ağzımızı açar ve tek kelime çıkmadan kapatırız bazen.
Bu iyi bir şey. Toplumun düzen içinde ve mutlulukla (?) yaşaması için buna ihtiyaç var. Eğer ben karşımdakine açık açık “O pembe kazak seni maymun gibi göstermiş.” dersem, o da bana haklı olarak “Sen de zaten tipsizin tekisin, ne öyle o çilli çilli!” diyecek. Karşılıklı, sessiz ve gizlice yapılmış olan “iyi davranma” anlaşması böylece çift taraflı olarak bozulacak. Böyle bir toplum düşünün! Herkes sonuçlarını düşünmeden gerçekleri söylüyor! O toplum katlanılabilir olur muydu? Nasıl ben birisine burnunun yamuk olduğunu söylemiyor “karakterine yakışıyor” şeklinde inceltiyorsam, o kişiden de “tipsizin tekisin” yerine “zekan ön planda” övgüsünü almayı hak ediyorum.
Halbuki hepimiz arka planda ne hissediyorsak aslında oyuz. Devamını oku »
Hiçbir şey! Koca bir hafta sonu ne yaptığımı “cuk” diye açıklayan kelime: “Hiçbir şey!”
Bilgisayarın ekranına bakılarak geçirilen 48 koca saat. Zorunlu ihtiyaçlar (yemek) dışında odadan çıkılmayan 48 saat. Ne yapacak bir şey, ne de bir şey yapacak birisi bulamadan geçirilen 48 saat.
Yurdumuzun geri zekalı alt yapısı, onu tasarlayan birbirinden beyinsiz mühendisler ve bir elektrik sorununu dört haftadır tespit edemeyen beceriksiz bakım şirketleri sağ olsun internetsiz geçen 48 saat. (ve tabi bu haftanın öncesinde kocaman 4 hafta!)
Yetiştirmem gereken projelerden dolayı beni birbirinden pahalı 3G paketlerine muhtaç bırakan bir yurt. Göz KB sayacında… Aman çok kota gitmesin. Devamını oku »

Bitam NYG (Bilgisayar Teknolojileri Araştırma Merkezi Network Yönetim Grubu) Uluslar Arası Bilgisayar Enstitüsü binasında bulunup, Ege Üniversitesi ağından sorumlu topluluktur. Ama benim öğrenci olduğum dört senenin en az ikisinde (ve halen) NYG bu sorumluluğunu yerine getirmeyi başaramamıştır.
Bizim üniversitemizde sansür var! İstediğimiz her bilgiye erişemiyor, özene bezene hazırladığımız bir çok bilgiyi insanlara gönderemiyoruz. Engelli çünkü. Devamını oku »
19 Mayıs haftasında Antalya’ya tatile gitmişken, dolapta bir güzel temizlik yaptım. Milyonlarca kullanmadığım eski bilgisayar parçası çıktı. Atmaya da kıyamadım. Satmak istesem satılmaz (birçoğu müzelik). Ben de attım valize getirdim buraya. Diyorum ki ihtiyacınız varsa alın, herhangi bir para istemiyorum, elden çıksın yeter bana.
Eğer parçalardan birine ihtiyacınız varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. İzmir’de oturuyorsanız uygun bir vakitte parçaları size elden ulaştırabilirim, yok eğer başka bir kentteyseniz kargo ücreti size aittir. Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!