Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Dün 22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek sansüre “Hoşt!” demek için Türkiye genelinde eylem vardı. Biz de İzmir ayağına katıldık.
“İnternet’ime dokunma!”, “Pornoma dokunma.”, “Dedelere özgürlük!” tarzı sloganlar atıldı. Daha da vardı tabi de, unuttum gitti.
Eylemin televizyonlara nasıl çıktığını bizzat izlemek isterdim, ama dün ana haberlere yetişemedim, dışarıdaydım. Duyduğuma göre kanalların çoğu bu protestoyu haber yapmayı “unutmuşlar”. Bir yandaş kanal ise sadece İstanbul’da eylem olduğunu ona da 200 kişi katıldığını söylemiş haberlerde.
İşte size 200 kişi:

(Tabi teknolojik bir eylem ya, aslında orada 200 kişi var, kopyala yapıştır yapmış gelen herkes kendini, beşiz beşiz dolaşıyoruz.)
Tövbe tövbe…
Yandaş medya adiliğini belli etmiş kısaca. Devamını oku »
Bunu Google+ arkadaşlarınızla paylaşmaya ne dersiniz? Sağdaki +1 düğmesini kullanabilirsiniz. ;)
Metro ile Taksim’e geri dönmüştük. Aslında daha dönüş uçağımızın kalkmasına dört beş saat olmasına rağmen, daha Galata Kulesi’ne çıkmamış, Modern Sanatlar Müzesi’ne gidememiş olmamıza rağmen artık sadece bedenimiz değil, ruhumuz bile yorgunluktan öldüğünden, İstanbul’daki trafiğe de hiç güvenmediğimizden ve daha çömez olduğumuzdan Havaş’a binmeye karar verdik.
Yerini daha İstanbul’a gelmeden öğrenmiş ve haritaya işlemiştim. Manuel GPS’imiz ile, haritaya baka baka, Havaş’ın kalktığı yere gittik. Havaş her buçukta ve saat başında kalkıyormuş. Girdik içeri, önden ikinci sıraya oturduk. Kişi başı 13TL verdik.
Yola çıktık. Devamını oku »
Geceyi geçirmek için 7/24 açık bir İnternet kafeye gittiğimizi söylemiştim. Amaç, monitörü kapatıp, kafayı koyup uyumaktı.
İnternet kafeye girdiğimizde (iki katlı, ikinci katı biraz basık, hafif havasız, sırtımız pencereye bakan ve pencereleri açabileceğimiz, köşeye sinip uyuyabileceğimiz, ışıkları kapalı, sabahlamalık bir yerdi), ikinci katta biri yabancı, dört beş genç vardı. Üniversite hazırlık, birinci sınıf gibi gösteriyorlardı.
Geldiğimizde World of Warcraft oynamakta idiler. Gayet heyecanlı, dalmış haldeler… Arada yabancı olana İngilizce olarak bir şeyler diyorlar, yabancı olan da arada bir küfür ediyor Türkçe olarak. Yine tahmin ettik, değişim öğrencisi herhalde, dönemlik Türkiye’ye gelmiş dedik.
Tabi sıkıyoruz bunları, gerçekten değişimle mi geldi, üniversite öğrencisiler mi bilinmez… Biz öyle farz ettik.
Devamını oku »
Yemeğimizi yedikten sonra, konser alanına doğru yola koyulduk. Her ne kadar haritadan baksak ve doğru yolda olduğumuza inansak da, teyit etmek için insanlara cadde adı sorma gereksinimi hissettik.
İki kişiye sorduk, ikisi de turist çıktı.
Neyse ki, bir tanesi turist olmasına rağmen yolu biliyordu ve doğru yolda olduğumuzu onayladı.
Az gittik, uz gittik. Dere tepe düz gittik.
Sesler gelmeye başladı.
Ve sonra da görüntü.
Upuzun bir kuyruk.
Geçtik en arkaya. Beklemeye başladık.
Çok beklememize gerek kalmadan kapılar açıldı. En fazla 30-45 dakika beklemişizdir. Tabi bu kadar az beklememizde kapıların biletin üstünde yazandan çok daha erken açılması ve bizim İstanbul’u gezmeyi abartıp konser alanına geç gitmemiz de büyük etken oldu. Devamını oku »
Hani iğrençlik olur da, bu kadar da olur mu dedirten tuvalet, Burger King’in Taksim Meydanı’ndaki şubesinde gördüğüm tuvalettir.
Erkekler tuvaletinden içeri giriyorsunuz, pisuar dışında tuvalet yok. Yani sadece çiş yapmak zorundasınız. Başka bir şey yapamazsınız. Tutacaksınız arkadaşım! Günde en az 500.000TL kazanıyorlardır. O kadarcık paraya, tuvalet konur mu hiç? Sonra bir de temizliğini yapmak lazım. Zarara girerler vallahi.
Peki, sadece işeyelim… Tuvalette bakıyorsunuz ki, pisuar bulasınız. Ama sizi “şey” karşılıyor. Pisuar değil, o kesin. At yalağına benziyor, ama altında delik var. Öyle garip bir şey… Diyorlar ki, buraya işeyeceksin.
Pisuar yerine getirdikleri alternatif, aşağıdaki fotoğrafta görüyor… Devamını oku »
Ayasofya Müzesi’nden sonra sırada, hemen bitişiğindeki Topkapı Sarayı vardı.
Ayasofya’dan çıkınca kalabalığı izleyerek Topkapı Sarayı’na vardık. Sarayın avlusunun girişinde, tavanı ahşap işlemeli, oldukça gösterişli bir çeşme vardı. Topkapı Sarayı’nın avlusu da oldukça bakımlıydı. Daha sonra sarayın ikinci kapısına geldik. Müze Kart’larımızı bastık. Girdik.
İkinci avlunun içerisinde sağ tarafta upuzun bir bina halinde sarayın mutfağı vardı. O kadar kişiyi doyurmak kolay değil… Ancak restorasyonda olduğundan içini gezme şansımız olmadı. (Bunları da çaktırmadan peşlerine takıldığımız rehberlerden öğreniyoruz.
) Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!