08 Mayıs
2008
EBMT Bahar Etkinlikleri

Bilmuh'cular için & EBMT

ebmt-logoEge Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Topluluğu (yani kısaca EBMT) olarak, “Yaşasın Vizeler Bitti!” “Öf ya yine mi yaz geldi?” “Hava da çok sıcak be!” “Demek ki neymiş, etkinlik varmış.” gibi isimlerle de hatırlanabilecek ama asıl ismi “1. EBMT Bahar Etkinlikleri” olan bir dizi aktivite düzenledik.

Etkinliklerimizin afişlerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

ebmb-senlik embt-kermes ebmt-tavla lotr

Devamını oku »

1 yorum var | toplam 74 kez okundu
06 Mayıs
2008
Yürüyüş: Balçova-Bostanlı, 7 Saat, 30km, İki salak, Sınırsız macera…

Eğlence & Hayat

YürüyüşEvet yaptık! Yanlış anlamadınız başlığı. 4 Mayıs 2008 günü Balçova Kipa’nın önünden başlayarak solda göreceğiniz güzergâhı izledik ve 7 saat yürüyüş, bir saat mola toplam 8 saat sonunda Bostanlı İskelesi’ne vardık!

Sloganımız: 30 kilometre, 7 saat, 2 salak, sınırsız macera…

Pazar sabahı telefonumun acı alarm sesiyle saat 05.30’da uyandım. Hava aydınlanmadığından saati yanlış kurduğumu sandım, ama hayır, doğruydu. Yaklaşık bir 10 saniye için, yürüyüşten vazgeçip yatıp uyumayı düşündüm. Ama sonra bu kötü düşünceleri bir kenara bırakıp doğruldum. Uyanmam yarım saat kadar sürdü. Ranzadan inmesidir, giyinmesidir, yolculuk çantası hazırlamasıdır, yola çıkmasıdır derken saat 6.15 oldu, gün ağarmıştı.

İzmir Metro A.Ş. sağolsun sabahın köründe 8 (ya da 12 tam hatırlamıyorum) dakika bekletti beni. Vagonumdaki tek yolcu bendim Bornova’da. İnsanlar daha REM uykusundayken, ben ve çılgın yürüyüş arkadaşım Didem Konak’ta buluşmak üzere yollardaydık. Konak’ta buluştuktan sonra 7 numaralı ESHOT ile Balçova’ya yollandık. Balçova Kipa’nın önünde otobüsten indiğimizde saat 07.30 idi ve yürüyüşe başladık.

Devamını oku »
7 yorum var | toplam 147 kez okundu
01 Mayıs
2008
TBY İzmir Buluşması (19.04.2008)

Eğlence & Ivır Zıvır

Anılarım kısmına geri dönmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Diyeceksiniz, “Kaç gün geçti anca mı aklına geldi eklemek!” Haklı gibi görüneceksiniz de. Ama gel gör ki sınav dönemi böyle bir şey işte. İnsan vakit bulamıyor.

Her neyse… Başak Ölmez’in önayak olduğu Türk Blog Yazarları İzmir buluşması 19 Nisan’da gerçekleşti. Ayrıntıları buralardan (# # # # # ve dahası…) okuyabilirsiniz.

Bence hoş bir organizasyondu. İlk başta sıkılır gibi olduysam da, ondan sonra öyle bir kaynaştık ki Alsancak çimlerinde hele de Ekmek İçi ve sonrasında müşteri yerine bile konulmadığımız Nargile Konağı’nda sohbet bitmedi, gitti. İfade resmi

Bir sonraki buluşmayı iple çekerken sitemdeki albüme o güne ait bazı kareleri koyuyorum. Tamamına buradan erişebilirsiniz.

Devamını oku »
3 yorum var | toplam 81 kez okundu
20 Nisan
2008
Mööö

Ivır Zıvır

Uyarı

Yazar sınav döneminde (ve haliyle inekleme döneminde) olduğu için yazı göndermekte sıkıntılar çekmektedir.

Bu sıkıntıların en başında yazmaya vakit ayıramamak var. Bilgisayarın başında geçtiğimde ders çalışıyorum, satırlarca kaynak kod yazıyorum, “pointerları gösteren pointerları gösteren pointerları gösteren pointer tipinden pointerlar” konusuna çalışıyorum, Salı gününe iki ödev yetiştiriyorum. Başka bir sıkıntı olarak yemek yiyorum, çok vakit alıyor. Uyuyorum ama sadece zorunluluktan, yoksa içimden uyumak bile gelmiyor şu anda. Yazın tadını (!) çıkarıyorum. Anladınız siz ne demek istediğimi… Ne de olsa etraf cıvıl cıvıl… Ha bir de bunların dışında çözmem gereken bir iki tutarsızlık ve birisine kanıtlamam gereken bir konu var hayat ile ilgili. Ayrıca OBS için bağıl sistem algoritması çıkarmam gerektiğinden bahsetmiyorum bile.

Yukarıdaki ve benzer nedenlerden ötürü bu aralar çok yazı yazamayacağım. (hatta yazamıyordum)

1 yorum var | toplam 107 kez okundu
04 Nisan
2008
MSN Dostluk Arka Kapısı Değil!

Bilgisayar & Hayat & Kişisel & İnternet

no-friendsSizce MSN hayatın yerini tutabilir mi? Kimseyi görmeden, kimseyi aramadan, sadece MSN’den arkadaşlıklarınızı devam ettirebilir misiniz?

Böyle sorulunca cevap açık ve net oluyor sanırım: Hayır.
Ama ne yazık ki böyle davranan arkadaşlarım var.

Anında mesajlaşma yazılımları “haberdar olmak” ve “hal hatır sormak” için değildir arkadaşlar! Anlık mesajlaşma yazılımları telefon parasından kurtulmak için kullanabileceğiniz günü organize etme araçlarıdır. MSN’den bir arkadaşınıza ertesi gün için size imza atmasını söyleyebilirsiniz. Canınız istiyorsa arkadaşınızla sinema programı da yapabilirsiniz. Çok güzel geyik de çevrilir MSN’de, gülmekten yerlere yatarsınız, eğlenirsiniz… Ama “dostluk”, “arkadaşlık” sürdürülmez MSN’de. Bir defa insan görmek ister. Kanlı-canlı, gülümsemesiyle, sesiyle, neşesiyle, derdiyle, hüznüyle, sevinciyle “dost” (ya da arkadaş) olarak gördüğü kişiyi görmek ister. Aksi halde neden her Antalya’ya gidişimde arkadaşlarımı görmek isteyeyim? Biz MSN’den hiç konuşmuyor muyuz?

MSN böyle bir illet işte arkadaşlar… İnsanlar MSN’de yazıştıkları kişiyi “görmüş gibi olduklarını” iddia ediyorlar. Aylarca görmediğiniz bir kişiyle eğer MSN’de her gün yazışıyorsanız sizin samimiyetiniz hiç bozulmuyormuş. Uydurduğunuz bahaneler daha kabul edilebilir oluyormuş. Size “Hadi len oradan!” demek istiyorum arkadaşlar. Siz cidden bir insanı görmeye gerek duymuyor, yeri geldiğinde sırf bir kişiyle buluşmamak için 10 saniyede 1010 bahane bulabiliyor, ama MSN’e gelince balım cicim oluyorsanız, ben bunu yapan herkesin dostluğundan da arkadaşlığından da şüphe ederim!

MSN’i “dostluk” gibi değerli bir kavrama alet etmeyin arkadaşlar! “Gerçeklerden oluşan imkânsızlıklar” dışındaki hiçbir neden iki dostun arada bir buluşmasına, birbirlerinin suratlarını görmesine, bazı şeyleri paylaşmalarına engel olamaz. MSN’de yazdıklarınız, gösterdiğiniz samimiyet pek bir şey ifade etmiyor bana… Devamını oku »

2 yorum var | toplam 235 kez okundu
29 Mart
2008
TBY İzmir: Şükür Kavuşturana

Eğlence & Hayat & Ivır Zıvır & İnternet

TBY (Türk Blog Yazarları) Logoİzmirli Blog Yazarları olarak 19 Nisan 2008 Saat 14.00’da Konak Pier’de toplanıyoruz. Tüm TBY üyeleri davetlidir.

Şuradaki çağrıyla bizi buluşturmak için ilk adımı atan ve sonrasında uğraşıp duran Başak’a ne kadar teşekkür etsek azdır sanırım.

Buluşma hakkındaki son duyuruya buradan erişebilir, TBY topluluğundaki tartışma sayfasına buradan erişebilir, katılım için başvurunuzu buradan yapabilirsiniz.

Eğer İzmir’deyseniz ya da 19 Nisan’da burada olabilecekseniz sizi de aramızda görmek isteriz.

yorum yok | toplam 254 kez okundu
26 Mart
2008
Güne Başlarken-2

Kişisel

Dün gece bir sürü hayal kurdum. Şimdi hepsinin yıkılışını görmek için güne başlıyorum. Günaydın millet, hayallerden sıyrılıp güne atılma vakti geldi ne yazık ki. İfade resmi

2 yorum var | toplam 109 kez okundu
22 Mart
2008
Güne Başlarken

Hayat & Kişisel

Bugün 22 Mart 2008 Cumartesi. Bugün için hayallerim var.

Uyuyamıyorum. Dün gece sırf uyuyabilmek adına yorgunluktan ölene kadar bilgisayarın başında kaldım. Bağımlı olduğumdan değil. Ya başka ne yapsaydım?

Sabah saat 05.30 civarı adımı bile hatırlamayacak duruma gediğim an, uyumam için en ideal zamandı. Kendimi koşarak yatağa attım.

Uyumak istediğimden değil, uyumak zorunda olduğumdan uyudum. Yorgunluk kapattı gözlerimi. Yastığıma sarıldım ve kafamın içinden geçen mutlu ütopyayı bir köşeye atmaya çalışarak uyudum. Tabi sürekli sağa sola dönmeyi, kâbuslar görmeyi, gece düşünmeye devam etmeyi, sabah bunları hatırlayıp iyiden iyiye çökmeyi, daha kötüsü bunları kimse anlatamayacağım gerçeğini bilmeyi uyumak sayarsanız…

Sabah 10 gibi uyandım. Uykumu almıştım ve kendimi berbat hissediyordum. Bir insan bu saatte kimi arayabilir? Eh, çok iyi biliyorum ama beni engelleyen bir şeyler var işte.

Biraz daha zorlayarak saati yarım ettim. Artık uykudan zerre yoktu; bir sağa, bir sola dönüyordum, mutlu hayallerle kendimi kandırmaya başlamıştım. Hâlbuki o mutlu hayalleri kurmayı bitirince nasıl çöktüğümü önceden biliyordum. Kendimi hemen engelledim. “Her şey güzel olmayacak!” Elinizdeki olumlu kanıtlar, el altından elde ettiğiniz olumsuzlardan kat ve kat daha azsa, anlam veremediğiniz bir sürü olay varsa, yalnızsanız, sizi anlayacak kişiyi seviyorsanız o zaman nasıl hala umudunuz olabilir?

Böyle düşünerek yatakta doğruldum. Sonsuz döngüye girmekten korkuyordum. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 151 kez okundu
21 Mart
2008
Ege İnternet Mağdurları

Bilgisayar & Bilmuh'cular için & Ivır Zıvır & İnternet

Ege Üniversitesi Logo ÇizikArkadaşlar üniversitemizde saçmalık ötesi bir uygulama başladı. Artık yurdumu eskisi kadar sevmiyorum.

Arkadaşlar artık yurdumuz Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü’nde her bir bilgisayar gece gündüz zaman fark etmeksizin en fazla 64KB/sn ile aktarım yapacakmış. Daha doğrusu böyle bir şey duyurmaya bile zahmet etmediler, kendimiz fark ettik ki öyle.

Bu yurdun reklamı “yüksek hızda internet” olarak yapılıyor. 64KB/sn demek 512Kbps demek oluyor ki şu an o yurdum kıytırık ADSL’sinin bile en yavaşı 1024Kbps! Biz bir de Üniversite’de olacağız ve fiber optik bağlantılarla bağlı olacağız. Bu hızı şu anda kime söylesem bana g.tyle gülüyor. (Örnek: ODTÜ’lü bir arkadaşımı bu gerçeğe inandıramadım. Hala şaka zannediyor.) Devamını oku »

42 yorum var | toplam 387 kez okundu
19 Mart
2008
Ölüye Ağıt

Hayat & Kişisel

Ölüm KüçükDün çok sevdiğim bir insanı kaybettim. Hayır, hayır; öyle sandığınız gibi değil. Ölmedi çok şükür, şehit olmadı bir savaşta, hatta aslına bakarsanız fiziksel olarak benden bir kilometre bile daha fazla uzaklaşmadı.

Ama o kişi benim için öldü. Onu ben öldürdüm!

Onu çok ama çok seviyordum. Herkesten daha değerli kişiydi o, en üstteki insandı. Her şeyimi ama her şeyimi onun için feda edebilirdim, ya da her anımı onla geçirmek için aklınızın ucundan geçemeyecek çılgınlıklar yapabilirdim. Hala da öyle. Ama o artık bir ölü.

Hayır, onu ben öldürmedim! Ama onun için hayatımı feda edebilirdim.

Evet, belki de ilk defa, ben masumum! Ne geç kaldım ilkyardım için, ne de çağırıldığım an gelemeyen 112 servisi gidiydim. Gerektiği anda gerektiği yerdeydim. Ambulansı geç arayanlar kahrolsun!

O öldü. Onu çok seviyordum.

O öldü. Onu çok seviyordum. Hem de ne kadar çok.

Katili tanıyorum. Ne yazık ki… Parmak izlerini topladım, katilin maktul üzerinde bıraktığı etkileri okudum. 3.şahısların ve görgü tanıklarının olay hakkındaki izlenimleri fotoğraflarla bezenmiş bir Word belgesinde buldum kolaylıkla… Tüm deliller gerçekti. Tüm deliller katiline güvenen maktul tarafından özene bezene toplanmış, sabit diskin çatlak tahtasının içindeki görülmesi zaman alacak klasöre konulmuştu.

Ama zaman almadı.

Masaüstü ve Belgelerim… En sevdiğim iki klasör.

Ölüleri sevebilir misiniz?

Elbette ki. Geçen sene ikinci dönem, 13 Şubat’tan itibaren bir yıla yakın bir süre yaptığım aptallık da bu değil miydi? Ölüyü, ölümüne sevmek… Neredeyse bir saplantı…

Ölülerden medet umar mısınız? Yoksa siz hala türbede ayin yapan kesimden misiniz?

Ölüler sadece ölü ne yazık ki. Çürümüş bedenleri ve çürümüş beyinleri var. Unutmanız gereken insanlar… Fiziksel olarak ölüm nasıldır, yakın birisi gerçekte ölürse nasıl hissederim hatırlamıyorum, ama benim için ölen kişileri unutmak zorundayım. Her cenazede takılan, her mezar taşının ardında yıllarca ağlayan birisi olursam yaşamanın anlamı kalır mı?

Bugün öldü o benim için. Onu çok seviyordum. Belki bir süre ruhu benimle kalacak, belki onun ruhunun gitmesini ben istemeyeceğim, ya da o bana musallat olacak, ama eninde sonunda bitecek bu. Mutsuz bir son daha…

Katil ve maktul… Ruhları beraber yaşıyor… Yaşasın, elden ne gelir ki!

Öldü… Aramızda bir kilometre bile yok; ama yıkılması imkânsız, görünmez, betonarme bir duvar var.

O öldü. Artık tamamen yalnızım.

Devamını oku »

7 yorum var | toplam 196 kez okundu