Bitiyor…
Şaka maka, mezun oluyorum ha! 5 sene (biri hazırlık) geçti ...
Eğer bildikleriniz bilmeniz gerekenin (sadece) bir adım ötesindeyse samimiyet, doğruluk ve bunlara bağlı çıkartılabilir tüm kavramlar değerini kaybeder mi?
İnsanlar olarak biz, hepimiz, körüz. Duymak istediğimizi duyarız, görmek istediğimizi görürüz. Öte yandan meraklıyız da. Daha fazlasını öğrenmek için elimizden geleni ardımıza koymayız.
Ben de tam olarak bu “daha fazlasından” bahsediyorum. Bildiğiniz ve herkesin bildiğinize inandığından biraz daha fazla bilmek… Azıcık “arkanızdan konuşulanlar”ı öğrenmek gibi… Bozuk salça tadında biraz da.
Güvendiğiniz, güvenmek istediğiniz, saygı gösterdiğiniz ve hatta sevdiğiniz insanlar acaba sizin hakkınızda cidden sizin düşündüklerini düşündüğünüz gibi mi düşünüyorlar? Yoksa birlikteyken söylenen o iyi sözler, hiçbir zaman küçümsenmemesi gereken o güzel sözler, sirke tadında mutluluk hissi, o sarsılamaz (!) güven hissi acaba dağın sadece görünen kısmı mı?
İnsanlar gerçekte ne kadar samimi? Güven ne kadar mantıklı bir duygu?
Bana bu sorgulatan kişiye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Çiçekli Köy! En eğlenceli, hatta senenin şimdiye kadar geçmiş en güzel Bilmuh günü! Tüm uğraşlara değen bir organizasyon! Et dağıtmaktan uzunca bir süre aç kaldığım gezi. =) Tadından yenmeyen gezi. Bir sonraki gezide buluşmak üzere ayrıldığımız gezi!
Aşağıda; bazıları benim objektifimden, bazıları sağdan soldan toplanmış birkaç fotoğraf bulabilirsiniz. Gerek fotoğraflardaki bilmuhçuları, gerek diğer hepsinizi çok seviyorum!
(ama lütfen artık ot ot gelip gitmeyelim derslere, Çiçekli Köy’de aldığımız gazı hayırlı işlerde harcayalım.)
Devamını oku »
Yine aynı şekilde bir veda ile şehirlerarası yola aktı. Önce otogardan çıktı, daha sonra şehirden. Şehrin, daha doğrusu şehrin şehir merkezi denilebilecek noktalarının bitimini kocaman, heybetli yemyeşil dağlar, bu dağlara tırmanan üçer şeritli gidiş ve geliş yolları izledi. Yollarda bu rampaları tırmanan onlarca yolcu otobüsleriyle bu rampalardan aşağı inmekte olan, Antalya’ya belki de ilk defa giren araç sahipleri vardı.
Yol uzadıkça uzuyordu. Daha henüz İzmir’e beş saat kırk beş dakika vardı. Geçen her saniyeyle Antalya’nın getirdiği pozitif enerji ve +3 mutluluk puanı da kayboluyordu…
Umut BENZER
U:Anılarımın üstünden metro inşaatı geçti abi. Acaba Alsancak’a da metro yaparlar mı?
A: Öyle ya, hazır geçmişken tam geçsin.
U: Anılarımı kazdılar abi, artık kampüs benim kampüsüm değil.
A: Senin kampüsündü sanki… Kampüsünü de gördük anını da. Hem artık senin anın değil, hiçbir zaman senin anın da olmadı, tamam mı?
U: Güzel günler bitiyor hep, neden-
A: Onlar güzel günler değildi, gelip geçici bir şeydi o kadar. Kendini kaptırmayınca hiçbir şey güzel değildir.
U: Güzel günlerdi onlar, kaptırmamış mıydım sanki kendimi? Artık güzel gelmiyor tabi. 365 gün geçmiş dile kolay, koca bir sene…
A: Bizim buralarda “Garpe Diyem” (Carpe Diem: Anı Yaşa) derler. Dün dündür bugün bugündür.
U: Öyle olmalı zaten… En azından şu an hissettiklerimle ancak günü yakalamayı savunabilirim.
Anı yaşa… İşte bu, diyalogdaki karakterimiz U’nun kişiliğine uymuyordu. U bağlantılara takmıştı, iğnenin ucundaki ipliğin rengine dikkat etmek, buradan iğnenin hangi renkteki sökük kumaşları dikebileceğini tahmin etmek, bu tahminler çerçevesinde bu sökük kumaşların hangi insanlara ait olabileceğini bulmak onun kişiliğindeydi. Bunları yaparken onu ezmek üzere olan kocaman otobüsü görmüyordu tabii. Ya da “Ben burdayııııım!” diye haykıran arkadaşını görmüyordu. Ve gerçek hayat mantıksız saçma sapan bir şey olduğu için ucunda iplik olan her iğne illaha da bir söküğü dikmiyordu. Keyfi misin iğnenin ipliğin? Sana ne, dikmez dikmez… Sen gününü gün etmeye baksaydın ya salak.
Devamını oku »
Anılar için yaşamak nedir bilir misiniz? Her gittiğiniz yerde eskiye özlem duymaktır. Eskiden ne de güzeldi, şimdi her şey b.k oldu demektir. Keşke ile başlayan ya da olurdu ile biten cümlelerdir. Daha önce aynı mekânda geçmiş iyi kötü tüm anılarınızı bir özlem içinde hatırlamak ve onları tekrar tekrar canlandırmaktır.
Anılar için yaşıyorsanız hatırladıklarınız sizi mutlu etmez. Kötü anılarınız aklına gelince sinirlenmezsiniz. Anılarınız ister iyi ister kötü olsun, aklınıza geldikçe kendinizi kötü hissedersiniz. Çünkü sürekli eskiyi hatırlamanızın sebebi, eskiden iz bırakacak kadar keskin olayların adamıyken, şimdi kendinizi hayatın akışına bırakıp bomboş geçirmenizdir günlerinizi. Devamını oku »
Teröre kendi çapımızda tepki gösterdik. Tebrik ettim üniversitemizi. 21.10.2007 (yani bu yazıdan bir gün öne) YurtKur yurtlarının içinde başlayan yürüyüş kısa zamanda büyüdü. Tahminimce birçok kişi yurt çapında bir şey olacağını düşünüyordu, çünkü pijamalı ve terlikliler çok fazlaydı. Her neyse, ben Yurtkur’da kalmıyorum. Tam o esnada yurdun önünden geçmem büyük bir tesadüftü. Kalabalık yurttan çıkıp çarşı boyu yürümeye başlayınca ben ve birkaç arkadaşım da yürüyüşe katıldık. Teröre tepkimizi belirten sloganlarla, bazen saygı duruşu yaparak, bazen İstiklal Marşı da okuyarak Osman Kibar Kavşağı’na yönelerek kampusu terk ettik. Yürüyüş bir anda çıkan ve acemice bir şeydi, planlı değildi, bunu sloganlardan olsun, milletin pijamalarıyla terlikleriyle dışarıya çıkmasından anlayabilirdik ama böylesi daha bir anlamlıydı sanki. İnsanların terörden ne kadar nefret ettiklerini ve tepkilerini belli etmeye ne kadar hazırlıklı olduğunu fark ettik. Başkalarını da aramıza katarak Bornova merkeze kadar ilerledik. Bu esnada esnafın desteği olsun, apartmanlardan sarkıtılan Türk bayrakları olsun, araçların korna çalarak ve el sallayarak bize katılması olsun oldukça hoştu.
Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!