Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Kendi evime çıkmaya karar verdim. Kiralık ev arıyorum. Herkes gibi ben de sokak sokak geziyorum, İnternet’teki ilanlara bakıyorum, cani emlakçılar bir kira bedeli para aldıklarından onlara yüz vermiyorum. Ben ekstradan bir de bloguma yazıyorum.
Bugün sizin yardımınıza ihtiyacım var. Dertlerimden birine deva olabilir misiniz? Belki sizin sayenizde birkaç parça eşyam olabilir. Ya da bundan sonra kalacağım evi siz ayarlayabilirsiniz.
Olmadı mı? En azından bu yazıyı yaysanız? Ya bir bilen çıkarsa? Sol taraftaki paylaş butonları seni bekliyor.
Eğer sizin, bir yakınınızın aşağıda anlatılan özelliklere uygun bir dairesi varsa, apartmanınızda bu özelliklere uygun bir daire boşsa veya yolda geçerken gözünüze bir daire kestirdiyseniz lütfen bana ulaşın.
Bana ulaşmak kolay. Bu yazıya yorum bırakabilirsiniz, e-posta yollayabilirsiniz, Facebook’tan mesaj yollayabilirsiniz veya Twitter’dan mention atabilirsiniz.
Eee, yeni eve çıkmak demek, eşya demek. Eve çıktığım anda almam gereken acil eşyaları elden düşme almayı planlıyorum. Ancak, eğer mobilyalarınızı yeni değiştirdiyseniz, yeni buzdolabı aldıysanız, televizyonunuzu FULL HD yaptıysanız ve eski eşyalarınızı verecek bir yer arıyorsanız o kişi ben olabilirim! Eğer sizin veya komşularınızın ihtiyacı olmayan eşyaları varsa bana haber verebilirsiniz. Bana ulaşmak kolay. Bu yazıya yorum bırakabilirsiniz, e-posta yollayabilirsiniz, Facebook’tan mesaj yollayabilirsiniz veya Twitter’dan mention atabilirsiniz. Devamını oku »
Eski ayakkabım 6 yerden birden yırtılınca artık yenisini almak gerekti. Bunun için de İzmir’de çok bilindik bir mağaza olan Yalı Spor (Karşıyaka)’ya gittik. Buradan Nike marka güzel bir ayakkabı beğendim ve aldık.
Ayakkabı şahane görünüyordu, hoştu falan. Ama bir giydim, bir daha giyemedim. Topuk kısmı vuruyordu. Ama öyle böyle değil. Yarım saat giydikten sonra dört gün boyunca ayakkabıyı giymeniz mümkün değildi acıdan. Yara bandı yapıştırmak da etki etmedi. Ütüne bastım, evde giydim açılsın diye ama ne yaparsam yapayım olmadı.
Yalı Spor’a geri götürdüm ayakkabıyı… “Ben bunu giyemiyorum, vuruyor!” dedim. Adam, “Buna bir kalıp koyalım biz.” dedi. Koydular. Topuk hala vurduğu halde artık bir de ayakkabı sıkıyordu. Olmadı kısaca. Devamını oku »
Sayın Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın rektörlüğünü yaptığı üniversitemiz Ege Üniversitesi’nin birbirinden saçma ve akıl almayacak derecede komik uygulamalarına geçenlerde bir yenisi eklendi.

Eskiden öğrenci işlerine gidip 1 TL karşılığında, öğrenci kartımızı göstererek öğrenci belgesi alabiliyorduk. Gerçi öğrenci işlerinde çalışanlar genelde zahmet edip mesai saatlerinin bitmesini beklemeyip erkenden çıkıp gittikleri için (11.50’de ve 16.45’te kimseyi bulamazsınız), bazen boşuna gidiyor olsak da yine de uygulama fena değildi.
Ama bu gayet normal bir uygulama olduğu için ve bize zorluk çıkarmayınca mutlu olmayanlar olduğu için (tahminimdir, iddia değildir) artık öğrenci belgesi almak için önce Halk Bankası’na gidip, 1 TL yatırıp, 1 TL’cik için dekont alıp daha sonra bunu öğrenci işlerine götürmeniz gerekiyor. Devamını oku »
Arkadaş, ben bazen bu yazarları anlayamıyorum. Güzelim senaryo yazıyorsun, müthiş bir kurgu var ortada, acayip ilginç durumlar söz konusu, niye kitabın/filmin/tiyatronun sonunu o kadar berbat bitiriyorsun?
Düşünsenize, Star Wars’ın sonunda Luke Skywalker’ın ayağı kayıyor ve kara deliğe düşüyor. Ya da yüzüğü yok etmeye götürürlerken, yere düşürüp ormanda kaybediyorlar. Lord Voldemort, tren kazası sonucu yatırıldığı Atatürk Devlet Hastanesi’nde hayatını yitiriyor.
Verdiğim örnekler kadar dandik sonlarla biten o kadar çok film var ki! Bir örnek, Kehanet. Sen o kadar kehanet bul, dünyanın sonunun geldiğini anla ve kurtulmak için gittiğin alana gele gele uzaylılar gelsin. Bu muydu yani?
Bazı kitap/film/tiyatro oyunlarının sonunu okuduğunuzda/gördüğünüzde yazan kişiye sövesim geliyor. Güzelim senaryoyu o kadar iğrenç bir sonla bitirebildiği için.
Bu tip durumlar için “sonunda saçmalama” diye bir suç olmalı bence.
Daha fazla saçmalamadan bitiriyorum.
HP Türkiye, Türkiye’nin en sevdiğim (!), en gözde (!), en mükemmel (!) yetkili servisidir. Öyle çok severim ki (!), imkanım olsa gönüllü olarak gidip çalışmak, tüm koordinatörlere, tüm teknikerlere gün boyu çay servisi yapmak, tuvaletlerini temizlemek, kulları köleleri olmak isterim günlerce (!).
Benimkisi öyle bir sevgidir (!) ki, karşışlıksız aşk gibidir. HP Türkiye müdürü atla dese kendimi boğazdan aşağı atarım (!). Herkesi de HP almaya (!) teşvik ederim. Çünkü en kaliteli ürünleri ürettikleri gibi (!)(!), daha siz ürününüzü göndermeden tamir edecek kadar hızlı ve sizin için çalışan (!), yetenekli (!), becerikli (!), bürokrasisiz (!) servisleri vardır.
Şu ihtişama bakın:

Üf be üf! Ne güzel görünüyor değil mi? Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!