Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Haftanın en sevilmeyen gününde, Pazartesi günü doğmuşum, 90 yılının 30 Nisan’ında. Hatırlayabilmeyi çok isterdim bebekliğimi, anne babama çektirdiğim çileleri. Bilebilsem neler çektiklerini, en ufak bir yanlış dahi yapamazdım onlara.
Akşam ezanını, eve dönüş zamanı olarak bilerek geçirdim çocukluğumu. Şimdi saate bile bakmıyorum eve dönerken.
Problemlerim çok büyüktü küçükken. Topum birinin bahçesine kaçardı, buna stres yapardım. Ağaçtan erik toplardık, o kadar çok toplardık ki, mühendis zekasıyla, erikleri nasıl taşıyabiliriz diye çözümler üretirdik. Simit satmaya kalkışıp, pazarlamacı zekasıyla, tüm simitleri akrabalara zorla satmanın taktiklerini bulurduk. Kapitalizme karşı olduğumuzu göstermek için, marketten değil, yanındaki ufak bakkaldan sakız alırdık. O “Hoca Bakkal” dı. Satmadığı ürünü isteyene, “elimizde kalmadı” diyerek cevap verir, müşteriden utancını gizlerdi. Bilgisayarın gelecek demek olduğunu bilip, internet kafeden çıkmayıp, aynı bilgisayarda iki kişi oyun oynardık. Ne farkı var ki aynı projede 2 kişi kod yazmaktan? Devamını oku »
Balkon: Yazın tadını çıkarmak için gerekli, ultra önemli bir ev aparatı.
TDK ne der bilmiyorum ama balkonun benim için anlamı budur.
Geçen senelerde Öğrenci Köyü’nde kalırken, yazın sıcaklarının bastırması ile beraber, 11 metrekarelik oda iyice ufalmaya başlardı. Gündüz sıcaktan ölürken, güneş girmesin diye perdeyi bile açamazdık. Sonra akşam olurdu. Vakit geçirmek, eğlenmek gerekirdi. Boş boş duvara bakarak geçmez hani tüm gece. Bir şeyler yapmak lazımdı. Ve yapabildiğim tek şey, yurdun kesik internetinde gezmek (!) olurdu böyle zamanlarda.
Bahçeye inebilirdim tabii ki, ya da bisikletime atlayıp küçük parka da gidebilirdim ama benim istediğim sakin, neşeli, huzurlu ve evde (yurtta) geçen bir geceden fazlası değildi ki…
Ve inanılmaz bir şekilde, üstteki paragrafı balkona bağlayacağım şimdi.
Devamını oku »
Ait olduğumuz yerin sınırında durur Misafir. Bir manimiz yoksa alırız içeri ama gitme vakti gelince gitmesini isteriz. İyi de, ya gitmezse, ya gidecek yeri kalmamışsa? İade-i ziyaret gerektiren bir durum değil midir misafirlik? O halde bize aitlik duygusu veren nedir ki?
“Misafir”, bir yerden başka bir yere gitmek zorunda kalanların, daha iyi bir yaşam uğruna yerinden yurdundan olanların, başka bir yurt edinmek isterken misafirlikleri daima yüzlerine vurulanların, davetli gelip davetsiz muamelesi görenlerin öyküsüdür. Misafirlerden bir misafirdir Musa da… Bavulunu her gün toplayan, sonra yine açandır o.
Kim misafir kim değildir bu dünyada? Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!