Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Okul bitiyor. Hala kafama tam olarak dank etmiş olmasa da, hala bana çok bir şey ifade etmese de, okul bitiyor.
Geçen Perşembe, okulun bittiğini fark etmeme yardımcı olacak bir şey daha oldu: Ege Üniversitesi’nin Ortak Temsili Mezuniyet Töreni.
Her bölümden üçer beşer kişinin temsilen katıldığı, tüm üniversite genelinde bir mezuniyet töreni. Genel olarak fena da değildi hani. Kampüsümüzdeki kapalı spor salonunda oldu tören. Rektör ve diğer standart konuşmalardan sonra (“üniversite birincisi” televizyon programlarındaki gibi tüm akrabalarına ve hocalarına selam yolladı [kayınçosunu unuttu]) sırayla tüm fakülte ve yüksekokullar sahneye davet edildi.
Mühendislik fakültesi öğrencileri arasında bilmuhu temsilen ben de vardım. Dekanımızdan “rektörün mesajını içeren belge” ile flamamı aldım. Fakülte olarak fotoğraf çekildik. (o fotoğrafları nasıl alacağımızı bilmesem bile)
Tüm fakülte ve yüksekokullar çıktıktan sonra, üniversitemizin hiphop topluluğu ufak bir gösteri sundu. Ardından da, keplerimizi atarak “temsilen” mezun olduk.
Bu hafta da finaller var.
Devamını oku »
Ontoloji, ilk kez Aristo’nun ortaya attığı bir kavram. Eski Yunanca’da “onto” varlık, “logy” bilim anlamına geliyor. Dolayısıyla, ontology “varlık bilimi” demek. Peki, o zaman yazının başlığını da “Hayata varlık bilimsel bir bakış” diye çevirsek olmaz mı? Olur olmasına da, işin anlamsallığı farklılaşabilir. Diğer yandan, ontoloji, felsefe biliminin temel yapıtaşlarından birisi. Peki, ben bir bilgisayar mühendisi -belki de veri veya bilgi mühendisi demek daha doğru olabilir- olarak neden işin felsefi boyutuyla da hayata bakabilmeliyim? Ya da okuyucu gözüyle bakacak olursak, hayata ontolojik bakmak iyi bir şey midir? Bakmalı mıyız? Yoksa bize ne mi? Ya da, zaten hayata ontolojik bakıyorsak ve de farkında değilsek. Biz farkında değiliz belki de; ama, beynimiz farkında. Bundan emin olabilirsiniz. Devamını oku »
Sayın Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın rektörlüğünü yaptığı üniversitemiz Ege Üniversitesi’nin birbirinden saçma ve akıl almayacak derecede komik uygulamalarına geçenlerde bir yenisi eklendi.

Eskiden öğrenci işlerine gidip 1 TL karşılığında, öğrenci kartımızı göstererek öğrenci belgesi alabiliyorduk. Gerçi öğrenci işlerinde çalışanlar genelde zahmet edip mesai saatlerinin bitmesini beklemeyip erkenden çıkıp gittikleri için (11.50’de ve 16.45’te kimseyi bulamazsınız), bazen boşuna gidiyor olsak da yine de uygulama fena değildi.
Ama bu gayet normal bir uygulama olduğu için ve bize zorluk çıkarmayınca mutlu olmayanlar olduğu için (tahminimdir, iddia değildir) artık öğrenci belgesi almak için önce Halk Bankası’na gidip, 1 TL yatırıp, 1 TL’cik için dekont alıp daha sonra bunu öğrenci işlerine götürmeniz gerekiyor. Devamını oku »
ELEC kapsamında Cumartesi günü yaptığımız tasarım, şuracıkta konuşlanmış Bölüm 1’de anlatılmıştı.
Yaptığımız tasarımları, zarfa koyduk. Ama zarf kapanmadı, zarfın boyutları kâğıtların boyutlarını tutmuyordu.
Her neyse… Zarfları teslim ettik ve Pazar günkü sunumunuzu heyecanla beklemeye başladık.
Pazar günü geldi çattı. Sunumlar, Tekstil Mühendisliği’nin konferans salonunda 12.30’da yapılacaktı. Normal olarak beklersiniz ki, program 12.30’da başlasın. Ama ilginç bir şekilde BEST topluluğunun anlayışı bu değildi. 12.25’te konferans salonunun kapısı hala kitliydi. 12.30’da salonun kapısını, kapının önüne yığılmış biz olduğumuz halde gelip açtılar.
Daha sonra salonun içerisinde boş yere mikrofon kurulumu, ışıklandırmalar, masaların taşınması, koltukların ayarlanması ve buna benzer şeyleri bekledik. BEST Pazar günkü organizasyonun açılışını, kepenk açan küçük esnaf profesyonelliğinde yapmış olsa da, en azından saatlerini ileri almayı unutmadıkları için şükrettik, bir saat fazla da bekleyebilirdik. Devamını oku »
ELEC, BEST adı altında kurulmuş bir Ege Üniversitesi Öğrenci Topluluğunun düzenlemiş olduğu, finalistlerin diğer üniversiteler ile kapışacağı bir mühendislik/yaratılıcılık yarışmasıdır. İki kategorisi vardır: Case Study ve Team Design. Tanıtım broşürlerindeki imla hatası ise gözden kaçmamıştır.
Team Design kategorisinde, takımlara çeşitli malzemeler verilerek, takımlardan o an öğrendikleri görevi tamamlayacak bir düzenek hazırlamaları istenir. Ama bu takımlara önceden hesap makinesi getirebilecekleri gibi ufak (!) ayrıntıların söylenmesi nedense unutulmuştur.
Case Study’de ise, bir problem verilir ve dört saatte bu probleme bir çözüm üretilmesi istenir. Ertesi gün sunum yapılması gerekmektedir, ancak bilgisayar kullanmak ve sunumları elektronik ortamda hazırlamak ilginç bir şekilde mümkün değildir.
Her neyse… Yarışma güya Cumartesi saat 12.30’da başlayacaktı. Ancak daha önce Ege Üniversitesi Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nın tüm üniversitelilere duyurduğu elektrik kesintisini duyamayan (!) Best, bizi bir buçuk saat kadar boş yere ayakta bekletti.
Team Design’da, ekiplerden aralarında en az bir metre bulunan iki masa arasına, ellerine verilen malzemelerle bir düzenek kurulması istendi. Bu düzenek ile bir yumurta, bir masadan diğerine kırılmadan geçebilmeliydi.
Biz, grubumuz “Mavi Ekran” olarak, Case Study kategorisinde yarıştık. Bizden Yabancı Diller Ek Binası’na kapatılacağımız dört saat boyunca saksıyı çalıştırarak yaratıcı, kafa çalıştıracak ve geniş kitlelere hitap edecek bir oyun (board game) tasarlamamız istendi… Devamını oku »
Bugün sabah Veritabanı dersinin laboratuvarına gittim. Laboratuvarın konusu Microsoft Access idi. Access’in kullanımını öğreniyorduk! Kaç tane tablo var nasıl anlarsınız, tablonun içinde kaç tane girdi var, tabloda kaç saha var, tüm laboratuvar boyunca bunlara baktık!
Yanlış okumadınız, Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıfta Access veritabanında tablo listesine nasıl bakılır bunu gördük koca bir ders boyunca! İnanamadım.
Acaba kimse hatırlamıyor muydu, 1. sınıfta bile basit SQL kodu yazdırdıklarını… Access’in ne olduğunu zaten öğrenmiş olduğunuzu? Bununla ilgili ödev bile yaptığımızı? (BBG dersinde)
3. sınıfta bize hala tablodaki girdi sayısına nasıl bakılacağının anlatılmasına inanamıyorum! Tabi laboratuvar gruplarının internet yerine “kapı”dan duyurulmasına da. Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!