Bitiyor…
Şaka maka, mezun oluyorum ha! 5 sene (biri hazırlık) geçti ...
Kaçırılmış fırsatlar, boşa çıkmış beklentiler, yaşanan büyük acılar üzerinde düşünmek çoğu zaman sıkıntı ve üzüntü vericidir. Ancak ABD’nin Missouri Üniversitesi’nden Laura King’in de yedi yıllık bir çalışma sonunda gösterdiği gibi, bu deneyimleri doğru biçimde ‘sindirebilmek’ kişilik gelişiminde ve sonuçta mutluluğa önemli bir katkı sağlayabilir.
King, kötü deneyimleri halı altına süpürmek yerine onların üzerinde düşünmek için zaman ayıranların, daha olgun ve genel anlamda mutluluğa daha açık kişiler haline gelebildiklerini, bu kişilerin mutluluklarının da daha kalıcı olduğunu söylüyor: “İnsanlar, başlarından geçen acılı ya da sıkıntılı durumlardan sonra yeniden mutlu olabilmek için genellikle acele ediyorlar. Anlamaları gereken şeyse kendini kötü hissetmenin, üstelik de belli bir süre boyunca kendini kötü hissetmenin yanlış bir şey olmadığı.”
Araştırmasını uzun sürelerle izlediği yetişkinlerin deneyim ve görüşlerine dayandıran King, kayıp ya da acıları üzerinde düşünmek yerine, mutlu olmak için acele edenlerin bu mutluluğunun kırılganlığına da dikkat çekiyor. “Acılı ve trajik olaylar insanları değiştirir. Bu olay her ne ise, birdenbire öncesine dönüp, olay hiç olmamış gibi yaşayabileceğinizi düşünmek her şeyden önce gerçekçi değil. Mutluluk, acılı geçmişi unutarak değil, yaşamınızı daha önce yaptıklarınızın ya yaşadığınız olumsuzlukların üzerinekurabilmenizle ilgili. Ya da bir zamanlar ne ve kim olduğunuzun…”
Yorum: Doğru araştırma sonucuna ne denir…
Ablamı evlendirdik. O artık Deniz ARDAHAN. Onlar artık yeni bir aile. Onlar şimdi balayında.
Sonsuz mutluluklar diliyorum. Balayı biter bitmez evlilik başlıyor da diyebiliriz.
Düğün Pazar günü, KONYA Selçuk Ünivesitesi Sosyal Tesisleri’nde saat 19′da idi. Antalya’dan Cumartesi sabah yola çıkacaktık. Ama ablam evden gelin olarak çıkmalıydı.
Konu komşu ablama alkışlarla veda etti. Ama yoldayken bir çok kişinin aksine korna çalarak insanları rahatsız etmedik. Saatin 8.30 civarı… Gelin arabası yola çıkıyor.
Gelinlik güzel görünse de rahat bir şey değilmiş. Haliyle Konya’ya kadar (4.5 saat) gelinlikle gidemeyeceğinden ablamların evine gittik. Hem “Damat Bey” damatlığını çıkardı, hem de “Gelin Hanım” gelinliğini.
Sonra ver elini Konya… Yol Manavgat’a kadar dümdüz ve ayrılmış yol ama maşallah trafik şehir içi trafiği… Antalya’da olduğunuz belli oluyor. Konya sapağına girince yol aniden sakinleşiyor ama bu sefer de dağ yolu. Turistik yolun cillop asfaltından çıkmışsınız, yol ya iki şerit ya üç şerit… Ama yine de güzel. Bir ara mola verdik. Fotoğrafta bizim arabamız ve gelin arabası yan yana. Haliyle önde çiçek, camın ortasında araba süsleri ve plakada ‘Mutluyuz, evleniyoruz.’ ile gitmeyi polis amcalar hoş görmezdi. Biz de sökmüştük.
Ve Konya’dayız! Pek Konya’yı görme şansımız olmuyor, çünkü kestirmelerden giderken şehir merkezini atlıyoruz. En sonunda “erkek evi”
ne varmışız. Onların adetlerine göre düğünden önce aileler tüm akrabalarla beraber yemek yermiş. Her şey iyi gidiyor. Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!