Bitiyor…
Şaka maka, mezun oluyorum ha! 5 sene (biri hazırlık) geçti ...
Zaman geçiyor. Dur durak bilmeyen bir hareketlilik var hayatta! Hayat var dışarıda!
İnsanlar var hayatta; mutlu. İnsanlar var hayatta; üzgün. İnsanlar var hayatta, hayat umurlarında olmayan.
Zaman geçiyor. Mutsuz olduğum her an, boşuna geçiyor o zaman. Harcanıyor resmen; geri gelemeyecek bir zaman dilimi boşa gitmiş oluyor.
Zaman değerli. Hayatın geri dönüşü yok. “Yapacağım, edeceğim.” diye her şeyi geleceğe yüklemenin anlamı yok. Yarının garantisi yok. Bugünün anlamsız geçmesinin hayata kattığı bir değer yok.
Yarın hiç gelmeyebilir. Trafik canavarının ya da doğal afetlerin sonraki kurbanı neden ben olmayayım? Ben özel değilim ki!
Buna göre yaşamak lazım… Dolu dolu. Pişman olmamaya çalışarak, ama yeri geldiğinde risk alarak. İçe atmak yerine ifade etmek lazım duyguları, hisleri. Yeri geldiğinde çemkirmek lazım, yeri geldiğinde ağlamak…
“En azından denedim!” demek lazım bu hayatta. Risk almadım, hiç hata yapmadım, ot gibi yaşadım demek, akıl kârı değil; kabul edilebilir hiç değil!
Hayat akıyor… Irmak gibi, sel gibi… Durmaksızın… Sizin yaptıklarınıza bakmadan, sizin kim olduğunuzu umursamadan. Durduramayız hayatı. O halde ona değer katmak lazım. Mutlu olmak için hayata değer katmak lazım. Geçip giden hayata bir yerinden dahil olmak lazım. Boşa geçmediğine inanmak lâzım hayatın…
Hayatıma değer katmak benim için kolay olmadı hiç. Çünkü bunun tek başıma yapabileceğim bir şey olduğuna asla inanmadım.
Hâlâ inanmıyorum. Ve bu değeri hayatımda istiyorum! Devamını oku »
Yazmaya başladım. Ama bu ikinci cümle bile zorla geldi. Bana bir olumsuzluk ifadesi lazım. “Hayır.” gibi ama daha çok anlam içermeli.
Öyle ki bu ifade temelde olumsuz bir anlam içermesine rağmen, iyi şeyleri de barındırabilmeli.
“İtici”ye yakın bir anlam lazım mesela. İğrenç, pis, kanı bozuk tarzı değil de “çekici”nin zıttı “topraklama” anlamında bir ifade… “Topraklama” ne mi? “Sende elektrik yok.”un fiziksel karşılığı.
“Topraklama”nın yanında “değişmemek” ifadesini de içeren bir anlam olsun bu “Hayır.” Kelimesinde. Değişmemek ama kendini kandırmadan… Bilinçli ve dikkatlice.
“Nasıl” ve “Neden” diye sorsun bu kelime!
Öyle bir kelime istiyorum ki baktığında insanın kafası bir şey hissedemeyecek kadar karışsın. Ardından akıla “rahatlama” ve “hayal kırıklığı” getirsin bu kelime.
Hayal kırıklığını o kadar iyi yansıtsın ki bu kelime, ikinci kez telaffuz edildiğinde “Alıştım ben artık.” bile gelsin insanın aklına.
Öyle bir olumsuzluk ifadesi istiyorum ki geleceği tek taraftan belirsiz kılsın. Az biraz (!) da kıskaçlığı getirsin akla.
Bu öyle bir kelime olsun ki, kullanıldığı yere bağlı olarak “mutluluk” anlamına da gelebilsin. Ama benim için ancak olumsuz temel anlamı bir şeyler ifade ediyor olsun.
Bu kelime hayal ve final olsun.
İşte ben bu kelimeyi biliyorum. Ama bir şey fark etmeksizin hala aramaya devam ediyorum. Bulana kadar da bu yazı bitemeyecek…
Biliyorum, ömür bitecek bu yazı bitmeyecek. Devamını oku »
İnsan ilişkileri sadece günü yaşamak ve günlük düşünmek kadar basit değil. Eminim böyle gören, buna göre yaşayanlar vardır. Ama böyle olmamalıdır.
İnsanlar arası ilişkiler gerçekten çok hassas, kırılgan; bir o kadar da değerli ve önemlidir. Pazar günü (24.02.2008) bildiğim bu gerçeğin tekrar farkına vardım. İnsanlar arası ilişkiler cidden çok kırılgan. Karşımızdakine değer veriyorsak onu incitmemek için çok dikkatli olmamız ve akıllı adımlar atmamız gerekiyor. Öte yandan bu karşınızdakini hoş tutmak adına kendinizden taviz vermek anlamına gelmemeli. Eğer karşınızdakine değer veriyorsanız; bu, o sizi anladığı içindir. O halde şüphesiz onu incitmeden de olumlu olumsuz, onun hakkında ya da değil, tüm düşüncelerinizi rahatlıkla aktarabilirsiniz. Pazar günü benim için bunun bir sınavı yapıldı. Az daha sınıfta kalıyordum.
Ancak bir diğer açıdan bakarsanız, beni bu kadar bunaltan etkenler arasında işte o incitmek istemediğim değerli varlığın yaptığının neredeyse aynısının defalarca ve başka kişiler tarafından abartılacak derecede fazla defa ve abartılacak kadar fazla bir süre boyunca yapılmış olması da var. İşte sanırım tam da bu yüzden patladım ona. Yani mecburdu, mecbur olmasa beni ekmezdi. Bunu ben de biliyordum. Ama o kadar dolmuştum ki, sinirimi kusunca beni bırakmayacak birini hazır bulmuşken, affedersiniz hönkürdüm. =) Bağırışlarım ona ve onun beni ekmesine değildi esasında, ama haliyle öyle anlaşıldı.
O kadar saçma, o kadar mantıksız, bir o kadar da embesilce hareketler oluyor ki şu hayatta; akıl sır erdirmek mümkün olmuyor. Onun için aklıma en çok takılan yanlarıyla arkadaşlık ilişkilerini, dostluk denilen şeyi, aşkı, “çıkmak” terimini, arkadaş-dost-sevgili çıkmazını ve buna benzer bazı şeyleri benim açımdan anlatmak şart oldu.
Ne zamandır Taslak olarak beklettiğim birçok yazıyı burada -en sonunda- birleştirebilecek gibiyim. Öte yandan bu kadar uzun bir yazıyı okumak için gerçekten beni, üslubumu ya da hayata bakış açımı seviyor olmanız gerekiyor sanırım. Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!