11 metrekarelik bir kalkanla korunuyorum hayattan… Tabi bu kendi seçimimse!
Dışarısı karmaşıklık içinde. Sadece uzaktan bakmak, baş ağrısı ve stresten başka bir şey değil, bundan eminim.
Gece gece bir tur attığınızda; neler vardır, hiç bakar mısınız çevrenize? Üçüncü kişi olarak, kendi gözlerinizle ama. Kimse olmadan, kendinizi kimsenin yerine koymadan. Bir film izliyormuşçasına soyutlayabilir misiniz kendinizi o gecenin akşamından? Devamını oku »
Geçmişe bakıp, üzülüp, depresyona girip yıkılıp ağlamak isterseniz, bu çok kolay. “Anı” diye adlandırdığınız şeylerin aklınıza gelmesi yeter. Bu da hiç zor bir şey değil. Birini görün, bir söz duyun, bir şey görün ya da eskileri hatırlatabilecek bir şey yapın… Herhangi biri yeterli olur tek başına. Sonra oturup geçmişe mi ağlayacaksınız? Kolay gelsin.
Geçmişe bakıp üzülmek istiyorsanız çok kolay. Herkes yapar. Mühim olan, geleceğe bakıp umutlanabildiğiniz kadar umutlanmak. Zor, ama başarılır… Ne kadar gerçek ya da gerekli, tartışılır. Devamını oku »
Gecenin yarısı çalan bir telefon… Tek başına geçirilen bir gece… Bardakta hiç bitmeyen bir kola, ekranda yine kaynak kodları… Tepedeki ışık kapalı. Gerek yok odadaki tüm tozları görmeye! Gece lambası yeter odayı kararınca aydınlatmaya. Devamını oku »
Ve tatil gelir!
Final sınavlarının bitmesiyle, bir dönemin daha sonuna geldik. Henüz sınavların bitmesinin etkisi üstümde olduğundan mutluyum, umarım biraz daha sürer.
Ayrıca üniversite hayatımı yarılamış oluyorum ki, bu ayrı bir yazı konusu olacak, tek başına.
Üç hafta önce başlamıştı final stresi. Final tatili diye koydukları bir haftada, çalışmaya çalıştık başaramadık, tatil yapıp keyif çatmaya kalksak, stresten o da olmadı. Sonuçta beterin beteri bir final tatili geçti. Devamını oku »