Şu dünyada uyuz olduğum bir sürü şey var. Biri de “-de” ile “de” eklerinin farkını çözememiş, durmadan yazım hatası yapan insanlar. Bu hata MSN’de yazışırken kabul edilebilir bir durum oluyor. Hani hızlı yazıyoruz, kısaltma kullanıyoruz vs. Ama bazı blog yazarları (?) ve birçok forum yazarı da nedense bu eki doğru kullanamıyor.
Arkadaşlar! Lütfen yazdıklarınıza biraz özen gösterin. Göndermeden önce yazdıklarınızı bir defa daha okuyun. Sayenizde Türkçe kaynaklardan nefret eder oldum. Türkiye’nin en geniş kapsamlı bloglarından Bildirgeç’i sizin gibiler sayesinde takip demiyorum. “mi” soru ekini birleşik yazıyorsunuz, “evdede un var bakkaldada” cümlesindeki gibi absürt hatalar yapıyorsunuz. Küçük harf ile başlıyorsunuz yazmaya. “?”nin ne anlama geldiğini bile unutturmaya çalışıyorsunuz bize. “insan hiç mi umursamaz” cümlesinde olduğu gibi… Devamını oku »
Pardon ben Türkiye’ye gelmiştim ama… Bir yanlışlık yok değil mi? Antalya’dayım ben? Bu otobüs beni yanlışlıkla London’a götürmedi değil mi? Emin misiniz? Tekrar soruyorum!
Bu yanılgıya Antalya’da ne zaman gezmeye çıksam düşüyorum. Geçen günlerden birinde Işıklar’dayım. Öyle mağazalara baka baka gidiyorum. Sorun şu ki neredeyse hiçbir dükkânın ismi Türkçe değil. Üstüne üstlük bazılarında kocaman İngilizce isim tabelasının altına minicik bir tane bile Türkçe açıklama koyma gereği duymamışlar.
E tabi bir de yarısı Türkçe yarısı İngilizce olan tabelalar var ki onlar tam komedi.
“Şeref Line”
“Gökçe 2 Shoes”
gibi…
Şimdi diyeceksiniz tabi bana. Antalya yaz kış turist dolu bir yer. Sen de Antalya’nın en turistik mekânlarından birinde gezmişsin. Bu adamlar turistlere de hizmet veriyor, haliyle onların anlaması için İngilizce de yazmasalar nasıl geçimlerini sağlayacaklar?
Efendim biz eşekbaşı mıyız? Turistler geliyor haklısınız. Fakat bu Türkçe konuşan ve kendi ülkesinde en azından yer isimlerinin Türkçe olmasını bekleyen yerli vatandaşların olmamasını gerektirmez ki. İsimleriniz Türkçe olsa, Türkçe birer açıklamanız, sloganınız olsa, altında İngilizce açıklama da olsa fena olmaz mıydı?
Yani turist geliyor diye, artık Türk vatandaşları olarak biz hiç mi takılmıyoruz?
3 Doors – Üç Kapılar’ın karşısında olduğu için seçilmiş bir isim. Sanki Üç Kapılar yazılsa, altında da 3 Doors yazsa ölürdü. İngilizcesi olmayan birisi bu isme bir anlam veremiyor şu anda.
Gökçe Shoes – Yarısı Türkçe yarısı İngilizce bir isim. Tamam, isim Türkçe de, bu Gökçe acaba ayakkabı mı satar, mantar mı; Shoe’nin anlamını bilmeyen bilemiyor. Orada Türkçe olarak ne isim yapıldığını da söyleseler hoş olmaz mıydı?
GenClub – Club kelimesinin Türkçe’si kulüp
Ama kulüp yazılsa Genç Kulübü hoş kaçmıyordu sanırsam.
Sanki Türkçe hiç icat edilmemiş gibi…
SİLVER
bazen İngilizce bile yazamadığımızın bir kanıtı. İngiliz alfabesinde ne zamandan beri “İ” harfi var? Sakın o SILVER olmasın? 
Şeref çocukluğumdan hatırladığım ve bu yüzden oldukça köklü olduğunu düşündüğüm Antalya’nın eski dükkânlarından birisi. Bunu isminden de anlamanız mümkün. Eskiden dükkanları ayrıydı, hala öyle mi bilemiyorum. Şeref Genç vardı, sadece genç giyim içindi mesela. Ama artık Şeref de İngilizleşmiş. “Şeref Line” ne ola ki?
Bunlar Işıklar’ın başındaki birkaç dükkândan aldığım kareler. Örnekler ne yazık ki bunlarla sınırlı değil. Korkuyorum ki her üç dükkândan ikisi artık İngilizce isme sahip.
Eh, demişler bir defa yazı diliyle konuşma dili farklıdır diye. İster biz bloglarımızda içten ve sohbet eder bir havayla yazalım, ister Prof.Dr. X bilimsel bir makale yazsın, ister bizim Abdi bloguna yazı yazarken dahi anlamına gelen de da ekini ayırmayı unutsun, sonuçta hepsi yazı dili.
Sokak diline dönersek aklıma ilk gelen farklılık “hitap şekilleri” oluyor. Günlük hayatta birçok hitap şekli kullandım (ve hala da kullanmaktayım) ve birçok şekilde hitap eden de oldu. Sanırım en çok abi kelimesini kullanıyorum. Bir ara hocam kelimesini kullanırdım (daha çok lisede) ama artık son kullanma tarihi geçmiş gibi görünüyor.
Buradaki linkte sıkça kullanılan hitap şekillerinden seçmeler bulabilirsiniz. (bağlantı çalışmıyor)
Doğruluğu yüksek değerlerde olan böyle arşivlerin internette çok olması (gerçi hepsi birbirinden kopyala yapıştır olsa da) beni hitap şekilleri ve düşündürdükleri hakkında bir yazı yazmaya itti. Yazmaya itti dediğim dikkatinizi çekmeli, çünkü şimdiye kadar birisine hitap ederken (mümkün mertebe) bunlara dikkat etmeye çalışıyorum zaten. Devamını oku »