Yurdum insanı açıklayıcı, tehlikelere karşı uyarıcıdır:

Otogarın tertemiz, sıfır lekeli kapısına (!) da bu tabela yakışırdı zaten.
Devamını oku »
Türkiye’nin en büyük şehirlerinden İzmir… Ve üç milyonluk koca şehirde Alis Harikalar Diyarında filmini üç boyutlu izleyebileceğiniz kaç tane sinema var biliyor musunuz? 12 Mart tarihi itibariyle sadece bir tanecik. Peki, nerede onu biliyor musunuz? Çiğli Kipa’da. Forum Bornova olsun, Balçova Kipa olsun uyuyorlar. *
Türkiye’nin en büyük kentlerinin birinde film izleyecek sinema bulamamak içler acısı. MyBilet’in 3 TL hizmet bedeli alması da içler acısı. Hani kazıklıyorsun, bilet fiyatına dâhil gibi göster de içimiz acımasın bari. Devamını oku »
Aşağıdaki fotoğrafı büyültün (gerekirse yeni bir sekmede açın) ve inceleyin. Uğruna milyon dolarlar harcanan ve belediyeyi borca batıran aynı ulaşım sisteminin 100 metre önceki ve 100 metre sonraki hallerini görün.
Nüfusu 2 milyona yakın olan ve yazın bu nüfusu ikiye katlayan bir kentte bu sistemin zaten daracık olan yolları nasıl kapattığını düşünün. Yola atlayan yayaları düşünün. Tramvay yolunda top oynayan çocukları, sipariş yetiştiren Pizza Pizza motosikletini hayal edin… Devamını oku »
Bu yazı “hafif metro” kavramı ile bizi kazıklayarak şehrin daracık yollarına tramvay hattı döşemiş olup bunun iyi bir şey olduğunu hala utanmadan savunan eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’e açık bir mektuptur.
http://v.ubenzer.com/2009/10/antalya-rayli-sistem-kaza.mp4
Yollar dar dediler, trafik tıkanır dediler takmadın. “Neden yer üstünden gidiyor, yerin altından götürsen ne olacak?” diye sordum, “Trafik master planı öyle.” dedin. “Trafik master planını görebilir miyim?” diye sordum, “Hayır” dedin. (Bu ve bundan sonraki soru cevaplarımın kaynakları: #1, #2) Devamını oku »
Bir gün bambaşka bir dünyada uyanmak isterdim. Her şeye sıfırdan başlayabileceğim, arkama bakmamı gerektirecek en ufak bir neden/kişi bile olmaksızın yeni ve umutlarla dolu bir dünyaya adım atmak isterdim.
İsteklerin daha kolay gerçekleştirilebileceği, deyim yerindeyse “pembemsi” bir dünyada… Devamını oku »
Antalya’dakiler sömürdü derken, şimdi de İzmir başladı. Korkuyorum, bu gidişle Türkiye’de yaşamak için Akbil çıkarmak da zorunlu olacak.
Daha henüz Antkart, hala paralarımızı ödeme gereği duymamışken, şimdi de İzmir sömürmeye karar verdi bizi. ESHOT, şoförlerinin her öğrenci kartını tanıyamamasından dolayı Antalya’daki gibi arkası fotoğraflı özel baskılı öğrenci kartlarına geçiş kararı almış.
Buraya kadar her şey tamam. Bir problem yok. Devamını oku »

HP’yle olan maceramı biliyorsunuz. Bilmeyenler için özetlersem: İki aylık bilgisayarım bozuldu. Bir buçuk ay tamirde bekledi. Tamir süresi dolduğundan değişim istedim, stoklarımızda yok veremeyiz dediler. Paramı istedim, tamam ama iki ay beklersiniz dediler. CEO’ya şikâyet ettim. Paramı üç hafta sonra aldım.
Ve böylece cepte 2300TL naktim oldu. Tüm yaz tatilini bilgisayarsız geçirdikten sonra bir bilgisayar almanın vakti gelmişti… Devamını oku »
Az önce Antkart’ın sitesini gezerken Antkart’ın kamuoyuna yaptığı bir açıklamayı gördüm. Umuyorum belediye gibi her insana erişmek, tüm dolmuş otobüslere bildiri yayımlama şansı olmayan bu şirket de kendi sesini yeterince duyurabilir.
Sonuçta (yine bazı tek taraflı düşünenlerin anlam veremeyeceği üzere) her iki tarafın da kendini savunmaya hakkı var.
Bakalım belediyenin suçlamalarına Antkart ne demiş, ne dememiş… Devamını oku »