Bunun Burada Ne İşi Var?
Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...
Bir yolda koşuyorum. Gece. Bulutlu. Ay yok. Etraf zifiri karanlık. Tek ışık kaynağım, tek rehberim elimdeki fener. Pilleri o kadar zayıf ki, hemen önümü zor görüyorum.
Bir yolda koşuyorum. Her tarafta yüksek binalar var. Hepsi zifiri karanlık. Ölü bir şehirdeyim, tek ses ayak seslerim, nefesim, kalbim. Tek ışık el fenerim.
Bir yolda koşuyorum, geniş bir caddede. Binaları çevreleyen bir sürü sokak var. Kimisi dar, kimisi daha da dar. Nereye giderler bilmiyorum. Çıkmaz olup olmadıklarını da. Tek bildiğim ana yoldan bir an önce çıkmam gerektiği. Dümdüz ve hızla giden bir hiçlikten kurtulup, renklenmem gerektiğini biliyorum. Bunun için daracık sokaklardan, rehbersiz yollardan geçmem gerektiğini de biliyorum. Sapacağım sokaklardan onlarcasının çıkmak olacağını da biliyorum. Öyle olmuştu çünkü şimdiye kadar saptıklarım… “sv_cheats 3” ve “noclip on” şimdiye kadar söz konusu hiç olmadı. Devamını oku »
Bir zamanlar bir şeyler organize etmeyi severdim. İnsanları toplayıp hep beraber ortak bir şey yapmamızın, bunu ayarlayan kişi olmanın hoş bir şey olduğunu düşünürdüm: Değilmiş. Bunu bir süre önce fark ettim. Uzun uğraşlar sonucunda ayarlanabilmiş bir organizasyona (zaten herkes bakarız bakarız deyip organizasyondan sadece bir gün önce haber verebilecek kadar meşgul (?= ekici) olduğundan kısa uğraşlar sonucu ayarlanabilen bir organizasyon yok) herkesin parça parça gruplar halinde gelmesi, gruplar halinde kalması ve organizasyonun hemen sonunda gruplar halinde “teşekkürler” diyerek çekip gitmesi, yapılan olayın “hep beraber” yapıldığına dair ortada en ufak bir kanıt olmaması, kendinizi “gişeden bilet alıp komisyonla satan eleman” gibi hissetmenize neden oluyormuş çünkü.
O yüzden davetli sayısını düşük, davetlileri yakın tutmak lazım. Devamını oku »
Huzur: Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç (TDK)
Sözlük anlamı olarak mantıklı ama gerçek hayat için yetersiz. Gerçek huzur olsa olsa şudur:
Günlük hayatın tüm yoğunluğundan arınıp sadece kendinle baş başa kaldığımız, hiçbir kimyasal ve fiziksel dış etkiye maruz kalmadığımız bir anda, aklımıza ilk gelenler, içimizdeki hisler eğer bize mutluğu çağrıştırıp geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorsa, gerçek huzuru bulmuşuz demektir.
Aksi halde değişiklik vakti gelmiş demektir.
Göndermeyin beni oraya. Gitmek istemiyorum. İyiyim ben Antalya’mda. Ne çabuk geçti kocaman tatil! Nasıl bitiverdi huzurlu günler… Dönmek istemiyorum ben oraya, her şeyin ortasına. Kenarda köşede, huzurun başucunda iyiydim ben burada.
Her zamanki gibi güzeldin Antalya… Huzur dolu, sıcak ve içten.
Hoşça kal. Her zamankinden de kısa bir süre sonra tekrar geliyorum.
Hayat, umutlar ve verilen değer bir elma gibidir.
İlk başta yarısı kesik bir elma verirler size. Siz bekledikçe, bekletildikçe, hayal kırıklığına uğradıkça ve zaman boş vere akıp gittikçe bu elmanın açıkta kalan beyaz kısmı kararır. Kararma hızı sabır taşı katsayınızla ters orantılıdır.
Elma karardıkça kararan yerini bıçakla kesmeniz gerekir. Ne kadar ince kesebileceğiniz hayata verdiğiniz değere, umutlarınızın gücüne ve inandığınız değerlere bağlıdır. Çünkü elma her zaman yenmeye hazır olmalıdır. Başka elma da yiyemezsiniz, çünkü gözünüz başka sağlam elma görmüyordur.
Ama ne hızda keserseniz kesin, siz kesmeye devam ettikçe o elma bitecektir. Elma bitene kadar o elmanın sizi ısırmasını engelleyen her ne ise bulup çözmeniz gerekmektedir. Eğer henüz süt dişi çıkarıyorsanız ve yıllar geçmesi gerekiyorsa bu imkânsızdır, ama dolgu yaptırdıysanız ve ağzınız uyuşuksa çok da beklemeniz gerekmeyecektir. Diyetisyeniniz size elmayı yasakladıysa ve bir türlü yemenize izin vermiyorsa, vermeyecekse ve diyetisyeninizi de değiştiremiyorsanız, yapacak bir şey yok demektir; elmaya onu yiyemeyeceğinizi söylemekten başka.
Yazmaya başladım. Ama bu ikinci cümle bile zorla geldi. Bana bir olumsuzluk ifadesi lazım. “Hayır.” gibi ama daha çok anlam içermeli.
Öyle ki bu ifade temelde olumsuz bir anlam içermesine rağmen, iyi şeyleri de barındırabilmeli.
“İtici”ye yakın bir anlam lazım mesela. İğrenç, pis, kanı bozuk tarzı değil de “çekici”nin zıttı “topraklama” anlamında bir ifade… “Topraklama” ne mi? “Sende elektrik yok.”un fiziksel karşılığı.
“Topraklama”nın yanında “değişmemek” ifadesini de içeren bir anlam olsun bu “Hayır.” Kelimesinde. Değişmemek ama kendini kandırmadan… Bilinçli ve dikkatlice.
“Nasıl” ve “Neden” diye sorsun bu kelime!
Öyle bir kelime istiyorum ki baktığında insanın kafası bir şey hissedemeyecek kadar karışsın. Ardından akıla “rahatlama” ve “hayal kırıklığı” getirsin bu kelime.
Hayal kırıklığını o kadar iyi yansıtsın ki bu kelime, ikinci kez telaffuz edildiğinde “Alıştım ben artık.” bile gelsin insanın aklına.
Öyle bir olumsuzluk ifadesi istiyorum ki geleceği tek taraftan belirsiz kılsın. Az biraz (!) da kıskaçlığı getirsin akla.
Bu öyle bir kelime olsun ki, kullanıldığı yere bağlı olarak “mutluluk” anlamına da gelebilsin. Ama benim için ancak olumsuz temel anlamı bir şeyler ifade ediyor olsun.
Bu kelime hayal ve final olsun.
İşte ben bu kelimeyi biliyorum. Ama bir şey fark etmeksizin hala aramaya devam ediyorum. Bulana kadar da bu yazı bitemeyecek…
Biliyorum, ömür bitecek bu yazı bitmeyecek. Devamını oku »
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!