
HP’yle olan maceramı biliyorsunuz. Bilmeyenler için özetlersem: İki aylık bilgisayarım bozuldu. Bir buçuk ay tamirde bekledi. Tamir süresi dolduğundan değişim istedim, stoklarımızda yok veremeyiz dediler. Paramı istedim, tamam ama iki ay beklersiniz dediler. CEO’ya şikâyet ettim. Paramı üç hafta sonra aldım.
Ve böylece cepte 2300TL naktim oldu. Tüm yaz tatilini bilgisayarsız geçirdikten sonra bir bilgisayar almanın vakti gelmişti… Devamını oku »
HP Türkiye, Türkiye’nin en sevdiğim (!), en gözde (!), en mükemmel (!) yetkili servisidir. Öyle çok severim ki (!), imkanım olsa gönüllü olarak gidip çalışmak, tüm koordinatörlere, tüm teknikerlere gün boyu çay servisi yapmak, tuvaletlerini temizlemek, kulları köleleri olmak isterim günlerce (!).
Benimkisi öyle bir sevgidir (!) ki, karşışlıksız aşk gibidir. HP Türkiye müdürü atla dese kendimi boğazdan aşağı atarım (!). Herkesi de HP almaya (!) teşvik ederim. Çünkü en kaliteli ürünleri ürettikleri gibi (!)(!), daha siz ürününüzü göndermeden tamir edecek kadar hızlı ve sizin için çalışan (!), yetenekli (!), becerikli (!), bürokrasisiz (!) servisleri vardır.
Başlığı doğru okudunuz! Grönland’da açıldığını düşündüğüm yeni (ve gizli) bir HP Tablet PC yetkili servisi var. Vatan Bilgisayar da, cihazımı tamir için buraya gönderdi. 15 gün boyunca alt tarafı bir klavyenin değiştirilememesi bana bunu düşündürtüyor.
Koskoca HP, HP Pavilion modelinin standart klavyesini 15 gün içinde nasıl temin edemez? (Ulan Amerika’dan istesen gelir be!) Bence temin eder. Grönland’daki yetkili servislerinden getirtiyorlar herhalde, yoksa bu kadar uzun sürmezdi. Devamını oku »
Koca bir sene daha bitti. Hazırlık derken, üniversite bir derken, ikinci sınıf da bitivermiş. Hele öyle hızlı bitmiş ki, ikinci dönemin varlığı bile anlaşılamamış.
Üniversite hayatının yarısı çoktan geçmiş bile. Geri dönüp bakmaya ne kadar korksam da, mecburum bunu yapmaya… Neler öğrendiğimi, neler kaybettiğimi görmek zorundayım yoluma devam edebilmek için.
Bakalım koca bir senede ne olmuş? Devamını oku »
Sevişkenleri anlayabiliyorum bir yere kadar… Kışın “ısınmak” istiyorsunuz, yazın da içiniz kıpır kıpır oluyor. BİTAM’ın arkasındaki trafo size rezerve edilmiş. (Her gün bisikletle geçiyorum. Trafonun her duvarına bir sevişgen çift düştüğünü bile görmüşlüğüm ve oha demişliğim vardır.) Bilgisayar Mühendisliği’nin arkasından Tıp Fakültesi’nin otoparkına çıkan yolda da bank başına neredeyse bir sevişgen düşüyor, o da tamam. Olmadı Ziraat Kafe’nin etrafını ve Yabancı Diller’in bahçesini de deneyebilirsiniz. Hiçbirini beğenmediyseniz Kordon’un güzelim çimleri var.
Hepsi tamam. Zaten kimse sizin yiyişmenize bir şey demiyor. Sorun yok. Ama rica ediyoruz, lütfen, kütüphanede bari yapmayın arkadaşlar! Zaten zorlukla yer buluyoruz. Yan yana oturup önünüzde (bazen) kitaplar, birbirinizi öpüp durmayın, iki dakika da romantizm yapmayın. Ya adam gibi çıkın dışarı ne yapacaksanız yapın, ya da oturun ders çalışın! Dikkatimizi dağıtmayın. Masaları boşuna işgal etmeyin.

Ben tatile gidiyorum… Tüm sistem otomatik pilotta. (yani yorum kısmını yönetici onaylı yaptım, kötü niyetli insanlar ve spamcıklar sitemi bombalayamayacak
)
Gelecek bir haftamı İnternet olmayan, sessiz sakin huzurlu bir Çıralı’da geçireceğim…
Bir süre sonra görüşmek dileğiyle…
Üç gündür baş ağrısından ölüyorum. Dün iyice coşan baş ağrım, bugün sabahtan beri devam ediyor. Uykumu almış halde saat 09.00 gibi uyanamadım bugün. Çünkü öyle feci başım ağrıyordu ki, uyansam da hiçbir verim alamayacaktım günden. Yatakta debelene debelene (ve sıcağa küfrede küfrede) saat 13 yaptım sanırım. Kalktım ama baş ağrısından yaşayamıyorum o derece kötüyüm. Neyse zar zor saati 15 falan yaptım. Sonra yeniden kıvrıldım yatağa ve uyumaya çalıştım… Saat 18’e kadar böyle devam etti. Monitöre bakamıyorum, beyaz ışığa bakamıyorum, hatta masadaki sarı lamba bile batıyor! En ufak bir seste çıldıracak gibiyim.
Ağrı kesici içtim, “tık” yok, yaramıyor bu meret (Majezik). 10-15 tane iç diyor şeytan ama yok daha gencim, kalsın almayayım ben.
Hiçbir şeyden zevk alamadığım, ne ders çalışabildiğim ne de ağız tadıyla gezebildiğim, baş ağrılı rezil bir hafta sonu böyle bir yakarış yazısını hak ediyor. Devamını oku »