Markalar yazı dizisinde sevdiğim ve sevmediğim markaları nedenleriyle beraber anlatıyorum.
Rahat, güvenli ve konforlu bir ulaşım… Üniversite zamanı İzmir – Antalya arasında mekik dokumaktayım. Gerek güler yüzlü personeli, gerek otogardan vaktinde kalkması, gerek Internet’ten kolaylıkla bilet alınabilmesi, gerek Rahat Hat ile tek kişilik koltukta yolculuk etmek ama tabi ki en önemlisi güven, benim gözümde Kamil Koç’u bir numara yapıyor.
Kamil Koç’un eksileri: İzmir-Antalya arasında inatla Keloğlan Dinlenme Tesisi’nde durması. Orası berbat, ben Tuna’yı istiyorum.
Diğer hoşlandığım ulaşım markaları: Pamukkale Devamını oku »
Yine aynı şekilde bir veda ile şehirlerarası yola aktı. Önce otogardan çıktı, daha sonra şehirden. Şehrin, daha doğrusu şehrin şehir merkezi denilebilecek noktalarının bitimini kocaman, heybetli yemyeşil dağlar, bu dağlara tırmanan üçer şeritli gidiş ve geliş yolları izledi. Yollarda bu rampaları tırmanan onlarca yolcu otobüsleriyle bu rampalardan aşağı inmekte olan, Antalya’ya belki de ilk defa giren araç sahipleri vardı.
Yol uzadıkça uzuyordu. Daha henüz İzmir’e beş saat kırk beş dakika vardı. Geçen her saniyeyle Antalya’nın getirdiği pozitif enerji ve +3 mutluluk puanı da kayboluyordu…
Umut BENZER
Yarın (aslında gece yarısını geçtiği için bugün) son finalime giriyorum ve BİTTİ! Ondan sonra tek yapacağım Antalya’ya dönmek. Antalya’ya gitmeyi herhalde son 10 aydır hiç bu kadar çok istememiştim.
Pek de umduğum gibi başlamayan, zaman içinde daha iyi gitmeye başlasa da hayalini kurduklarımın %1’ini bile elde edemediğim bir dönem oldu benim için. Aksine, sahip olduklarımdan da kaybettiklerim oldu. Kaybetmemek için elimden geleni yapsam da. Benim bir suçum yok. Ben kötü bir şey yapmadım. Ben hatalı davranmadım.
Bu sömestir çok da inişli çıkışlı dönemlerim olmadı. Diplerde süründüm durdum zaten.
Dalgalı değildi hiç.
Gün bazında kendimi nasıl hissettiğimin bir grafiğini tutmaya karar verdim. Her geçen günü 0 ile 100 arasında puanlıyorum. Üç ay sonra dönüp baktığımda nasıl hissettiğime dair elimde cidden bir veri olacak! Grafiğe gitmek için buraya tıklayabilir ya da istediğiniz her zaman üstteki menünün en sağında yer alan “?” simgesini kullanabilirsiniz. Devamını oku »
Antalya’ya gidiyorum… Bir dönem daha bitti. Final sınavları için ineklememi Antalya’da yapacağım. Şu anda otobüsteyim, Nazilli’deyiz, Denizli’ye doğru ilerliyoruz. Kamil Koç’un rahat hattının bir nolu koltuğunda tek başıma yolculuk yaparken bir yandan kolamı yudumlayıp internette bu blog girdisini yazarken etrafı seyretmek de pek bir güzel oluyor…
Bir otobüsteki-yolcuları-kurtarma-operasyonu ile yazımı sonlandırayım:
Hollywood’un 46 kez işlediği, “uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri (mümkünse bir çocuk) telsiz talimatlarıyla uçağı sağ salim indirir” klişesinin otobüse uyarlanmış hali…
A: Aloo, aloo, abi ben Kamil Koç İzmir-Antalya otobüsünden arıyorum. Kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.
B: Evlat sakin ol, muavin orda mı?
A: Hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!
B: Tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. Şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.
A: Ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!
B: Düşsün it oğlu it! Oraya senin oturman lazım.
A: Tamam, oturdum. Şimdi ne yapmalıyım?
B: Direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.
A: Tuttum. Çok eğlenceli görünüyor ehuhe.
B: Evlat, ciddi ol. 40 yolcunun hayatı senin elinde. Şimdi önündeki panelde bir çok gösterge var değil mi? Tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda?
A: Bismillahirrahmanirrahim.
B: Hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?
A: Sıfır.
B: Nasıl sıfır? Dikkatli bak.
A: Sıfır, gerçekten sıfır. Ölecek miyiz?
B: Otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!
A: Duruyooor.
B: Kalk si.ir git eşşoğlueşşek! Bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz.
Hepimize “takıntısız” günler diliyorum.