Bitiyor…
Şaka maka, mezun oluyorum ha! 5 sene (biri hazırlık) geçti ...
Kalmakta olduğum Ege Üniversitesi Öğrenci Köyü, bu yaz aldığı kararla sağ tarafta kız blokları, sol tarafta erkek blokları olsun diye (haremlik selamlık) bizi bulunduğumuz yurttan başka bloğa sürmüşlerdi.
Anlayacağınız sırf düzenli görünsün (!) diye iki senedir kaldığımız odamızdan atıldık. Neden mi istemiyordum taşınmayı? Neden mi bu kadar karşıydım?
Çünkü yurdumuz girişe en yakın bloktu. Yurt odamızda diğer blokların hiçbir yerinde olmayan duvarın içine gömük raflar vardı. (Yani oda daha genişti.)
…ve en büyük korkumuz…
Geçen sene açılan bloklarda (mesela Defne) yurdun tanıtımında sözünü ettikleri buzdolabı gibi bir demirbaşı okul açılıktan tam bir dönem sonra odalara koyabilmişlerdi. Anlayacağınız, tırsıyorduk benzer eksikliklerden… Hem bizi iki senelik odamızdan sürüyorlardı, hem de eksikleri olan bir bloğa gitme olasılığımız vardı.
Endişelerimizi dile getirdiğimizde böyle bir şey olmayacağını söylemişlerdi.
Sene başladı. Yurdun taa öbür ucundaki Akasya bloğa sürülmüşüz.
İzmir’e yağmurlu bir gün geldim. Etraf ıslak. Valizle yurda yaklaşıyorum yavaş yavaş… Valiz ağır, vardır belki de 30 kilo… Eee, malum ilk defa geliyorum İzmir’e, dönem yeni başlamış, milyonlarca kitap ve kıyafet var valizde. Bir de ne göreyim? Yol yok! Her taraf toprak (hatta şerit halinde çukur olduğu için bir yeden atlamanız gerekiyor) ve toprak da çamur! Elimde var 30 kiloluk valiz! Devamını oku »
Markalar yazı dizisinde sevdiğim ve sevmediğim markaları nedenleriyle beraber anlatıyorum.
Rahat, güvenli ve konforlu bir ulaşım… Üniversite zamanı İzmir – Antalya arasında mekik dokumaktayım. Gerek güler yüzlü personeli, gerek otogardan vaktinde kalkması, gerek Internet’ten kolaylıkla bilet alınabilmesi, gerek Rahat Hat ile tek kişilik koltukta yolculuk etmek ama tabi ki en önemlisi güven, benim gözümde Kamil Koç’u bir numara yapıyor.
Yine aynı şekilde bir veda ile şehirlerarası yola aktı. Önce otogardan çıktı, daha sonra şehirden. Şehrin, daha doğrusu şehrin şehir merkezi denilebilecek noktalarının bitimini kocaman, heybetli yemyeşil dağlar, bu dağlara tırmanan üçer şeritli gidiş ve geliş yolları izledi. Yollarda bu rampaları tırmanan onlarca yolcu otobüsleriyle bu rampalardan aşağı inmekte olan, Antalya’ya belki de ilk defa giren araç sahipleri vardı.
Yol uzadıkça uzuyordu. Daha henüz İzmir’e beş saat kırk beş dakika vardı. Geçen her saniyeyle Antalya’nın getirdiği pozitif enerji ve +3 mutluluk puanı da kayboluyordu…
Umut BENZER
Antalya’ya gidiyorum… Bir dönem daha bitti. Final sınavları için ineklememi Antalya’da yapacağım. Şu anda otobüsteyim, Nazilli’deyiz, Denizli’ye doğru ilerliyoruz. Kamil Koç’un rahat hattının bir nolu koltuğunda tek başıma yolculuk yaparken bir yandan kolamı yudumlayıp internette bu blog girdisini yazarken etrafı seyretmek de pek bir güzel oluyor…
Bir otobüsteki-yolcuları-kurtarma-operasyonu ile yazımı sonlandırayım:
Hollywood’un 46 kez işlediği, “uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri (mümkünse bir çocuk) telsiz talimatlarıyla uçağı sağ salim indirir” klişesinin otobüse uyarlanmış hali…
A: Aloo, aloo, abi ben Kamil Koç İzmir-Antalya otobüsünden arıyorum. Kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.
B: Evlat sakin ol, muavin orda mı?
A: Hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!
B: Tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. Şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.
A: Ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!
B: Düşsün it oğlu it! Oraya senin oturman lazım.
A: Tamam, oturdum. Şimdi ne yapmalıyım?
B: Direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.
A: Tuttum. Çok eğlenceli görünüyor ehuhe.
B: Evlat, ciddi ol. 40 yolcunun hayatı senin elinde. Şimdi önündeki panelde bir çok gösterge var değil mi? Tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda?
A: Bismillahirrahmanirrahim.
B: Hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?
A: Sıfır.
B: Nasıl sıfır? Dikkatli bak.
A: Sıfır, gerçekten sıfır. Ölecek miyiz?
B: Otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!
A: Duruyooor.
B: Kalk si.ir git eşşoğlueşşek! Bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz.
Hepimize “takıntısız” günler diliyorum.
Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra
Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce
Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce
Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce
Yeni yazıları takip etmenin
bir sürü yolu var!