ELEC, BEST adı altında kurulmuş bir Ege Üniversitesi Öğrenci Topluluğunun düzenlemiş olduğu, finalistlerin diğer üniversiteler ile kapışacağı bir mühendislik/yaratılıcılık yarışmasıdır. İki kategorisi vardır: Case Study ve Team Design. Tanıtım broşürlerindeki imla hatası ise gözden kaçmamıştır.
Team Design kategorisinde, takımlara çeşitli malzemeler verilerek, takımlardan o an öğrendikleri görevi tamamlayacak bir düzenek hazırlamaları istenir. Ama bu takımlara önceden hesap makinesi getirebilecekleri gibi ufak (!) ayrıntıların söylenmesi nedense unutulmuştur.
Case Study’de ise, bir problem verilir ve dört saatte bu probleme bir çözüm üretilmesi istenir. Ertesi gün sunum yapılması gerekmektedir, ancak bilgisayar kullanmak ve sunumları elektronik ortamda hazırlamak ilginç bir şekilde mümkün değildir.
Her neyse… Yarışma güya Cumartesi saat 12.30’da başlayacaktı. Ancak daha önce Ege Üniversitesi Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nın tüm üniversitelilere duyurduğu elektrik kesintisini duyamayan (!) Best, bizi bir buçuk saat kadar boş yere ayakta bekletti.
Team Design’da, ekiplerden aralarında en az bir metre bulunan iki masa arasına, ellerine verilen malzemelerle bir düzenek kurulması istendi. Bu düzenek ile bir yumurta, bir masadan diğerine kırılmadan geçebilmeliydi.
Biz, grubumuz “Mavi Ekran” olarak, Case Study kategorisinde yarıştık. Bizden Yabancı Diller Ek Binası’na kapatılacağımız dört saat boyunca saksıyı çalıştırarak yaratıcı, kafa çalıştıracak ve geniş kitlelere hitap edecek bir oyun (board game) tasarlamamız istendi… Devamını oku »
Kütüphanenin raflarına kaldırılıp tozlanmış, okunmak yerine boş boş bekleyen, sararan kitaplar gördüm geçende. Buna bir son vermek gerekiyordu. 10 tanesini seçtim ve geçen sefer olduğu gibi yine çekilişle hediye etmeye karar verdim.
15 Şubat 2010 Pazartesi ile 15 Mart 2010 Pazartesi tarihleri arasında sitemdeki herhangi bir yazıya bıraktığınız “yazıyı zenginleştirecek” her yorum için bir çekiliş hakkı kazanabilirsiniz. Aynı tarih aralıklarında bu kampanyayı kendi bloglarınızda duyurarak her blog için 5 çekiliş hakkı kazanabilirsiniz.
Kitabınız/kitaplarınız kazanmanız halinde İzmir Büyükşehir Belediyesi veya Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde iseniz elden teslim edilecek, İzmir veya Antalya’da değilseniz (istemeniz halinde) kargo ödemesi size ait olmak şartıyla kargoyla gönderilecektir. Bir önceki çekilişte olduğu gibi kargo ücretini de ben üstlenmek isterdim ancak 10 tane kitap dağıttığımı düşünürsek, kargonun bana ne kadar pahalıya mal olacağını düşünüp anlayış gösterirsiniz diye umuyorum.
Daha ayrıntılı bilgi ve dağıtılacak kitap listesi için yazıyı okumaya devam etmenizi öneriyorum.
Devamını oku »
Uyuz olurum, kaba gelir bana:
Kaba gelir bana. Hoş değil bence.
HP Türkiye, Türkiye’nin en sevdiğim (!), en gözde (!), en mükemmel (!) yetkili servisidir. Öyle çok severim ki (!), imkanım olsa gönüllü olarak gidip çalışmak, tüm koordinatörlere, tüm teknikerlere gün boyu çay servisi yapmak, tuvaletlerini temizlemek, kulları köleleri olmak isterim günlerce (!).
Benimkisi öyle bir sevgidir (!) ki, karşışlıksız aşk gibidir. HP Türkiye müdürü atla dese kendimi boğazdan aşağı atarım (!). Herkesi de HP almaya (!) teşvik ederim. Çünkü en kaliteli ürünleri ürettikleri gibi (!)(!), daha siz ürününüzü göndermeden tamir edecek kadar hızlı ve sizin için çalışan (!), yetenekli (!), becerikli (!), bürokrasisiz (!) servisleri vardır.
Bugünden itibaren kişisel konularda yazmayı (en azından bir süreliğine) bırakıyorum.
Ne gerek(mış) var ki? Hem içimi döküp, hem de bunları kalıcı bir ortamda paylaşmak yerine, duvara konuşmam daha mantıklı olabilirmiş.
Benim gizli korkularım varmış meğerse. Ben aslında yazdıklarımda millete mesaj gönderiyormuşum. Herkesin yazılarımı okumasını ve onlardan bir anlam çıkarıp gönderdiğim mesajı “anlamasını” bekliyormuşum. Kendim için yazmıyormuşum. Aslında ben insanlarla konuşamayacak, ya da onlara hislerimi aktaramayacak kadar özürlü olduğumdan yazmayı tercih ediyormuşum.
Gizli korkularım varmış.
Kendimin bile bilmediği gizli sorunlarım varmış.
Devamını oku »
Nasıl RSS kullanarak birçok blog takip ediyorsam, yazdığım yorumlara yazılan cevapları da aynı şekilde RSS ile takip etmek isterim.
İşkencedir birçok kişi için blog yorumlarını takip etmek. Google’da bir şeyler ararken blogun birine rastlamışsınızdır, gelmişken yazıya bir yorum bırakmışsınızdır. Sizin arkadanızdan başka yorum yazarları var mı, neler yazmışlar hiç mi merak etmezsiniz?
Bir bloga yorum yaptığımda gözüm hemen yorum RSS’si arar. Şunu da belirteyim, sitenin tüm yorumlarını içeren bir RSS değil, sadece bir yazının yorumlarını içeren RSS. Blogger ne yazık ki böyle bir özellik sağlamıyor ve ayıp ediyor. Hem yorum bıraktığımız yazılara yeni yorum yazıldığı zaman e-mail ile uyarı alma özelliği koymamış, hem de yazı başına yorum RSS’si sağlamamış. (sağlıyorsa bile şimdiye kadar bunu kullanan bir tema görmedim) Blogger ayıp etmiş. Her gün gezemem ki her sayfayı ben de! İşte bu yüzden Blogger’ı sevmiyorum.
Gelelim WordPress’e… WordPress’de yorumları takip etmenin iki temel yolu var. Birincisi ve sevmediğim yöntem, eğer site sahibi “Subscribe to Comments“ eklentisini kurduysa yorum yazarken ilgili kutucuğu işaretleyebiliyorsunuz ve yazıya yapılan yorumlar e-mail adresinize uyarı olarak geliyor. İkinci yöntem ise yorum RSS’i. Google Reader’ime ekliyorum o yazının RSS’ini. Yeni bir yorum varsa, orada görüyorum.
Ama ne yazık ki bazı dandik WordPress temaları, yorum RSS’si kısmını katlediyor. WordPress’in sağladığı Yorum RSS’si bağlantısı temada görünmeyince insanın küfredesi geliyor. Eğer siz de benim gibi yorumları RSS ile takip edenlerdenseniz ve önünüzde katledilmiş bir WordPress Yorum RSS’si varsa, aşağıdaki yöntem işinize yarayacaktır. Devamını oku »