Bu yazı 100. blog yazım. E özel bir şeyler olsun o zaman. .png)
Sitemin en tatlı özelliklerinden birinin her sayfa açılışında değişen başlık resmi olduğunu düşünüyorum. Kısaca teknik bir bilgi vermek gerekirse sunucuda çalışan bir PHP kodu siz sunucudan her sayfa isteyişinizde o anda sitemde kaç tane başlık resmi varsa onlar arasından rastgele bir tanesini seçerek size yolluyor. Siz de farklı resim görmüş oluyorsunuz. Daha fazla ayrıntı için yazının sonuna bakabilirsiniz.
Sitemi kurduğumdan beri birçok başlık resmi yaptım. Photoshop sağ olsun. Bazılarını emekli ettim, bazılarının dizaynını değiştirdim. Düşünüyorum da, belki de artık bu çalışmalar hakkında birkaç satır karalamanın vakti gelmiştir. Ve bu karalamaları fotoğraf galerisine sabitlemenin vakti de.
Başlayalım mı?
En eski başlık resmim canım Antalya’mın Konyaaltı Beach Park’ının bir fotoğrafı. Üstünde ise belli başlı üniversite arkadaşları (kırmızı ve mavi olanlar), liseden en can dostum (yeşil) ve en değerli varlıklar, ailem (mor) yer almakta. O tipi kaymış maskeli ben oluyorum. .png)
Başka başlık resimleri de eklemeye başlayınca insan fotoğraflarının blog başlığı olarak çok da hoş kaçmadığı izlemine kapıldım. Antalya’mın daha çok ön plana çıkmasını sağlamak uğruna insanları resimden kaldırdım. Üniversitemi öyle çok da sevdiğimden değil, ama Ege Üniversitesi’nin bir öğrencisi olduğum için, azıcık da reklam amaçlı, o logo orada dursun. Hoşuma gidiyor. Bu fotoğrafın başlık için kırpılmamış halini şuracıkta bulabilirsiniz.
Ancak bir süre sonra bu başlıktan sıkıldım ve şu anda kullanmıyorum.
İkinci seri Sim City’li seri. Sim City oyununa ciddi derecede değer veriyorum. Diğer oyunların aksine sadece vakit öldürmek değil. Öyle ki bazen belediyenizden daha iyi şehir planlayabileceğinize inanıyorsunuz. Ve kendinizi evinizde hissedeceğiniz sadece size ait bir şehir kurabiliyorsunuz. Sağdaki çocuk Internet’ten bulduğum bir resim. Çok hoşuma gitmişti, ben de başlık resmi yapmıştım.
Ama bu başlık resmi de sadeleşti. Burası benim sitem, neden bana ait olmayan bir şeyi buraya koyayım ki diye düşünerek çocuğu başlıktan kaldırmıştım. Şimdiyse bu seriden de sıkıldığım için bu seri de emekli.
Üçüncü seri İnciraltı’ndan. İnciraltı, İzmir’in cidden güzel ve gezilmeye değer birkaç yerinden bir tanesi. Burada kalabalıklar halinde gezen insanlar, trafik sıkışlığı ve iş telaşı yerine gri bir deniz, hoş bir çevre düzenlemesi ve burnunuzun direğini kıran bir deniz kokusu alabilirsiniz. Ama itici gelmesin bunlar size, İzmir için iyi şeyler bunlar. E böyle güzel bir yerden, güzel kareler de yakalanmıyor değil. Başlık resmim bu sefer İnciraltı. Sol tarafta ailemizin en genç üyesi Firari’yi ve ortada da sınıfım 11-FEN-A’yı görebilirsiniz. O ortamızdaki kişilik hocamız değil, hoca rolünde bir arkadaşımız .png)
Ama sadeleşme bu başlık resmini de etkiledi. (her seferinde header yerine uzun uzun başlık resmi yazmak ne biçim uğraştırıyor anlatamam, kendimi zor tutuyorum İngilizce kullanmamak için.)
Başlık resminin kırpılmamış haline buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu başlık resmi de emekli oldu.
Dördüncü seri üç defa değişmiş bir seri. İlk hali ne kadar anlamlı ama anlaşılması o kadar zorsa, son hali gayet anlaşılması kolay ama bir o kadar da sadece manzara. Daha fazla açıklama yapmak istemiyorum.
İlk hali buydu:
Sonra kırmızının daha anlamlı olacağına karar verdim:
Ve hayatımdaki bazı belirsizlikler ortadan kalktı ki benim için en sağlıklısıydı ve ben de bununla devam etmeye karar verdim:
Bazı yazıtipi değişiklerinden sonra son hali şöyle oldu:
Fotoğrafın orijinali burada.
Beşinci fotoğraf hiç değişmedi. Yağmurlu kampüs. Hep oradaydı. Ve çektiğim günden beri neredeyse her zaman duvar kağıdım. Kırpılmamış hali burada.
Yazıtipi değişikliğinden sonra şöyle oldu:
Altıncı seri bir zamanların en hoş topluluğu B201’e ait. Hüss’ün yakaladığı tüm ayrıntıları hoş bir şekilde South Park’layarak oluşturduğu karakterlerimizi başlığımda toplamıştım. Hoş da olmuştu.
Ama zaman içinde orada olan herkesin orada olmaması gerektiğine karar verdim. Hem dizayn açısından çok karışıktı, hem de suratını unuttuğum kişileri orada tutmaya ne gerek vardı? Başlık değişti.
Gel zaman git zaman bir temizliğe daha ihtiyaç duydum:
Böylesi -ne yazık ki- daha iyidi. Aslında şu anda bu başlık resminde yokluğunu hissettiğim sadece bir tek kişi var. B201 kalıntılarının olduğu montaja buradan ulaşabilirsiniz.
Yedinci fotoğraf şirinceden. Güzel bir günün fotoğrafı sanırım başlık resmi olayı hakederdi.
Yazıtipi değişikliğinden sonra aşağıdaki gibi oldu:
Sekizinci başlık resmim Half Life 2’den bir manzara. Ah keşke gerçek hayatta böyle bir manzara görebilsem, hele de o köprüden geçen trende olabilsem… Sıkıldığımdan dolayı bunu başlık resimleri arasından kaldırmış bulunmakayım.
Dokuzuncu başlık resmim. Antalya sevgisi! İzmir afederseniz bir b.k’a benzememeye başlayınca kaçacağım tek adres. Evim evim güzel evim. Başlık resminde görebileceğiniz üzere İzmir-Antalya arası birazcık kısalmış. Herhalde gerçekten bu kadar kısa olsa, her gün Antalya’dan gelir giderdim okula.
Yazıtipi değişikliğinden sonra aşağıdaki gibi oldu:
SvenCoop, Half Life 1 için geliştirilmiş bir modifikasyondur. (ek oyun paketidir.) SvenCoop’ta Half Life Deathmatch’deki gibi ufacıcık bir haritada aptal aptal birbirimizi vurmak yerine senaryolu bir oyunda takım halinde, kimi zaman stratejiler yaparak yapay zeka ürünü düşmanlara karşı savaşarak oyunu bitirmeye çalışıyoruz. Elimizide bine yakın harita olunca, tek sınırımız uykumuzun gelmesi oluyor.
Bu SvenCoop saplantımı başlık resimlerinden birinde sizinle paylaşmak istedim.
Ama artık sıkıldığım için bu başlık resmini de kullanmıyorum.
Bana ölümü çağrıştırıyor. Fotoğrafı Yazıbaşı kasabasında çekmiştim… O zaman çekmeyi düşündüğümüz amatör film için mekan arıyordum.
Aşağıdaki resim vardır ki, sadece iki üç gün kadar başlık resmim oldu.
spmstr365 adına özel tasarlanmış bir başlıktı. İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki resim ise 18 Mart günü kullandığım başlıktı:
Bu fotoğraftaki Türk bayrağını Çeşme’de karelemiştim.
Son Güncelleme: 22 Mart 2008