31
Ocak
2010

Kıymık

Bazı ufak şeyler vardır çevremizden beklediğimiz… O kadar ufak ve hayata o kadar yerleşik beklentilerdir ki bunlar, ne kelimelere döküp adlandırabilirsiniz, ne alenen talep edebilirsiniz. Onlar sadece “olur”. Böyle ufak şeyler hayatın tadı tuzu olup, hayatın sadece verilen sözler, açıkça ifade edilebilenlerden oluşmayan ilginç ve hoş bir şey olmasını sağlar.

Düşünsenize, öyle bir hayatınız var ki, fatura keser gibi her hareketinizi kağıda dökebiliyor, hepsini muhasebeleştirebiliyorsunuz… Hoş mu?

Ama tabi beklenenler genelde gerçekleşmez… Kişisine göre, vaktine göre, size göre, hissettiklerinize göre, dönemine göre, vs. vs. umurunuzda değildir genelde gerçekleşmemesi… Oralı bile olmazsınız. Hatta, belki siz bile fark etmezsiniz.

Ne yazık ki kötü bir senaryo gerçekleşir bazen, üzülürsünüz, karşınızdakine kırılırsınız. Ama neden olarak açıkça söylenebilecek bir şey yoktur ortada, o ne yapacağı bir şeyi yapmamıştır, ne bir sözünü tutmamıştır, ne de doğum gününüzü unutmuştur, ne arkanızdan konuşmuştur… Hiçbir hatalı hareketi olmayıp, ne dese %100 haklıdır. Ama siz üzülmüşsünüzdür bir defa.

Bir sevgiliden bir ay boyunca “Seni Seviyorum” duymamak, buna çok iyi bir örnek olabilir mesela. Böyle bir şeyi yapması zorunlu değildir, bir şey unutmamıştır, böyle bir şeyin sözü de olmaz. Ama siz bunu duymak ister, duymayınca üzülürsünüz. Dile de getiremezsiniz bu kırgınlığınızı. Ne diyeceksiniz? “Sen bana artık hiç güzel sözler söylemiyorsun.” derseniz, işler öyle de böyle de sarpa sarkacaktır:

1. Olasılık: Karşı taraf anlayışsız, bencilin teki olup, dünyayı kendi merkezinde döndürüyorsa ve sizin en ufak isteğinizi bile karşılamak yerine, kendini ölene dek savunmayı tercih ediyorsa diyeceği şu olacaktır: “Yaaa seni sevdiğimi bilmiyor musun, yani demeyince sevmiyor mu oluyoruz, bula bula bunu mu buldun, sevgiyi göstermek bir tek buna mı kaldı?” Hayır sadece ona kalmadı, ancak olsa güzel olmaz mıydı? Gelin de bunu anlatın. (Tavsiye etmiyorum, denemeyin, anlatılmıyor.)

2. Olasılık: Karşı taraf, sizi anlayacak ve istediğiniz gibi davranacak. Her gün güllerle uyuyacak, papatyalarla uyanacaksınız. Mutlu olmamanız için hiçbir neden yokmuş gibi görünecek. Ama hep şunu yaşayacaksınız içten içe: “Normalde o böyle şeyler yapmıyordu. Ben söyledim diye yapıyor. Bu yaptıkları benim için, onu uğraştırıyorum, sırf ben mutlu olayım diye yapıyor, aslında içinden geldiğinden değil, benimle rahat edemiyor, kendini bana ne kadar süre daha uydurabilir ki?” Karşı taraf hakikaten tüm içtenliği ile size istediğinizi verse (kısaca kendini gerçekten değiştirse) bile siz bunu bilemeyeceğinizden gerilecek duracaksınız. Ve bir süre sonra içiniz içinizi yediğinden, arıza çıkaran yine siz olacaksınız. Karşı taraf hissettiklerinizi hiçbir zaman bilemeyeceğinden, sizin içinizdeki ikilemi hiçbir zaman yok edemeyecek…

Böyle bir ikilemi anlamak, gerçekten müthiş bir empati yeteneği ve tanışıklık ister. Dışarıdan yardım alınmadan böyle bir ikilem tespiti yapılabilen ilişkiye ben şapka çıkarırım, “Budur!” derim.

Keşke o kırgınlıklar hiç olmasa… Ya da keşke o kırgınlıkları, “annenizin evin içinde ayakkabı ile gezdiğinizde size göstereceği hisler” kadar açık bir şekilde ifade edebileceğimiz kelimeler olsa… Ya da telepati: Doğrudan his aktarımı şeklinde.

Bir insan düşünün, doğum günü kutlanmamış; bir yolcu düşünün, iyi yolculuklar dileyeni olmamış; yeni bitirilmiş bir proje düşünün, tebrik edeni olmamış; gidici bir arkadaş düşünün, onunla olmak yerine evde kös kös oturmak tercih edilmiş; bir dost düşünün, ona haber verilmeden herkes toplanmış; bir davet düşünün, ne olumlu ve olumsuz bir cevap almış, yok sayılmış, unutturulacağı düşünülmüş; bir zavallı düşünün, güvendiği karlara dağ yağmış, o karda tek başına, ama tek başına kar topu oynamış…

Bunlar kalbe batan minik kıymıklardır işte. Kanatmaz, öldürmez, yıkmaz.

Ama çok pis acıtır.

bu yazı 2.809 defa okundu

Site hoşunuza gitti mi? Belki arkadaşlarınızın da gider.

İstekli

Aaa Reklam

+ Yorumunuzu Ekleyin 2 yorum

  • Caner 01 Şubat 2010 23.06

    İlk yorum benim oldu oley!

    Yaşadığım hayat en son baktığımda hala bana aitti, hal böyleyken ve en iyi ihtimalle bir 20-40 sene daha benim kalacakken kim hangi hakla onu kıymıklayabilir? Kazık olmalı ki gerçekten acıtsın. Evet en son koca bir kazık yedim fakat baktım ki hepi topu 3 gün canımı yakmış, eh dedim 4,5 sene için de 3 gün müesseseden olsun…

    Ruhsuz muyum ne…

    Yok yok sanırım ruhsuzluk değil benimki galesizlik, iplememek veya o meşhur argo kelime. Hayat bırak kıymıkları kazıklara takılmak için bile çok kısa bence :)

  • zübeyde 16 Şubat 2010 10.40

    hayatımız da aslında okadar kıymıkla varki her bir kalbizi kanatıyor ama zaman geçtikçe kıymıklarlada yaşamayı öğreniyoruz

Yorumunuzu Bırakın

Bu yazıya gönderilen yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir
Yeni gönderilenleri yorum yapmadan takip etmek için tıklayınız.

Yorumunuz başarıyla alındı. Onaylandıktan sonra yayımlanacaktır. Teşekkürler.

Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra

Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce

Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce

Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce

Geçen Yıllarda Bu Hafta

2011

Bunun Burada Ne İşi Var?

Bunun Burada Ne İşi Var?

Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...

Windows 7’de Bilgisayarınızın Aldığı Puanı Değiştirin

Windows 7’de Bilgisayarınızın Aldığı Puanı Değiştirin

Biliyorsunuz Microsoft, Windows Vista’dan bu yana bilgisayarlar için bir performans ...

Dördüncü Sınıfın Birinci Döneminden Öğrenci Görüşleri

Dördüncü Sınıfın Birinci Döneminden Öğrenci Görüşleri

Dördüncü sınıfın yarısı bitti. Okuldan mezun olmak üzereyim. İyisiyle kötüsüyle bir ...

UBenzer’den Alın!

UBenzer’den Alın!

Ablam evdeki kullanılmayanları ayırmış, “Umut bunları sat.” dedi. Hazır elime ...

2009

Kısık Işık

Kısık Işık

Tavana asılmış tek beyaz floresan lambayı sevemedim bir türlü… “Ben ...

Antalya Toplu Taşıma Sisteminin Sorunları - 1

Antalya Toplu Taşıma Sisteminin Sorunları - 1

Antalya’da ulaşım bir ölüm. Trafik sıkışıklığı, haftada bir yönü değişen ...

2008

14 Şubat

14 Şubat

Biliyorsun bugün 14 Şubat. Daha iki gün öncesinden hazırdı zaten ...

Uyumadan Önce Son Boşluk

Uyumadan Önce Son Boşluk

Uykuya dalmadan önce düşünürüm… Kötü alışkanlıklarımdan biridir. Aklıma ne gelirse ......

NES Emulatörleri

NES Emulatörleri

Daha önceki şu iki yazımda (1.si, 2.si), çocukken bolca oynadığımız ...

Son Yorumlar