'Hayat' kategorisine ait yazılar

06 Mayıs
2008
Yürüyüş: Balçova-Bostanlı, 7 Saat, 30km, İki salak, Sınırsız macera…

Eğlence & Hayat

YürüyüşEvet yaptık! Yanlış anlamadınız başlığı. 4 Mayıs 2008 günü Balçova Kipa’nın önünden başlayarak solda göreceğiniz güzergâhı izledik ve 7 saat yürüyüş, bir saat mola toplam 8 saat sonunda Bostanlı İskelesi’ne vardık!

Sloganımız: 30 kilometre, 7 saat, 2 salak, sınırsız macera…

Pazar sabahı telefonumun acı alarm sesiyle saat 05.30’da uyandım. Hava aydınlanmadığından saati yanlış kurduğumu sandım, ama hayır, doğruydu. Yaklaşık bir 10 saniye için, yürüyüşten vazgeçip yatıp uyumayı düşündüm. Ama sonra bu kötü düşünceleri bir kenara bırakıp doğruldum. Uyanmam yarım saat kadar sürdü. Ranzadan inmesidir, giyinmesidir, yolculuk çantası hazırlamasıdır, yola çıkmasıdır derken saat 6.15 oldu, gün ağarmıştı.

İzmir Metro A.Ş. sağolsun sabahın köründe 8 (ya da 12 tam hatırlamıyorum) dakika bekletti beni. Vagonumdaki tek yolcu bendim Bornova’da. İnsanlar daha REM uykusundayken, ben ve çılgın yürüyüş arkadaşım Didem Konak’ta buluşmak üzere yollardaydık. Konak’ta buluştuktan sonra 7 numaralı ESHOT ile Balçova’ya yollandık. Balçova Kipa’nın önünde otobüsten indiğimizde saat 07.30 idi ve yürüyüşe başladık.

Devamını oku »
6 yorum var | toplam 132 kez okundu
24 Nisan
2008
Damdan Düşen Bedevi

Hayat & Kişisel

Yazmaya başladım. Ama bu ikinci cümle bile zorla geldi. Bana bir olumsuzluk ifadesi lazım. “Hayır.” gibi ama daha çok anlam içermeli.

yan_bedeviÖyle ki bu ifade temelde olumsuz bir anlam içermesine rağmen, iyi şeyleri de barındırabilmeli.

“İtici”ye yakın bir anlam lazım mesela. İğrenç, pis, kanı bozuk tarzı değil de “çekici”nin zıttı “topraklama” anlamında bir ifade… “Topraklama” ne mi? “Sende elektrik yok.”un fiziksel karşılığı.

“Topraklama”nın yanında “değişmemek” ifadesini de içeren bir anlam olsun bu “Hayır.” Kelimesinde. Değişmemek ama kendini kandırmadan… Bilinçli ve dikkatlice.

“Nasıl” ve “Neden” diye sorsun bu kelime!

Öyle bir kelime istiyorum ki baktığında insanın kafası bir şey hissedemeyecek kadar karışsın. Ardından akıla “rahatlama” ve “hayal kırıklığı” getirsin bu kelime.

Hayal kırıklığını o kadar iyi yansıtsın ki bu kelime, ikinci kez telaffuz edildiğinde “Alıştım ben artık.” bile gelsin insanın aklına.

Öyle bir olumsuzluk ifadesi istiyorum ki geleceği tek taraftan belirsiz kılsın. Az biraz (!) da kıskaçlığı getirsin akla.

Bu öyle bir kelime olsun ki, kullanıldığı yere bağlı olarak “mutluluk” anlamına da gelebilsin. Ama benim için ancak olumsuz temel anlamı bir şeyler ifade ediyor olsun.

Bu kelime hayal ve final olsun.

İşte ben bu kelimeyi biliyorum. Ama bir şey fark etmeksizin hala aramaya devam ediyorum. Bulana kadar da bu yazı bitemeyecek…

Biliyorum, ömür bitecek bu yazı bitmeyecek. Devamını oku »

yorum yok | toplam 75 kez okundu
13 Nisan
2008
Baş Ağrısı

Hayat

Üç gündür baş ağrısından ölüyorum. Dün iyice coşan baş ağrım, bugün sabahtan beri devam ediyor. Uykumu almış halde saat 09.00 gibi uyanamadım bugün. Çünkü öyle feci başım ağrıyordu ki, uyansam da hiçbir verim alamayacaktım günden. Yatakta debelene debelene (ve sıcağa küfrede küfrede) saat 13 yaptım sanırım. Kalktım ama baş ağrısından yaşayamıyorum o derece kötüyüm. Neyse zar zor saati 15 falan yaptım. Sonra yeniden kıvrıldım yatağa ve uyumaya çalıştım… Saat 18’e kadar böyle devam etti. Monitöre bakamıyorum, beyaz ışığa bakamıyorum, hatta masadaki sarı lamba bile batıyor! En ufak bir seste çıldıracak gibiyim.

Ağrı kesici içtim, “tık” yok, yaramıyor bu meret (Majezik). 10-15 tane iç diyor şeytan ama yok daha gencim, kalsın almayayım ben. İfade resmi Hiçbir şeyden zevk alamadığım, ne ders çalışabildiğim ne de ağız tadıyla gezebildiğim, baş ağrılı rezil bir hafta sonu böyle bir yakarış yazısını hak ediyor. Devamını oku »

2 yorum var | toplam 133 kez okundu
05 Nisan
2008
Bowling Turnuvası!

Bilmuh'cular için & EBMT & Eğlence & Hayat

EBMT Bowling Turnuvası Yan KarikatürEge Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Topluluğu # (EBMT) olarak 7 Nisan Pazartesi gününe bir Bowling Turnuvası organize ettik. Hilton Planet Bowling’de 17.30’da başlayacak turnuvaya tüm Bilmuhçular ve arkadaşları davetlidir. Ayrıntılı bilgiyi buradaki afişte bulabilirsiniz.

Unutmayın ki hiçbirimiz profesyonel bowlingci değiliz. Oraya eğlenmek için gidiyoruz. Bundan dolayıdır ki, ister çok iyi bir bowlingci olun, ister daha hiç bowling oynamamış olun hepinizi orada görmek istiyoruz.

Eğer siz de katılmak istiyorsanız, afişteki ayrıntılı bilgileri de okuduktan sonra başvuru yapmayı unutmayın.

Herkese iyi günler. İfade resmi Devamını oku »

2 yorum var | toplam 164 kez okundu
04 Nisan
2008
MSN Dostluk Arka Kapısı Değil!

Bilgisayar & Hayat & Kişisel & İnternet

no-friendsSizce MSN hayatın yerini tutabilir mi? Kimseyi görmeden, kimseyi aramadan, sadece MSN’den arkadaşlıklarınızı devam ettirebilir misiniz?

Böyle sorulunca cevap açık ve net oluyor sanırım: Hayır.
Ama ne yazık ki böyle davranan arkadaşlarım var.

Anında mesajlaşma yazılımları “haberdar olmak” ve “hal hatır sormak” için değildir arkadaşlar! Anlık mesajlaşma yazılımları telefon parasından kurtulmak için kullanabileceğiniz günü organize etme araçlarıdır. MSN’den bir arkadaşınıza ertesi gün için size imza atmasını söyleyebilirsiniz. Canınız istiyorsa arkadaşınızla sinema programı da yapabilirsiniz. Çok güzel geyik de çevrilir MSN’de, gülmekten yerlere yatarsınız, eğlenirsiniz… Ama “dostluk”, “arkadaşlık” sürdürülmez MSN’de. Bir defa insan görmek ister. Kanlı-canlı, gülümsemesiyle, sesiyle, neşesiyle, derdiyle, hüznüyle, sevinciyle “dost” (ya da arkadaş) olarak gördüğü kişiyi görmek ister. Aksi halde neden her Antalya’ya gidişimde arkadaşlarımı görmek isteyeyim? Biz MSN’den hiç konuşmuyor muyuz?

MSN böyle bir illet işte arkadaşlar… İnsanlar MSN’de yazıştıkları kişiyi “görmüş gibi olduklarını” iddia ediyorlar. Aylarca görmediğiniz bir kişiyle eğer MSN’de her gün yazışıyorsanız sizin samimiyetiniz hiç bozulmuyormuş. Uydurduğunuz bahaneler daha kabul edilebilir oluyormuş. Size “Hadi len oradan!” demek istiyorum arkadaşlar. Siz cidden bir insanı görmeye gerek duymuyor, yeri geldiğinde sırf bir kişiyle buluşmamak için 10 saniyede 1010 bahane bulabiliyor, ama MSN’e gelince balım cicim oluyorsanız, ben bunu yapan herkesin dostluğundan da arkadaşlığından da şüphe ederim!

MSN’i “dostluk” gibi değerli bir kavrama alet etmeyin arkadaşlar! “Gerçeklerden oluşan imkânsızlıklar” dışındaki hiçbir neden iki dostun arada bir buluşmasına, birbirlerinin suratlarını görmesine, bazı şeyleri paylaşmalarına engel olamaz. MSN’de yazdıklarınız, gösterdiğiniz samimiyet pek bir şey ifade etmiyor bana… Devamını oku »

2 yorum var | toplam 229 kez okundu
03 Nisan
2008
Bahane Bulma Kılavuzu

Hayat & Ivır Zıvır & Kişisel

Bahane Bulma Kılavuzu

Arkadaşlarımızın bize sürekli bahaneler uydurması, genelde sudan sebeplerle bizi ekmeleri, genelde yarı yolda bırakmaları, bize lafta verdikleri değeri davranışlarıyla en güzel şekilde göstermeleri (!) bizim daha yaratıcı olmamıza yol açtı.

Güvenin ve arkadaşlığın kolay kolay kazanılmadığı ve anında kaybedildiği böyle b.ktan bir dünyaya biz de bir şeyler katmak istiyoruz.

Arkadaşlarımızın (acaba?) bize sürekli ama sürekli bahaneler uydurması bunları bir arşivde toplama düşüncesini beraberinde getirdi. Dedik ki şimdiye kadar katlanmak zorunda olduğumuz bahaneleri, bundan sonra duymamız olası bahaneleri; aslında mümkün olan tüm bahaneleri bir kitapta toplayalım, bunları bir güzel kategorilendirelim ve herkesle paylaşalım. Devamını oku »

3 yorum var | toplam 196 kez okundu
02 Nisan
2008
Müşfik Kenter’den bir şiir…

Bilgisayar & Hayat & Ivır Zıvır

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, ‘Fast live’, fast food’, ‘fast music’, ‘fast love’…
Dikte ettirilen yükselen değerler, ‘in’ler, ‘out’lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar,
Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste’ yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz mail’le arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

Müşfik Kenter

yorum yok | toplam 97 kez okundu
29 Mart
2008
TBY İzmir: Şükür Kavuşturana

Eğlence & Hayat & Ivır Zıvır & İnternet

TBY (Türk Blog Yazarları) Logoİzmirli Blog Yazarları olarak 19 Nisan 2008 Saat 14.00’da Konak Pier’de toplanıyoruz. Tüm TBY üyeleri davetlidir.

Şuradaki çağrıyla bizi buluşturmak için ilk adımı atan ve sonrasında uğraşıp duran Başak’a ne kadar teşekkür etsek azdır sanırım.

Buluşma hakkındaki son duyuruya buradan erişebilir, TBY topluluğundaki tartışma sayfasına buradan erişebilir, katılım için başvurunuzu buradan yapabilirsiniz.

Eğer İzmir’deyseniz ya da 19 Nisan’da burada olabilecekseniz sizi de aramızda görmek isteriz.

yorum yok | toplam 235 kez okundu
26 Mart
2008
Güne Başlarken-2

Kişisel

Dün gece bir sürü hayal kurdum. Şimdi hepsinin yıkılışını görmek için güne başlıyorum. Günaydın millet, hayallerden sıyrılıp güne atılma vakti geldi ne yazık ki. İfade resmi

2 yorum var | toplam 104 kez okundu
22 Mart
2008
Güne Başlarken

Hayat & Kişisel

Bugün 22 Mart 2008 Cumartesi. Bugün için hayallerim var.

Uyuyamıyorum. Dün gece sırf uyuyabilmek adına yorgunluktan ölene kadar bilgisayarın başında kaldım. Bağımlı olduğumdan değil. Ya başka ne yapsaydım?

Sabah saat 05.30 civarı adımı bile hatırlamayacak duruma gediğim an, uyumam için en ideal zamandı. Kendimi koşarak yatağa attım.

Uyumak istediğimden değil, uyumak zorunda olduğumdan uyudum. Yorgunluk kapattı gözlerimi. Yastığıma sarıldım ve kafamın içinden geçen mutlu ütopyayı bir köşeye atmaya çalışarak uyudum. Tabi sürekli sağa sola dönmeyi, kâbuslar görmeyi, gece düşünmeye devam etmeyi, sabah bunları hatırlayıp iyiden iyiye çökmeyi, daha kötüsü bunları kimse anlatamayacağım gerçeğini bilmeyi uyumak sayarsanız…

Sabah 10 gibi uyandım. Uykumu almıştım ve kendimi berbat hissediyordum. Bir insan bu saatte kimi arayabilir? Eh, çok iyi biliyorum ama beni engelleyen bir şeyler var işte.

Biraz daha zorlayarak saati yarım ettim. Artık uykudan zerre yoktu; bir sağa, bir sola dönüyordum, mutlu hayallerle kendimi kandırmaya başlamıştım. Hâlbuki o mutlu hayalleri kurmayı bitirince nasıl çöktüğümü önceden biliyordum. Kendimi hemen engelledim. “Her şey güzel olmayacak!” Elinizdeki olumlu kanıtlar, el altından elde ettiğiniz olumsuzlardan kat ve kat daha azsa, anlam veremediğiniz bir sürü olay varsa, yalnızsanız, sizi anlayacak kişiyi seviyorsanız o zaman nasıl hala umudunuz olabilir?

Böyle düşünerek yatakta doğruldum. Sonsuz döngüye girmekten korkuyordum. Devamını oku »

1 yorum var | toplam 151 kez okundu