İnsan ilişkilerini konu alan yazılar bu bölümde yer alır.
http://v.ubenzer.com/2010/02/kirby-and-the-love-equation.mp4
Video ne yazık ki İngilizce olsa da, paylaşılacak kadar hoştu. Aşkın denklemi, çıkan sonuç ve sonuç doğrultusunda yapılacaklar… Devamını oku »
Bazı ufak şeyler vardır çevremizden beklediğimiz… O kadar ufak ve hayata o kadar yerleşik beklentilerdir ki bunlar, ne kelimelere döküp adlandırabilirsiniz, ne alenen talep edebilirsiniz. Onlar sadece “olur”. Böyle ufak şeyler hayatın tadı tuzu olup, hayatın sadece verilen sözler, açıkça ifade edilebilenlerden oluşmayan ilginç ve hoş bir şey olmasını sağlar.
Düşünsenize, öyle bir hayatınız var ki, fatura keser gibi her hareketinizi kağıda dökebiliyor, hepsini muhasebeleştirebiliyorsunuz… Hoş mu?
Ama tabi beklenenler genelde gerçekleşmez… Kişisine göre, vaktine göre, size göre, hissettiklerinize göre, dönemine göre, vs. vs. umurunuzda değildir genelde gerçekleşmemesi… Oralı bile olmazsınız. Hatta, belki siz bile fark etmezsiniz. Devamını oku »
Hayat insana bir sürü şey öğretiyor. Ne olursa olsun tek kişilik de düşünmek, tek başınıza gerçekleştirebileceğiniz bir acil kaçış planınızın olması gerektiği bunlardan bir tanesi.
Takım halinde çalışıyor olabilirsiniz. Grup halinde bir etkinliğe gidiyor olabilirsiniz. En iyi arkadaşınızla yemeğe çıkacak olabilirsiniz. Tatile bir arkadaşınızın yanına gidiyor ve uçak biletinizi çoktan almış olabilirsiniz. Bunlar olağan şeyler. Ama bunlardan hangisini yaparsanız yapın, yanınızda kimse olmayacakmış gibi, herkes size yamuk yapacakmış gibi bir B planınızın olması gerekiyor. Daha sonra şaşkınlık içinde, dudaklarınızı büzerek, “Ama… ama…” dememek için. Ortada g.t gibi kalmamak için. Devamını oku »
Hatanızı kabul ettiğiniz, özür dilediğiniz, bir daha tekrarlamadığınız bir konu hiç kapanmazsa ve üzerinden yıllar geçtikten sonra bile fırsatı bulundukça hala yüzünüze vurulmaya devam edilirse ne hissedersiniz? Sizce bu yapılan doğru mudur?
Kendi adıma cevap veriyorum: Sabır var, taşı var, ama bir yere kadar! Sizce? Devamını oku »
Hani olur ya hep! Birini bir yere davet edersiniz ya da ondan bir şey yapmasını istersiniz. Sonra bir anda konu dağılır, başka bir sürü yere gider, gelir, sizin öneri arada kaynar gider…
Karşınızdaki kişi bu “kaynatma” eylemini o kadar profosyonelce yapmıştır ki hayretle bakakalırsınız. O bildiğini okumuştur, ama bir bahanesi bile yoktur, “arada kaynamıştır, eğer hatırlatmış olsaydınız gelecekmiştir” aslında.
Ama siz bir adım öne geçebilirsiniz. Uyanık olun. Bir şey istedikten sonlan gelen cevaplara dikkat edin. Kaşınızdaki nasıl debeleniyor, nasıl uğraşıyor konuyu dağıtabilmek için…
Bin dereden nasıl su getirtildiğini izleyin. Mısır patlatın, çekirden (çiğdem) çitleyin ve bahanecinin nasıl maymunluk yaptığını izleyin/okuyun. Böyle bir eğlence daha yok.
Ee.. Bu işler böyle. Hayat bu. Devamını oku »
Bazı şeyler uğrunda çaba gerektirir. Uğraşır durursunuz. Çeşit çeşit yollar dener, yapmadık maymunluk bırakmazsınız. Ama bir adım bile ilerleyemezsiniz.
Bazen hırs yaparsınız. Amacınızı “elde etmek” için o kadar ama o kadar çok uğraşırsınız ki, elde edene kadar ondan çoktan bıkmış olursunuz. Tüm hayat bir amaca endekslenmez ki… Devamını oku »
Bir gün bambaşka bir dünyada uyanmak isterdim. Her şeye sıfırdan başlayabileceğim, arkama bakmamı gerektirecek en ufak bir neden/kişi bile olmaksızın yeni ve umutlarla dolu bir dünyaya adım atmak isterdim.
İsteklerin daha kolay gerçekleştirilebileceği, deyim yerindeyse “pembemsi” bir dünyada… Devamını oku »
Herhangi bir üçgen çizimini nedense herhangi bir hayata çok benzetiyorum.

Hangi açıdan bakarsam bakayım bir şeylere uyuyor. Herhangi bir zamanda bir yere konumlandık. Kimse A noktasının yerini önceden bilemedi. B noktasının niye A’nın çevresinde bir yere konulduğunu çözemedi. Niye C, A ve B ile aynı düzlemde yer aldı? Sebepli veya sebepsiz bir düzlemde bir üçgen böyle çizildi. Devamını oku »