Mart
2010

Lal

Mart 2010 misafiri Özlem Gürses yazıyor…

Ayaklarımı da uzattım ve artık yorgunluğumdan arınmaya hazırdım. Kollarımı kımıldatmaya mecalim yoktu bu yüzden sadece tavana bakıyordum ve düşünüyordum. Mutsuz sayılmazdım ama mutlu olup olmadığımı da bilmiyordum. Sahi neden böyleydi? Neden mutlu olduğumu hissedemiyordum ya da neden sadece ‘mutsuz değil’dim? Bilmiyordum, belki de yanıtını aramaktan çok uzaktım ama yetiyordu. Zaten uzun zamandır her şey sadece ‘yetiyor’ bana. Daha fazlası için uğraşmıyorum, beklentim de yok zaten. Yetiyor. Çok da fena sayılmaz elimdekiler. Bu yüzden yetmesi de anlamsız olmasa gerek değil mi?

Neler düşündüm aklımdan neler geçti şu an tam olarak anımsayamıyorum. Dediğim gibi uzun zamandır umursamazlık var bende. Kendimi, olayları, insanları o kadar kafaya takmıyorum. Haklı mıyım haksız mıyım bilmiyorum. Haksızlık ediyor muyum onu da bilmiyorum ve bunların da hiçbirisini önemsemiyorum. Böyle daha mutlu olduğumu söyleyebilirim. Böyle daha rahat en azından. Ne kadar önemsesen de değiştiremiyorsun değil mi birçok şeyi? Evet değiştiremiyorsun. Değiştirebileceğim her şeyi şimdiye kadar çoktan değiştirdim ve değişmesi gerekenler için de çaba sarf ediyorum. Ama kendimce ayrıma varabildiğimi düşünüyorum açıkçası. Bazı şeyler senin elinde olmadan değişiyor ya da sabit kalıyor. Sen ne yaparsan yap, ne kadar çaba harcarsan harca, ne kadar dil dökersen dök aynı kalıyor değişmiyor. İnsanlar özellikle…

Ne insanlar seni anlıyor ne de sen onları yeteri kadar anlıyorsun bence. Bence her iki taraf da anlamak için gerekli özveriyi göstermiyor. Çünkü her iki taraf da kendisiyle ilgili bazı meselelere fazlaca önem gösterdiğinden bu önemi karşı taraftan da alamama ihtimali korkutuyor. Ya da en azından bana öyle geliyor. Edgar Allan Poe’nun bir alıntısını görmüştüm geçen gün bir dergide: “Nasıl çok akıllı olanların akıllı halini etrafları anlamayıp aptal sanırsa onları, şövalye ruhlu insanların aşırı mertliğini de cimrilik sanabiliyorlar.” diyordu. Aslında evet çok doğru. Görüyorum da şimdilerde herkes herkes için bir şeyler düşünüyor. Herkesin bir öteki için düşünceleri var bağnazca inandığı. Herkes aslında öyle olduğunu sanıyor. Anlamıyorlar çünkü. Gerçekte ne olduğunu bilmek için çaba harcayan çok az ya da bana az denk geliyor.

Her şeye rağmen sadece hak edenlere gerekli değeri göstermek de bir çözüm yolu olabilir bence. Bazen hayatın kendisi bile bunu hak edemeyebiliyor. O zaman da rahvanı koy gitsin diyorsun. Her şey için. Evet, bazen bu işe yarıyor.

Ne olursa olsun her şey istediğim gibi gitmeyecek ve çoğu zaman yalnız olacağım hayatımda. Bunları kabullenerek yaşıyorum. Ve aslında yalnızlığın tadını çıkarıyorum bir bakıma. Yolunda gitmeyecek çok fazla şey olacak. Ama olsun bu da benim hayatım.

Bütün bunları düşündüm tavana bakarken. Kendimi, hayatımı düşündüm. Sorgulamadan düşündüm. Çünkü sorgulasam da çoğu zaman her şeyin sorumlusu olarak kendimi görüyorum. Bu da hoşuma gitmiyor tabi. Dünyaya atmak gibi kolay bir yolu seçiyorum sonunda.

Başlıkta da dediğim gibi çoğu zaman lal olmak lazım. Kendin hariç herkese her şeye karşı ketum olmak lazım. O zaman daha bir kolay oluyor her şey.

bu yazı 1.074 defa okundu

Mart 2010 Konuk Yazarı Hakkında

Özlem Gürses

Özlem Gürses, Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisidir.

Site hoşunuza gitti mi? Belki arkadaşlarınızın da gider.

İstekli

Aaa Reklam

+ Yorumunuzu Ekleyin 1 yorum

  • Savaş YILDIZ 25 Mart 2010 21.17

    Gerçekten de doğru yazılmış bir yazı.Bilmiyorum insanlar neden böyle?Ama dışarıdan bakıldığında belki biz de öyle görünüyoruzdur her ne kadar öyle olmasak da.

Yorumunuzu Bırakın

Bu yazıya gönderilen yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir
Yeni gönderilenleri yorum yapmadan takip etmek için tıklayınız.

Yorumunuz başarıyla alındı. Onaylandıktan sonra yayımlanacaktır. Teşekkürler.

Yazar Hakkında

Özlem Gürses

Özlem Gürses, Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisidir.

Twitler yükleniyor... 5 saniye sonra

Bıdı bıdı bıdı bıdı dıdı dıdı dudu dudu hıdı hıdı hödü hödü yüklüyoruz öhüm öhüm bıdı bıdı vs vs... 6 nanosaniye önce

Yüklenmenin geç olmasının sebebi ben değilim, Twitter API'sinin yavaş olması. Gudu gudu hıdı hödö büdü büdü... 25697 asır önce

Ha tabi bunları okumuşsan, bu sitenin çok gizli bir özelliğini bulmuşsun demektir. ;) Tebrikler. Bu "sürpiz yumurta"yı bulduğunu bana da haber verir misin? Tıkla! 6 dinazor önce

Geçen Yıllarda Bu Hafta

2011

Bunun Burada Ne İşi Var?

Bunun Burada Ne İşi Var?

Dün şehre inmek için Sayın Menderes Türel’in zamanında Hafif Metro ...

Windows 7’de Bilgisayarınızın Aldığı Puanı Değiştirin

Windows 7’de Bilgisayarınızın Aldığı Puanı Değiştirin

Biliyorsunuz Microsoft, Windows Vista’dan bu yana bilgisayarlar için bir performans ...

Dördüncü Sınıfın Birinci Döneminden Öğrenci Görüşleri

Dördüncü Sınıfın Birinci Döneminden Öğrenci Görüşleri

Dördüncü sınıfın yarısı bitti. Okuldan mezun olmak üzereyim. İyisiyle kötüsüyle bir ...

UBenzer’den Alın!

UBenzer’den Alın!

Ablam evdeki kullanılmayanları ayırmış, “Umut bunları sat.” dedi. Hazır elime ...

2009

Kısık Işık

Kısık Işık

Tavana asılmış tek beyaz floresan lambayı sevemedim bir türlü… “Ben ...

Antalya Toplu Taşıma Sisteminin Sorunları - 1

Antalya Toplu Taşıma Sisteminin Sorunları - 1

Antalya’da ulaşım bir ölüm. Trafik sıkışıklığı, haftada bir yönü değişen ...

2008

14 Şubat

14 Şubat

Biliyorsun bugün 14 Şubat. Daha iki gün öncesinden hazırdı zaten ...

Uyumadan Önce Son Boşluk

Uyumadan Önce Son Boşluk

Uykuya dalmadan önce düşünürüm… Kötü alışkanlıklarımdan biridir. Aklıma ne gelirse ......

NES Emulatörleri

NES Emulatörleri

Daha önceki şu iki yazımda (1.si, 2.si), çocukken bolca oynadığımız ...

Son Yorumlar