Yine aynı şekilde bir veda ile şehirlerarası yola aktı. Önce otogardan çıktı, daha sonra şehirden. Şehrin, daha doğrusu şehrin şehir merkezi denilebilecek noktalarının bitimini kocaman, heybetli yemyeşil dağlar, bu dağlara tırmanan üçer şeritli gidiş ve geliş yolları izledi. Yollarda bu rampaları tırmanan onlarca yolcu otobüsleriyle bu rampalardan aşağı inmekte olan, Antalya’ya belki de ilk defa giren araç sahipleri vardı.
Yol uzadıkça uzuyordu. Daha henüz İzmir’e beş saat kırk beş dakika vardı. Geçen her saniyeyle Antalya’nın getirdiği pozitif enerji ve +3 mutluluk puanı da kayboluyordu…
Umut BENZER
Bundan sonra klavye başında değil de, kalemimle yazıp, daha sonra düzenleyip bilgisayara geçirdiğim yazılarımın ilk halinin taslaklarını da yayınlamayı düşünüyorum. Aşağıda bu yazının ilk halini görebilirsiniz. O defter benim düşünce defterim… Aklıma bir şey geldikçe karaladığım anlamsız olayları bir potada toplayıp yazıya dönüştürdüğüm yer işte orası.